Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KIBRISLILARDA IRKÇILIK MİKROBU VAR

Erdoğan Özbalıkçı

Bu adada Rumlar Türkleri, Türkler ise Rumları anlamamakta niye ısrar ediyorlar.

Her iki Topluluğa bireysel anlamda bakılınca, demokrat ve uygar insanlar görürüz. Ama gerçek çok farklı.

1820lerden beri, adada yaşayanları bölmek için, gerçekte IRKÇILIK yapılmaktadır.

Irkçılık sınıfsal bir hastalıktır. Bu hastalığı körükleyen belirli çevreler, bu politikalarıyla gerçekte çıkar sağlamaktadır.

Tarihte Amerika’da Afrika kökenlilere yıllarca uygulanan Irkçılık ve köle politikaları , BURJUVA SINIFINA KAYNAK YARATMAK VE UCUZ İŞGÜCÜNÜ KULLANMAK ŞEKLİNDE, belirli çevrelerin sermaye birikimlerine hızmet etmişti.

Kıbrıs’ta da çoğunluk olan Rum toplumu arasında ırkçılığın beslendiği ana kaynak kiliselerdir.

Gerek 1820 lerden sonra Osmanlı otoritesine karşı mücadelede, gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Kıbrıslı Türklere karşı  RUMLAR TARAFINDAN uygulanan yok ettirme siyaseti, PAZARA SADECE RUM BURJUVAZİSİNİN egemen olmasına yönelik politikalara hızmet etmekteydi.

1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin adım adım Rum Cumhuriyeti haline dönüştürülmesinde, hükümet ve devlet kaynaklarının sadece Rumlara kalmasıhedefliyordu.

Rum köylerine elektrik su , telefon ve diğer alt yapı yatırımlarının akıtılması, Türk köylerinin ise bu olanaklardan uzak tutulması da Rum ırkçılık politikalarının bir yansımasıdır.

Kıbrıs’ta birlikte yaşam kurmak yerine, ayrımcılık politikaları adayı 1974’tte fiilen ikiye böldü.

Irkçılıkta sadece Rumları suçlamamak gerekir:

1974 sonrası Kuzey’de kalan Rum mallarının yağmalanmasında ana politika BİR TÜRK BURJUVAZİSİ yaratmaya yönelikti.

Sıradan Rumların Kuzey’de bıraktıkları evlerine, işyerlerine ve tarlalarına el koymanın çok az haklı gerekçesi olabilir. O da kaçınılmaz ihtiyaç kavramı olarak izah edilebilir.

Ancak DEĞERLİ RUM MALLARI üzerindeki çarpık yapılaşma gerekçesini kimseye kabul ettiremeyiz.

Bu mülkler üzerinde yaratılan değerlerin özellikle yabancılara satılması HİÇBİR HAKLI GEREKÇEYLE açıklanamaz.

Hem Kuzey’de hem de Güneyde mülteci sorunları, diğer uluslardan getirtilen işçilerin ucuza çalıştırılmaları çeşitli gerekçelerle açıklanmaya çalışılıyor.

Özellikle Kuzey Kıbrıs’ta , adaya öğrenci olarak gelen birçok öğrencinin çok ucuz ücretle çalıştırılması ve sosyal haklardan uzak tutulmaları da IRKÇILIĞIN FARKLI BİR GÖRÜNÜMÜDÜR.

Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiyeli, Kıbrıslı ayırımı da gerçekte sınıfsal bir temele dayanmaktadır. Özellikle SOL kanatta yer aldığını söyleyenler arasında bu ayrım gerçekte İDEOLOJİK BİR HASTALIKTIR.

Tüm dünya işçileri ve emekçileri BİRLEŞİN görüşüne sahip insanların bu ayırımı yapmaları ise enteresan bir çelişkidir.

Kuzey’de özellikle sağ partilerden birinin TÜRKİYELİ-KIBRISLI ayrımını ince politikalarla desteklemesi, kendisine OY DEPOLARI yaratmaya yöneliktir.

IRKÇILIK her yerdedir. Sınıfsaldır. Bu ayrımdan , gerek para, gerek siyasi güç olarak nemalananları iyice analiz edip teşhir etmedikçe, bu hastalık devam edecektir.

Aynı şekilde Rumların Türklere, Türklerin de Rumlara farklı şekillerde uyguladıkları ayrımcılığın kökeninde hem ırkçıkık hem de BURJUVAZİLERİNİN sömürü politikaları olduğunu anlamadan, KIBRIS’TA ÇÖZÜM SAĞLANAMAZ.