Köşe Yazarları

Aman dikkat

Mete Hatay yazdı...


Umut nasıl zayıfın ekmeği ise küfür de dikenidir.

Küfür veya hakaretle ilgili güç dengesi çok önemlidir.

Eğer küfür, hakaret veya aşağılama daha güçlü bir mevkiden veya pozisyondan daha güçsüz birine yapıldığı taktirde “bullying,” “mobing” yani “zorbalık” kapsamına bile girebilir, daha güçsüz yerden yapılanı ise tam tersi “direniş” aygıtı olarak görülebilir.

Eğer kitle halinde yapılır ise bu defa da “linç” kapsamına girer. “Nefret, şiddet söylemi,” “linç,” ve “iftira,” sakıncalı ifade kullanımlarıdır.

Ama neyin nefret söylemi neyin nefret söylemi olmadığı iyice irdelenmelidir!

İnsan haklarının gelişmesiyle veya dönüşmesiyle yüzyıllardır “öteki” veya “hepimiz insanız” kapsamı içinde görmezden gelinen veya “sapkın” olarak görünen kesimlerin kazandıkları haklarla, eskiden eril iktidarın kesin tahakkümünün olduğu dönemde halk arasında yapılan bazı sövmeler de artık “cinsiyetçi” kapsama alınabilmekte ve hatta bazı ülkelerde “zorbalık” kapsamına alınıp cezai müeyyidesi bile olabilmektedir.

Buradaki orantısız güç dengesi ise “erkek iktidarı” ile kadın, gay veya lesbian olmaktan dolayı yüzyıllardır horlanmaya tabi tutulmuş kesim arasında kendini gösterir..

Konumuza dönersek İnsan Hakları Mahkemesi icdaatları devlet büyüklerine halkın yaptığı küfürleri desteklemese bile iktidarların bu tip “vernacular” hakaretlere daha hoşgörüyle yaklaşılmasını önerir.

Orta Çağ’da bile köylünün Lordlara olan kızgınlığının giderildiği mecralar vardı.

Bunun en önemlisi Karnavallardı. Buralarda Aristokrasi veya İktidar ile dalga geçmek serbestti, sövme açık şekilde olmasa bile tolere edilirdi.

Krallar soytarı, soytarılar ise geçici bir süre için Kral ilan edilebiliyordu.

Tabii her karnavalın bir bitiş tarihi vardır. Yani oradaki görece özgürlük, verilen iznin bitmesiyle ortadan kalkardı.

İşte şimdi zayıfların direnişlerinin yeşerebileceği, verimli bir mecra olan sanal medya da kontrol altına alınarak Karnavallar gibi ona da bir bitiş veya bir tavır sınırı çizilmeye çalışılmaktadır.

 

Akıllarınca sosyal patlamaları böylesi sınırlı ortamlarda tutarak engelleyeceklerdir.

Tabii ki özgürlükler sınırsız değildir ama o sınırı kimin çizdiği, kimin bekçiliğini yaptığı ve hangi niyetle çizildiği, halktan birinin sezerniş yaparken kullandığı “belden aşağı sövgüden” her zaman daha önemlidir.

Yani kısaca diyeceğim, bazı hoş olmayan lafları, “”vernacular” yani argo küfürleri temizleyip “steril” bir ortam yaratacağız diye esas özgürlük alanlarına büyük bir darbe vurabiliriz.

 

Amman dikkat..

 

 

 



Başa dön tuşu