EkonomiKöşe Yazarları

Bankalar karlı

Mahmut Sezinler yazdı











Faizlerin sürekli bir şekilde değiştiği ve ciddi bir politika aracı olduğu bizim gibi zayıf para birimi kullanan ülkelerde acaba faizin ana merkezi olan bankaların durumu nedir? Bankalar hangi zamanlarda kazançlarını yükseltiyorlar? Faizler düştüğü zaman mı? Yoksa tersi mi?




Bu yazı analitik düşünce tekniği gerektiren bir nitelik taşımakta ve analitik düşünce tekniğini buraya uygulayalım. Özellikle bankacılık okuyan öğrenciler için bir analiz yazısı olsun.



Her şeyden önce bu soruya yanıt vermeden bakmamız gereken ayrıntı mevduat ve kredinin faiz oranları ve vade yapılarıdır. K.K.T.C’de ki mevduatın kısa vadeli olmak üzere ortalama yapısı bir aydır. Kredilerin ise orta ve uzun vadeli olmak üzere ortalama vadesi ise iki yıldır. Bankalarımızın mevduata verdiği faiz %17, kredilere uyguladıkları faiz ise %23 civarı. Yani faizler arasında kredi faizlerinin leyhine 5-6 puan fark var. Konsalide faizde fark artmaktadır. Bankalar kaynaklarını ortalama yıllık %17 faizle ve bir ay vadeyle topluyor ve bunlar her ay yenileniyor. Buna karşın aldıkları mevduatı  yıllık %23 faizle ve ortalama iki yıl süreyle veriyorlar.

Diğer taraftan bir soru soralım niye bankalara yatırılan kaynağın vadesi kısadır? Mevduat sahibi uygulanan para politikasına ve Türk lirasına güvenmediği için faizlerin düşmesi Türk parasının değer kaybetmesi beklentilerin olmasından ve sürekli ateş üstünde oturduklarından dolayı uzun vadeye fon bağlamak istememekte. Zaten bankalarda bir aydan daha uzun vadeye büyük oranda farklı faiz uygulamamakta böylelikle ileride oluşacak enflasyonla hiçbir taraf kendini riske atmak istememektedir. Dolayısıyla hem bankalar hem de mevduat sahipleri uzun vadeyle riske girmek istememektedir. Dolayısıyla mevduatlar kısa vadeli oluşmaktadır.

Gelin bu gerçek bulgulara ve ortaya çıkan gerçeklik yapısına örnek verelim.

A Bankasına Ahmet’in yıllık %17 faizle ve bir ay vadeyle 100,000.00 TL mevduat yaptığını düşünelim. Aynı gün Ali A Bankasından 100,000.00 TL %23 faizle iki yıllığına kredi alsın. Üç ay sonra Ahmet’in yatırdığı 100,000.00 TL’nin vadesi dolduğun da faizlerin %19’a çıktığını düşünelim. Bu durumda A Bankası Ahmet’e %17 yerine %19 faiz vererek mevduatını yenilemesini sağlayacaktır. Aksi taktirde Ahmet A bankasından mevduatını bir başka bankaya kaydıracaktır. Dolayısıyla A bankası %19 faizi vererek mevduatın vadesini tazeleyecektir. Fakat kredi verdiği 100,000.00 TL kredinin vadesine 23 ay daha olduğu için Banka’nın maliyeti artmış ama kazancı değişmemiştir. Sonuçta A bankası faiz artışından kazanç elde etmemiş. Kazancı azalmış olmaktadır.

Bunun tersini düşünelim faizlerin düştüğünü düşünelim. Yukarıda ki senaryo tersine çalışıp faizler düştüğü için bankalar zararlı değil kazançlı çıkmış olurlar. İşte bu sebeplerdendir ki bankalar Türk lirası yerine yabancı para cinsinden kredi vermeyi tercih ediyorlar. Burada bankaların almış oldukları analitik herhangi bir risk yoktur. Aksine bankalarımız yabancı para cinsinden mevduatın faiz nisbeti ile yabancı para cinsinden kredinin faiz nisbeti arasında kredinin leyhine. %12-13 arası (hatta zaman zaman bu marj daha da artmakta .) fark vardır ve özellikle bizler gibi değersiz ve sürekli yabancı para karşısında değer kaybeden para birimine sahipseniz bankaların yabancı para cinsinden kredilerinde kur farkı riski de mevcut değildir.

Diğer bir gerçeklikle bankalarımızın Türk Parası cinsinden yeterli kar marjına ulaşamadıklarını ve enflasyonist ortamlarda yabancı para cinsinde plaşman yaptıkları taktirde yüksek kar marjına ulaşabildiklerini söylememiz mümkün.

Bankalarımız her yıl bilançoların da ki karları artmaktadır. Bu ortaya koyduğum argümanda bunu destekler niteliktedir.





Başa dön tuşu