Köşe Yazarları

“Akıllı ekonomiye” göre eğitim sistemimizi dönüştürmeliyiz

Eğitim-ekonomi arasında büyük sebep-sonuç ilişkisi  var. Bu ilişkiyi ıskalarsanız, hayatta siz ıskalar. Ne yazık, Kuzey Kıbrıs’ta “ eğitim-istihdam-ekonomi ” ilişkisini ıskalıyoruz, bu konuda bir devlet vizyonu ve buna bağlı bir planımız yok.

Bu yüzden de “ insan kaynaklarımızı tarumar ediyoruz, köreltiyoruz,saptırıyoruz; çoğu zamanda Kuzey Kıbrıs ekonomisinin veya yeni dünya ekonomisinin ihtiyacı olacak şekilde çocuklarımızı eğitemiyoruz ”. Elbette, aileler bunu kendi kabiliyetlerine göre yapıyor. Bahsettiğim bu alanda bir devlet vizyonu ve planının olmamasıdır.

Şahsen KKTC’de beni en çok yaralayan ve üzen konu budur. Eğer,100 kişilik kamu istihdamı yapılacak yere 1500-2000 kişi başvuruyorsa veya özel sektör aradığı yerli insan kaynağını bulamıyorsa, ya da bir sürü gencimiz ana ocağında işsiz bekliyorsa veya göç etmek istiyorsa, kendi işini kuramıyorsa, o zaman bu sorunu sadece Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne bağlayamayız. Elbette, etkisi var ama buna rağmen çok şey de yapabiliriz…

Bu zincirin anaokulundan-üniversiteden mezun olana kadar entegre ve tamamlayıcı bir şekilde sağlıklı çalışmamasının ve sonuçlarının da istediğimiz gibi olmamasının da birden fazla sebebi vardır.

Peki bize nasıl bir çıktı lazım? Bana göre, KKTC’de eğitim-ekonomi ilişkisi için yetiştireceğimiz gençlerin, piyasaya “ önce GİRİŞİMCİ, sonra yönetici  veya ara eleman olarak çıkması öncelikli olmalıdır. ”

Elbette girişimcilik için devlet-özel sektör –üniversite düzeyinde “ekonomik-mali-idari-hukuki ” alt yapı ve buna uygun eko-sistem yaratmamız lazım. Bu konuya başka bir makalede de yine değineceğiz.

…KKTC’de piyasaya insan kaynaklarımızı yukarıdaki gibi nitelikte çıkaramamamızın bazı sepepleri şunlardır ; yerli nüfusa kıyasla yabancı çalışan nüfusun kamu okullarında yarattığı baskı,vakum etkileri, getto okulları, alt yapı eksiklikleri,öğretmenlerin motivasyonu-donanımı,müfredatların yeni dünya ekonomisini ve ihtiyaçlarını anlamadaki eksiklikler( girişimcilik konusu, zorunlu sosyal-kamusal yardımlar,projeli ve takım çalışması öğretimi, vs), kamunun istihdam piyasasında yarattığı haksız rekabetler-vakumlar rekabetler, meslek liseleri sıkıntısı, yerli üniversitelere kolay giriş-kolay çıkış,erkek öğrenciler için askerlik sapması…vs…

Bu sebepleri artırabiliriz ve her biri de ayrı bir tez konusudur. Ama mazaret değil çözüm üretmemiz lazım. Çözümü de ancak doğru teşhisler yaparak ve yeni dünyayı anlayarak ortaya koyacağımız devlet vizyonu ve buna bağlı disiplinler arası bütünlüklü bir planla yapabiliriz.

Ve bunu da her şartta acilen yapmalıyız. Çünkü, dünya bizi beklemiyor ve acilen insan kaynaklarımızı bu yeni dünyaya göre dönüştürmemiz lazım. Bakın, artık, 21.yy’nın  “ 4. sanayi devrimindeyiz ”  ve bu “ yeni sanayi döneminin adı ; “ İnternet ve IT ” çağıdır.

Yani, artık nesnelerin internetle iletişimde olacağı, yapay zekayla bireylerin bir çok ihtiyacının karşılanacağı “ akıllı ekonomi ” dönemine giriyoruz.  Sanayi ve teknoloji değiştiğinde haliyle ekonomi-politiği ve sosyo-kültürel değişimlerde olacaktır. Eğitimimizi de buna göre dönüştürmeliyiz. Öğretmenlerimizi de buna göre yetiştirmeliyiz.

Düşünün, 30 yıl önce dünyada 8 milyon civarı farklı mal ve hizmet üretimi vardı ve bu ihtiyaçlara bağlı olarakta sadece 8 bin civarında “meslek ve iş tanımı ” vardı. Bugün ise insanoğlunun 24 milyon civarı mal ve hizmet üretimi,ihtiyacı var ve bunları da 32 bin civarı meslek ve iş tanımı üretiyor.

Anlayacağınız eski sistem-vizyon ve politikalarla yeni dünyaya uygun insan sermayesi-çıktısı üretemeyiz. Artık, yeni dünyaya ayak uydurabilen GİRİŞİMCİ insan kaynağı yaratmaya odaklanmalıyız, zincir eğitim sistemimizin birinci hedef çıktısı bu olmalıdır. Elbette,buna uygun eko-sistemi de yaratmak zorundayız.
 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı