Köşe Yazarları

ÇARESİZLİK İÇİNDE



 

İnsanlık oldumolası kendi türünün yok olmasından korktu.

Bu korkuya kapılmasının nedenleri vardı ve bunları yaşayarak gördü.

Doğal afetlerden tutun salgın hastalıklara kadar dünyanın geçirdiği deneyimler yok olma korkusunu insanlığın kafasına kazıdı.

İnsan ölümü doğal karşılanıyor ama insanlığın hep birlikte yok oluşu ürkütücüydü, bu da insanlığın kendi türünün devamı için sürekli bir endişe kaynağı yarattı.

Bu endişe ve korku olmasına rağmen, insanoğlu yaşadığı gezegeni tahrip etmekten geri durmadı ve her seferinde kendi kendini salgın hastalıkların ve felaketlerin kucağına sürükledi.

Korkuyu, endişeyi, sorgulamayı, yok olmaları romanlara havale etti, öte yandan yaşadığı gezegeni berbat etmeyi sürdürdü…

Mary Shelley Son İnsan

Mary Shelley “Son İnsan” (1826) adlı romanında bu korkuyu işler ve çeşitli salgınlar karşısında insanlığın yok olabileceğini sorgular bir bakıma…

Şairin dediği gibi,

“Ben de isterdim şüphesiz
Çiçek koparmak olsun
Bütün günahı ellerimin

Olmadı işte”

Olmadı ve insanlar yaşadığı gezegeni kirletmeye, tarumar etmeye devam edip günahlarına günah eklemeyi marifet saydı…

Bu son salgın olayı gibi görülmemişti.

Bu sefer bütün dünya, nerede birlikte, topluca bir yaşam varsa herkes karantina altında.

Ölüm bir virüs vasıtası ile tüm dünyada kol gezmekte; yerleşecek beden aramakta; hiçbir ayırım gözetmeden.

Herkesin ufku kapısından, penceresinden dışarıyı görebildiği kadar!

Varlıklısı da öyle, yoksulu da öyle.

Düşmanlıkların, sevgisizliklerin, savaşların, haksız kazançların, çevre duyarsızlıklarının, hırsların, sermaye üstüne sermaye edinme aç gözlülüklerinin hiç biri beş para etmiyor şimdi.

Bir maske bir tank fabrikasından daha değerli şimdi.

Bir şişe kolonya bir F16’dan daha değerli…

Şu insanlık var ya!

Akıl koyacak mı kim bilir.

Koymazsa, gün gele kendi türünün nasıl yok olacağını da çaresizlik içinde seyredebilir…

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı