Köşe Yazarları

Burada gazeteler yok oluyor (Türkiye’nin arka bahçesi KKTC…)






Mülakatı yapan gazeteci soruyor:

  • “Niye bir gazete çıkarmak istiyorsunuz?”

Adam pişkin pişkin cevap veriyor:



  • “Medya eşittir güç. Hem burada gazetecilik yok ki…”

Bu mülakat Gazeteciler Birliği’nin yayın organı Medya dergisinde yayınlanıyor.

İyi ki yayınlanıyor da tarihe not düşülmüş oluyor.

Tarih dedimse de öyle 50 yıl öncesi falan değil.

Sadece 3 yıl önce.

Türkiye’den gelen şaibeli sermayenin buralarda el üstünde tutulduğu günlerde.

İstanbul’daki kirli işlerini buralara yaymaya çalışanların döneminde.

Politikacıların ve sözde gazetecilerin kirli sermayeyi el üstünde tuttuğu zamanda.

Gerçi bu dönem hala devam ediyor ve bedelini Kıbrıs Türkü ödüyor ya, neyse…

Adam “burada gazetecilik yok” diyerek hepimizi aşağıladı ve gazete çıkarmaya başladı.

Aramızdan bazıları para kokusu aldı ve adamın kapı kulluğunu yapmaya başladı.

Yüksek maaşlar, konforlu odalar, ek ödenekler falan derken adam etrafında oluşan kapı kulu gazetecilerin verdiği gof ile coştukça coştu.

Her ay yüz binlerce lira zarar etmesine rağmen, hediyeler dağıttı, bedava ev promosyonları yaptı, Havadis dahil birçok gazeteye darbe vurmaya çalıştı.

Üzülerek belirtmeliyim ki “kardeşim” diye saydığım en yakınlarım bile paranın cazibesine kapılıp, bizi terk edip, kapı kulluğunu tercih ettiler.

Hatta “yanlış yapıyorsun” diye defalarca uyarmamıza rağmen “Bulut Dubai’de KKTC’yi temsil etti” diye iğrenç yazılar döşemeye bile yeltendiler.

Bunu okuyan ve ucuza ev sahibi olma hayalleri kuran emekçi insanlar da adamın kurduğu tuzağa düşüp, borçlanıp-harçlanıp paralarını Bulut’a kaptırdılar.

Paraları kaptı ve gitti.

Türkiye’de de aynısını yaptı.

Yüzlerce insan ev sahibi olma hayali ile paralarını kaptırdı ve büyük bir hüsrana uğradı.

Türkiye’de davalar açıldı, mahkemeler kuruldu, adam hiçbirini takmadı.

Şimdi, mahkeme, hakkında tutuklama kararı çıkardı.

Gazetelerin manşetlerindeydi;

“Kayıptır ve görüldüğü yerde tutuklanacak…”

 

***

 

Bulut’un gazetesi gibi 3 yıllık değil Kıbrıs Türkünün tarihine damga vuran 74 yıllık Halkın Sesi gazetesi kapatma kararı aldı.

Mirasçıları “1 Ocak 2017’den itibaren artık internette yayın yapacağız” diyorlar.

Bu koskoca bir tarihin yerle yeksan olması demektir ama nazikçe söylüyorlar.

Hepimize ait olan Halkın Sesi’nin kapatılması utancını nazikçe geçiştirmeye çalışıyorlar.

Halkın Sesi’nde bir tarih vardır. Kıbrıs Türkünün tarihi.

Dr. Küçük’ten Denktaş’a, Nalbantoğlu’ndan nice liderlere hepsi Halkın Sesi mektebinden geçtiler.

Ve yeni yetme birçok gazetecimiz de öyle.

Bu memlekette arpaya, portakala, patatese, hellime yüz milyonlarca lira destek verildi de gazeteler Türkiye’den gelen üç kağıtçıların insafına terk edildi.

Solcular “biz denk bütçe isteriz” dediler, (solcuların lideri şimdi kumar baronlarının gazetesinde köşe yazarıdır) sağcılar, “napalım be gardaş üstümüzde baskı var” dediler, sonuçta el birliği ile hepimizi tarihe gömmeye hazırlanıyorlar.

 

***

 

İşi özü şudur;

Anlaşma olsa da olmasa da Kıbrıs Türkü yok olacak.

Ve bunun sorumlusu bir anlaşmaya evet diyen veya hayır diyen politikacılar olacak.

Tarih bunu kendi hesaplarına çok iğrenç bir şekilde yazacaktır…







Başa dön tuşu