Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TROZENA DİYE BİR KÖY

Erdoğan Özbalıkçı

Güney Kıbrıs’ta yer alan Trozena köyü BUARA, GEREK Güney Kıbrıs’ta gerek Güney Kıbrıs’ta gerekse Türkiye medyasında manşetlerden inmiyor.

7 Mayıs Perşembe günü Güney Kıbrıs’a geçtim. Amacım arkadaşları görmek ve son günlerin nabzını Rumların bakış açısıyla yakalamaktı.

Hemen hemen konuştuğum her arkadaş, bana Trozena köyünü anlatmaya başladı.

Konu İsrailliler olunca, artık, Türk olsun, Rum olsun herkes daha dikkatli davranıyor.

1963 öncesi Kıbrıs’taki Rozena (günümüzde Kıbrıs Rum tarafında Güney Kıbrıs Limasolkazasına bağlı, terk edilmiş ve Trozena olarak anılan bölge) köyü, o dönemlerde genellikle kırsal ve geleneksel bir yaşam tarzına sahip olan karma bir nüfus yapısına sahipti.

1963 öncesinde birçok Kıbrıs köyünde olduğu gibi, Rozena’da da Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar bir arada yaşamaktaydı.

0 dönemde köy sakinleri genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan, geleneksel bağlara sahip insanlardan oluşuyordu

 

1963-64 yıllarındaki toplumlar arası şiddet olayları sırasında bu tür karma köylerdeki Türk nüfusu güvenlik nedeniyle köyü terk etmek zorunda kalmıştı.

Günümüzde “Trozena” olarak bilinen bölge, bu olaylar sonrasında terk edilmiş, harabe durumda bir köydür ve yakın zamanda İsrailliler tarafından satın alınmıştır.

Özellikle konuya katılan Andrea, 1960Kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimiyle birlikte KARMA olan köylere Makarios’un su ve elektrik alt yapılarını sadece Rumlara götürdüğünü, Türklerin bu haklardan mahrum olduğunu anlatırken, o dönemde yapılan bu ayrımcılığa şiddetle karşı çıktı.

Konu Hristodulidis’e gelince, Rumların önemli bir kısmının ona UÇAN, ÇOK DOLAŞAN BAŞKAN sıfatını taktıklarını gördüm.

Hristodulidis’in, GEÇEN YIL , Türk malları üzerinde yapılaşmaya izin vermesinin, Kıbrıs Sorununu çözmeye niyeti olmadığının  bir göstergesi olarak nitelendirildiği dikkatimi çekti.

Trozena, içinden akan şelaleleriyle  suarklarıyla ve eşsiz doğa manzarasıyla şimdi bile adeta bir cennet. Ancak bu cennet Kıbrıslılara değil, İsrail şirketine  yarayacak.

Rum milliyetçiliği ve Türk milliyetçiliğinin vardığı noktaya bir bakınız:

Kıbrıs Türkleri ada üzerinde gittikçe azınlığa düşerken, Rum tarafında da önemli doğal güzellikler, İsraillilerin, Çinlilerin, Rusların ve diğer ulustan şirketlerin eline geçiyor.

Türk askerinin Garanti ve İttifak antlaşmasından kaynaklanan adada asker bulundurma hakkı, Montana’da 600 kişiye düşürülecekken, Bu antlaşmayı ret eden Anastasiyadis ve Hristodulidis ikilisi, 40 BİN e yakın Türk askerinin adada kalmasına yol açtılar.

Bugün Kıbrıs adasına Amerikan, Fransız ve diğer uluslardan askerlere üs veren, İsrail ile karanlık ilişkiler kuran Hristodulidis hangi yüzle Türk askerinin adadan ayrılmasını talep edebilir.

Milliyetçilik, Rum olsun, Türk olsun adadaki gerçek nüfus kimliğinin hızla erimesini ve yerini yabancıların almasını sağlamaktan başka ne işe YARADI Kİ.

Trozena köyü çarpıcı dersler veriyor. Ancak bu dersleri anlayan NEREDE.