Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KIBRIS NATO’YA DOĞRU MU?

Erdoğan Özbalıkçı

Amerika-İsrail –İran savaşı sonunda dünya farklı bir dünya olacak. Bu farklı dünyanın işaretleri adım adım ortaya çıkmaya başladı.

Yeni OLUŞTURULACAK DÜNYA’DA ,Kıbrıs’ta da önemli değişiklikler kaçınılmaz olarak gündeme gelecek:

Hrtistodulidis Cumhurbaşkanı seçildiği günden beri, adım adım DIŞ GÜÇLERİ Kıbrıs sorununa daha fazla karıştırmayı hedef edindi.

Türkiye ile her iki toplumun yararına bir çözüme yönelmek yerine, dış güçleri Türkiye’ye karşı bir kalkan olarak kullanmayı hedefledi.

Bu oyun, birçok tehlikeyi de içinde barındırmaktadır. Küçük bir ülkenin, diğer güçlere dayanarak, bölgesel güç olan ülkelerle dalaşması, eninde sonunda kendisine zarar verir.

Uluslar arası ilişkilerde, ülkeler politika yürütürken, esas aldıkları ilkelerin başında FAYDACILIK gelmektedir.

Bir ülke, değişik ülkelerle ilişkilerinde  faydacı politikaları esas alır.

Hristodulidis’e sorulması gereken soru,  AB ülkelerinin ve Amerika’nın, Türkiye üzerindeki ekonomik çıkarları mı önemli, yoksa Güney Kıbrıs üzerindeki çıkarları mı?

Bugün İran –İsrail-Amerika savaşını kullanarak, Kıbrıs’ın Güneyine diğer ülkelerin askerlerini davet eden Hristodulidis, Kuzey Kıbrısa da DAHA FAZLA Türkiye askeri yapısını davet etmiştir.

Güney Kıbrıs’taki yabancı askeri varlıkları kısaca özetlersek, buraya gelen ülkeleri şöyle toparlayabiliriz:

İlk anda ,Adada bulunan İngiliz askeri varlığı, Amerika ve Fransa’ya verilen üsler, Yunanistan Uçakları ve savaş gemileri, İsrail’in gönderdiği savunma sistemleri göze çarpmaktadır.

Son günlerde İtalya,Almanya, Hollanda ve Kanada da asker gönderme yoluna gitmektedirler.

BM  askerleri de uzun bir süreden beri adadadır.

ÖNEMLİ SORU ŞUDUR?

Bu askerlerin büyük bir kısmının NATO ÜYESİ olduğu niye dikkate alınmıyor?

NATO nun en önemli silahlı güçlerinden biri olan Türkiye’nin Kuzey’de, diğer ülkelerin de Güney’de toplanması sonucunda, Yunanistan HAYALCİLİĞİNİ bir yana bırakırsak, Kuzey ve Güney arasında bir savaş çıkma olasılığının İMKANSIZ olduğunu söyleyebiliriz.

NATO askerlerini adaya getirmek KOLAY, ancak onları adadan GÖNDERMENİN zorluğunu Hristodulidis hiç hesaplamadı mı?

Bu kördüğümden çıkışın ne yazık ki, tek yolu kalmaktadır.

Kıbrıs’ın bir bütün olarak NATO’ya alınmasını sağlayacak bir çözüm planının taraflara empozesi.

Bu empoze ile birlikte, adada, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere askerleri NATO’nun yasal temsilcisi pozisyonuna sokulacaktır.

Zaten bu üç ülke, Kıbrıs’ın tümünün de garantörüdür.

Kıbrıslılar, adanın silahsızlandırması peşinde koşarken, burasını bir askeri  ada yapmayı başarıyorlar. Bunda da en büyük pay şüphesiz Hrtistodulidis’in önünü görmez DIŞ POLİTİKASI yol açacaktır.