Köşe Yazarları

Avrupa birliği dağılıyor mu?






İngiltere, Avrupa Birliği’nden resmen çıkmak için başvurdu.

Avrupa Birliği yanıt verdi; “Sizi çok özleyeceğiz ama güle güle..”



İngiliz basını, büyük bir panik halinde İngiltere’nin geleceğini sorgulamaya başladı.

“İkinci dünya savaşında bile bu kadar belirsizlik yoktu” diyenler var.

Avrupa Birliği, en batısındaki üyesi İngiltere ile kopuyor.

Ne enteresandır ki en doğusundaki aday üye Türkiye ile de ciddi ve büyük sorunlar yaşıyor.

Suçun kimde olduğu sorunsalından bağımsız, Türkiye’nin hızla Avrupa Birliği’nden uzaklaştığı gerçeği aşikardır.

Ve görünen odur ki Türkiye’nin komşusu tam üye Yunanistan da ekonomik sorunlardan dolayı Avrupa Birliği’nden kopma aşamasına gelebilir.

Bunlar sadece Avrupa Birliği’nin yaşadığı sorunlardan bazılarıdır.

AB, başka önemli sorunlarla da karşı karşıyadır.

Ve bu sorunlara bakıp da şu soru sorulmaktadır;

Avrupa Birliği yakın bir gelecekte dağılacak mı?

 

***

Aşağıdaki tespitlere büyük ölçüde katılıyorum.

Bu tespitleri yapan AKEL’dir.

Kuşkusuz ki AKEL’in ideolojik yaklaşımlarını da içermektedir ama Avrupa Birliği’nin kompradorlarının da alternatif görüşleri dikkate almasının zamanı gelmiştir.

Aksi, faşistlerin ve ırkçıların hakim olduğu bir Avrupa olacaktır…

AKEL’in görüşleri şöyledir;

“Günümüzün Avrupa Birliği’nin temellerini atan Roma Anlaşmaları’nın 25 Mart 1957’de imzalanmasından bu yana 60 yıl geçti. AB’ye üye 27 ülkenin liderleri AB’nin kuruluşunu kutlamak için Roma’da bir Zirve şenliği düzenlediler. Ne var ki, bu sefer kutlamalar, AB’nin karşı karşıya olduğu ve mevcudiyetiyle ilgili çıkmazları gizleyememektedir. Brexit, AB karşısında sosyal memnuniyetsizliğin artması, AB içerisinde aralarında köprü kurulamayan çelişkiler, milliyetçiliğin ve yabancı düşmanlığının yükselişi gibi sorunlar AB’nin bütünlüğünün ve geleceğinin artık kesin olmadığının gözler önüne sermektedir. Altmış yıl sonra, AB kurucularının beyannamelerinin ve vaatlerinin sadece doğrulanmamakla kalmayıp, her gün çürütüldüğü apaçık ortadadır.

  • Avrupa’nın halkları “refah” yerine, bankaların kurtarılması için milyarlar akıtılırken, işsizlerin, evsizlerin ve yoksulların sayısını milyonlarla saymaktadır.
  • AB “barış” yerine, sürekli bir şekilde militarize edilmekte, NATO’nun ikiz kardeşi haline gelmekte, savaşı yaşayan Ortadoğu ile silah ticaretini sürdürmekte, silah sanayisine “yatırım yönelimi” ilan etmektedir. AB, bir Avrupa komutanlığı oluşturup, askeri saldırılara ve müdahalelere karışarak, tüm dünyada askeri misyonlar yürütmektedir. Yugoslavya, Libya, Irak, Afganistan ve Suriye’de elleri kana bulanan AB Ukrayna’da faşizmin hortlatılmasında suç ortağı oldu.
  • AB liderleri “dayanışma” yerine, Akdeniz’in sularında boğulan mültecileri “Avrupa Kalesi” dışında tutmak için duvarlar ve elektrikli dikenli tellerle engeller dikmekte, devriyeler ve operasyonlar düzenlemektedirler.
  • “Demokrasi” yerine, AB’nin işleyişinde demokrasi eksikliği sürekli olarak artmakta, devletler ve bölgeler arası eşitsizlikler yeniden üretilmekte ve aynı esnada anti-komünizm kurumsallaştırılmakta ve İkinci Dünya Savaşı’nın tarihi tahrif edilip ve çarpıtılmaktadır.

Bu dramatik gerçeklik gökten zembille inmedi, bir anda ortaya çıkmadı. Bu, AB’nin kapitalist doğasının ve on yıllardır egemen olan neo-liberal politikalarının sonucudur. Avrupa’yı bu duruma Avrupa’nın Sağ ve Sosyal Demokrat güçleri birlikte götürdüler. Hatta bugünkü duruma yol açan aynı reçeteler ve politikalarla çözümlerin bulunacağı konusunda ısrar ediyorlar. Farklı süratlerde ilerleyecek bir AB için beş senaryoyu öngören “AB’nin Geleceği Üzerine Beyaz Kitap” onların sahip oldukları felsefenin tipik bir örneğidir. Beş senaryoda var olan ortak payda AB’nin askeri birliğinin derinleştirilmesidir. AB liderlerinin, halkların ihtiyacının daha çok savaş ve daha fazla silahlanma olduğu görüşünde oldukları açıktır. Diğer yandan, çeşitli milliyetçi ve aşırı sağ güçlerin birçok üye ülkede öne sürdükleri “Avroseptik politikalar” aynı derecede tehlikeli ve halkların çıkarlarına karşıdır ve büyük sermayenin en gerici kesimleri tarafından yönlendirildiğinden Avrupa’nın en karanlık zamanlarını anımsatmaktadır.”







Başa dön tuşu