Köşe Yazarları

13 aylık bebeklere çaba ve cesaret öğretilebilir…






Öğrenme organı ‘beyin’dir. Öğrenme orada gerçekleşir o halde onu anlamak öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini anlamak için önkoşuldur. Bu konuda bilimin alacağı daha çok yol var. Ancak bilimsel ve teknolojik olarak ne kadar ileriye gidilirse gidilsin gizemi çözülmedi. Gizeminin çözülememesi bir yana onun müthiş öğrenme kabiliyeti de imrenilecek düzeyde.

İnsan beyni duygusal ilgi ve bilişsel uyarıcılardan yoksun ortamlarda normal bir şekilde gelişemez*. Beynin küçük yaşlardaki hızlı gelişimi bilinmektedir. Özellikle iki yaşına kadar gerekli duygusal ilgiyi gören ve çevresinden özellikle anne-babasından bilişsel uyarıcılar alan bebekler normal beyinsel gelişim gösterirler. Aksi durumdaysa bebeklerin beyinleri yine gelişim gösterir ancak çocuğun yaşına bağlı olarak farklı düzeylerde gelişim sorunları göstermeleri olasılık dahilindedir.*.

Anne-babanın çocukların özellikle beyin gelişimi ve buna bağlı olarak kişiliklerinin istenilir olmasında yapması gerekenler çok. Çocuklara model olmadan tutun da onlarlar nasıl iletişim ve etkileşim kuracakları bile çok önemli.

MIT lisansüstü öğrencisi Julia Leonard bebeklerin bir, iki örnekten ne kadar hızlı öğrenebildiklerini ve bilgisayarların bile bu kadar hıza ulaşamadığını belirtir**. Kate Stringer ‘Çocuğunuza Cesaret ve Dayanıklılık Hakkında Asla Fark Etmeyip Öğrettikleriniz: MIT Çalışması Bebeklerde 13 Aylığa Kadar İşe Yarayan Teknikleri İçerir’ makalesinde Leonard’ın çalışmasını aktarır.

Leonard bebeklerin nasıl öğrendiğini ortaya koymak için 200’den fazla bebeğin dahi beyinlerini analiz etti. Özellikle, bebeklerin yetişkinlerden cesaret ve akıl yürütmenin olgunlaşması gibi becerileri nasıl öğrendiğiyle ilgilendi.

Bebeklerin, yaptığı çaba sonucunda başarılı olan bir yetişkin mücadelesini izledikleri zaman, zor bir görevde ısrarcı olarak davrandıklarını ortaya koydu ve bunun da cesaret ve çabanın güçlü gözlemsel bebek beyni için örnek olarak öğretilebileceğini öne sürüdü.

Araştırma 13 ile 18 aylık bebeklerle gerçekleştirildi. Bir grup bebek, domates dolu bir konteynerdan bir oyuncak almak için 30 saniye süren ve sonunda başarılı olan bir yetişkinin mücadelesini izledi ve daha sonra da anahtarlıktan bir anahtar zincirini çıkaran ve yine başarılı olan bir diğer yetişkini izlediler. Başka bir bebek grubu ise, bir yetişkinin bu görevleri hiçbir zorluk çekmeden başarıyla tamamladığını izlediler.

Daha sonra her iki gruptaki bebeklere müzikli bir oyuncak gösterildi, fakat sesin nasıl etkinleştirileceği gösterilmedi. Bebeklere oyuncak verildi ve araştırmacılar, önceden bir yetişkin mücadelesini izleyen bebeklerin, oyuncağın müzik çalması için bir düğmeye basma eyleminde daha fazla girişimde bulunduklarını saptadılar. Mücadele etmeyen yetişkini izleyen bebeklerinse, mücadele eden yetişkini izleyenlere göre daha az çaba sarf ettiler ve düğmeye daha az bastılar.

Leonard’a göre araştırma, bebeklerin eylemlerinin sadece taklit olmadığını ortaya koyduğunu çünkü bebeklere yetişkinlerin mücadele ederken gördüklerinden tamamen farklı bir oyuncak verildi.

Leonard’a göre sonuçlar sadece birkaç kısa gözlemden sonra, bebeklerin beyinlerinin çaba ve sebat etmenin değerini öğrenebildiğini ortaya koydu. O’na göre, kesin değişemeyecek belirli bir cesaret düzeyi ile doğmadık ve cesarete sabit bir karakter özelliği değil aksine sosyal bağlamdan öğrenilir ve etkilenir.

Ancak Leonard anne-babalar cesaret modellemeyi denemek isterlerse, en iyi yöntemin yetişkinin çocukla göz teması kurması ve zor bir görevin üstesinden geldiğini gösterirken bebeğin adını söylemesi olduğunu da ekler. Çalışmada da,  oyuncaklarla mücadele ederken bu ipuçlarını kullanan yetişkinlerin, kasıtlı olarak çocuklarla etkileşim kurmayan ve sadece çaba dolu davranışları modelleyen yetişkinlere göre daha büyük bir etkiye sahip olduğu ortaya çıktı**.

Çaba ve cesaret insan davranışlarının altında yatan en önemli değişkenlerdir. Eğer bu yöntemle de öğretilebilirse aileler hemen bunu öncelik olarak almalılar. Çünkü başarının temeli de çaba ve cesarettir. Beyin küçük yaşlarda bu yöntemle ilerde çok işine yaracak şekilde yapılandırılmalıdır. Bebekle kaliteli zaman geçirme de onunla göz teması kurmak ve sıkça adını söylemektir. Başarılı çocuk yetiştirmek isteyenlerin dağarcığına eklemesinde yarar var.

*Eagleman, D. (2015). Beyin Senin Hikayen (16. Baskı). İstanbul: Domingo.

**http://www.the74million.org/article/teaching-baby-newborn-toddler-grit-by-example/







Başa dön tuşu