Köşe Yazarları

Abdusselam Tanışman yazdı: Karpaz’lı olmak


Karpaz’dan bahsediyorum. Hani şu yaz aylarında veya her hafta sonu gidip mangal yakıp balık avladığımız, denize girip tatil yaparken “burada yaşayan insanda ne dert olur ne de tasa” diye iç geçirdiğimiz Karpaz varya, işte o.

Çoğu zaman gezip gördüğümüz yerlerin içinde bulunduğu sıkıntıları bilmeden, eğlence amaçlı gittiğimiz tatil yörelerinde tatilimize odaklanır, o esnada bu güzelliklerin var olduğu bir yerde insanların ne kadar şanslı olduklarını düşünürüz. Hatta bu düşünce hali biraz daha abartıya kaçarak, buradaki insanların bu güzelliklere sahip olmasını içten içe kıskanırız da. Çünkü bir yerde deniz, kum ve yeşillik varsa orada hiçbir sorunun olmadığını düşünürüz.

Aslında durum hiçte öyle değildir. Ekonomisi büyük oranda tarım, hayvancılık ve turizme dayanan Karpaz bölgesinde sorunlar her zaman varlığını sürdürmüştür. 1974 sonrası adaya göç eden tarım iş gücü dönemin kuş uçmaz kervan geçmez,  geniş tarım arazilerinin bulunduğu Karpaz bölgesine iskan ettirilmiştir. O günden bugüne uzak olmanın ve  geri kalmışlığın etkisiyle Karpaz bölgesi tüm doğal güzelliklerine rağmen hep göç veren bir bölge olmuştur. Hangi coğrafyada olursanız olun, bulunduğunuz coğrafyanın en doğusunda yer alıyorsanız geri kalmışlığa mahkum oluyorsunuz.

Gelelim bu doğa harikası bölgede göçe sebep olan problemlere;

Eğitimde fırsat eşitliği konusunu hep tartışmışızdır.  Karpaz’dan çıkan bir öğrenciyseniz eğer, kolej veya üniversite giriş sınavlarında emsallerinize oranla başarılı olma ihtimaliniz genelde düşüktür. Bunu, daha ilk okul çağından itibaren  her dönem başı öğretmen eksiğiyle başlayıp dönem ortasında ancak çözüme ulaştırılan “yeni öğretim” yıllarına bağlayabiliriz.  Aradaki kaybedilen zaman, Karpaz gencinin geleceğinden çalınan zamana eşdeğerdir.  Öğleden sonra emsalleri özel dershanelere gidip bu tür önemli sınavlara hazırlanırken  bağ bahçe çapalayıp hayvan gütmek zorunda oldukları gerçeğini saymıyorum bile. Bölgede dershane yok, hoş! olsa dahi dershaneye gönderecek para da yok.  Diyelim ki üniversite giriş sınavlarında Türkiye’de ki devlet üniversitelerinden birini kazanamadın, o zamanda dövizin bu kadar yüksek olduğu ve okul harçlarının bu kadar yükseldiği bir dönemde üniversiteye çocuğunu göndermek uzak bir hayal olmaktadır. Çünkü ne okul harcını ne de uzak şehirde ki üniversitelerde okuyacak öğrencinin ev kirası ve cep harçlığını karşılayabilecek ekonomik refah Karpaz bölgesine henüz uğramadı. Diyelim ki kıt kanat geçinirken okumayı başardınız ve mezun oldunuz. O zaman da atanamama veya açıkta kalıp uzmanlık kazandığınız mesleği değil de geçinebilmek için başka alanda çalışma zorunluluğunun ağır psikolojisi bir tokat gibi çarpar yüzünüze.

Karpaz’da büyük turizm tesislerin de çalışıyorsanız eğer, sendikal güvenceniz olmadan zor şartlar altında çalıştırılır, isyan ettiğinizde ise kapı dışarı edilirsiniz. Pandemi sürecinde gözden çıkarılanlar ise yine ilk siz olursunuz. Çünkü bu ülkede, işveren açısından “emek sömürüsüne daha müsait” herkesin alternatifi olan ucuz iş gücü potansiyeli oldukça artmış durumda. Bunun yanında azıcık sermaye biriktirip küçük ölçekli bir turizm tesisi açmışsanız eğer, büyük şehirlerde ki doğa katili (ama casinosu mevcut)  olan betonarme turizm tesislerine dokunamayanlar, sizin tahtadan olan bungalovlarınızı başınıza yıkarlar.

Karpaz’da balıkçıysanız eğer, bırakın devlet tarafından teşvik edilmeyi, bin bir türlü gerekçeyle balıkçılık yapmanıza engel olurlar, üstüne kıyılarınızın büyük gemilerce sömürülmesine de göz yumarlar. Karpaz’da ahval ve şerait bu minvalde iken göçün önüne geçilmesi nasıl beklenir.

İşte o doğa harikası kumulların, denizlerin ve beş yıldızlı otellerin perde gerisinde göremediğimiz  hayatta kalma savaşı veren bir halk gerçeği var. Bu sistem ve sistemsizliğin bilançosu ise artan iç ve dış göçler olmaktadır. Bu yazıyı ise iç göçe zorlanmış ve istisnai olarak aradan sıyrılmış Karpaz’lı bir akademisyen olarak kaleme alıyorum. Neden mi?  Belki bir çare oluruz da bizden sonraki Karpaz’lı genç kardeşlerimiz o güzelim Karpaz’dan uzak yaşamak zorunda kalmazlar.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı