Köşe Yazarları

BM hedef mi küçülttü?


Crans Montana- Crans Montana’da ilk gün geride kaldı…

Sabah tam bir kargaşa ile başladık güne…

Rum Hükümet Sözcüsü daha sonra yalanlasa da…

Yöntem krizi yaşandı.

Rum tarafı “önce garantilerde ilerlemede” ısrar etti.

Yani…

“Tek masa” kurulacak…

Önce garantiler görüşülecek…

İlerleme olması durumunda, “11 Şubat 2014 belgesi ve son New York mutabkatına uygun olarak görüşmeler devam edecek…”

Yanisi şu:

“Yine ön koşul…”

Ancak…

Açılış seremonisinin başlaması ile ortam değişti…

Taraflar yeniden tek tek söz aldılar…

Neden Crans Montana’da olduklarını aktardılar…

Mevlüt Çavuşoğlu 50 yıllık sorunu çözmenin zamanının geldiğini söyledi.

Türkiye’nin çözüm için çaba harcayacağını iletti.

Akıncı ve Anastasidis de, “çözüm iradelerini” yeniden teyit ettiler…

Ve böyle bir ortamda, taraflar çözüm için koordineli bir şekilde çalışmaya başladılar…

Rum tarafının dediği gibi “önce garantiler” gibi bir çaba olmadı.

 

koçias,-eide

Şu bizim Koçias…

Ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Koçias…

Herkes, ilk günden kaçmasını bekledi.

Kaçmadı…

Üstelik bunu da bildiği için…

Konferans binasına girerken, Crans Montana’yı övdü…

“Burası çok güzelmiş, kaçmaya gelmedim” diyerek…

Ama en çok tartışılan ne oldu?

Yine Koçias…

Sunumunu yaparken, “Bu sorun artık çözülsün” dedi…

Dedi demesine ama…

Bir de gaf yaptı.

Ne dedi:

“Kıbrıs Cumhuriyeti bir sömürge artığı olarak kalmaya devam mı edecek, yoksa çağdaş bir ülke olarak mı yoluna devam edecek…”

Rum gazeteci arkadaşlara göre, bu iyi niyetse söylenmiş bir cümle ama Türk tarafınca abartıldı…

Koçias, İngilizce konuştuğu için çeviride yanlış yapılabileceğini söyleyen de var…

Ancak, bu cümleler Rum delegasyonunu gerdi…

AB üyesi bir ülke sonuçta Kıbrıs Cumhuriyeti…

Tamam, yarım falan ama…

“Sömürge artığı” demek, biraz ağır kaçtı…

Koçias, Türk tarafını “işgal altında” diye nitelerken, Rum tarafını da “sömürge artığı” ilan etti, iyi mi…

 

Zor olacak…

Ve evet, hiç de kolay bir süreç değil.

BM 14 günlük bir program yaptı.

Dolu dolu…

Paralel olarak tüm konular görüşülecek…

Bütünün Üzerinde tamamen uzlaşılmadığı sürece, hiçbir konuda uzlaşı sağlanmış sayılmayacak…

Liderler uzun bir maratonu birlikte geçirecek…

Ve sonuca ulaşacak…

Ya da ulaşamayacak…

“Kıbrıs sorununu salt garantör sorunu” gösterme gayreti, ilk gün itibarı ile resmen püskürtüldü…

Şimdi sahne BM’nin…

 

Eide ne demek istedi?

Ve gelelim Eide’ye…

Basın açıklaması yaptı ve son derece mutlu olduk.

En azından gazeteciler olarak, doğru elden bilgiye ulaştık.

Lakin.

Genel tekrarlar içerisinde bir cümle vardı ki:

“Esas başarı buradan bir çerçeve anlaşması ile aytılmaktır. Ancak bu olmazsa, ilerlemeleri de bir baları sayacağız…”

Özetle bu…

Bunun için mi geldik Crans Montana’ya…

Bilmem hangi devlet organının kimler tarafından kaç üyeyle temsil edileceğinin ne önemi var?

Benim için yok.

Bu aşamaları geçerek buraya gelindi…

Crans Montana’nın esas başarısı, bir uzlaşı ve referandum tarihi ile adaya dönülmesidir.

Eide’nin açıklamaları bana göre “başarısızlığa kılıf…”

İlerleme dediğin nedir ki?

Ne işe yarar…

Zaman ortaya irade koyma zamanı…

Akıncı ve Anastadiafis, zaman zaman Yunanistan ve Türkiye’ye rağmen bu cesareti ortaya koyabilmeli.

Gerisi başarı değildir.

Sadece BM’nin ipi koparmama çabasıdır.

Yetmez…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı