Poli

Zeytine kıymayın

 

Bazılarının söylediği, hatta inandığı gibi ‘‘biz küçük Türkiye’yiz’’ mi bilinmez ama hep biz Türkiye’yi örnek alacak değiliz ya…

Bu ülkeyi yönetenlerin yaptığı bazı ‘‘yerinde’’ uygulamaları da geç de olsa Türkiye hükümetleri de örnek alıyor.

Neden mi? Çünkü, ‘‘ekonomik kalkınma’’ adı altında rant hırsı ve doğayı sömürme yarışında hep daha önde olmak gerekiyor.

***

Şimdilerde geçici 10. madde üzerinden tartışılan Anayasanın gecici 3. maddesi sayesinde biz doğayı yıllardır yok ediyoruz.

Bu konuda en önemli adım ise 2003 yılında bu maddeye dayandırılarak çıkarılan ‘‘Alçak Orman Arazilerinin (Tarlalarının) Deviri ve İcarı’’ yasasıdır.

O gün bugündür hükümettekiler ormanları peşkeş çekeceklerinde orman arazisinin mülkiyetini veremedikleri için bu yolu kullandılar.

Böylece, dönüp son 10 yıla şöyle bir bakıldığında bunların bir çoğu zeytin ağaçlarıyla dolu olan 10 binlerce dönüm orman arazisi talan edildi.

Buna, yol yapımı ve inşaat furyası gibi gerekçelerle katledilen zeytin ağaçları da eklenince zeytinlerimizin yok oluş nedeni anlaşılıyor.

***

zeytin (2)Türkiye hükümetleri ise İtalya ve İspanya’dan sonra üretiminde üçüncü sıraya yükselmeye engel olmadı ve zeytin ağaçlarını kesmeye geç kaldı.

Neyse ki, AKP hükümeti buna da el attı ve zeytinlikleri enerji yatırımları ile yapılaşmaya açacak düzenleme için düğmeye bastı.

TBMM’de görüşülen “Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması” hakkında kanun değişikliğinde önemli bir düzenleme var.

Buna göre 25 dönümden küçük zeytinlikler sıradan arazi kabul edilecek ve bu alanda yapılaşma faaliyetlerine izin verilecek.

Oysa, Türkiye’deki zeytinliklerin ortalama üyüklüğü ise 10 dönüm, hatta yeni sayılabilecek zeytinliklerin yüzölçümü bundan da küçük.

***

Aynı tasarının Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın izniyle tesisler yapılabileceği hükmünü de içeriyor olması daha vahim.

Tasarının kanunlaşması halinde zeytinlikler şimdilerde kuzey ormanlarının karşı karşıya olduğu tesis tehdidinin kurbanı olacağı ortadadır.

Zeytin alanları şu an yapılmak istenen termik santraller, rüzgar santralleri, maden ocakları gibi enerji adı altında sanayi yatırımları için bir engel oluşturuyor.

Görünen odur ki, amaç zeytinlikleri madencilik ve enerji yatırımlarına açmak ve
imara açılan alanlarda konut dahil her türlü inşa faaliyeti yapılacak.

Çünkü bu tasarıyla ‘‘ekonomik akıl’’ın istediği zeytin alanlarına sorgusuz sualsiz rahatlıkla girerek zeytinlikleri yok edip, sanayileşmenin önünün açmaktır.

***

Yüzyıllardır insanlığın temel yaşam kaynağı olan ve dahası bu özelliğinden ötürü  barışın en önemli sembolü olan zeytinin kaderi bu olmamalıdır.

Akdeniz’in bu coğrafyasında yaşayanlar için zeytin ağaçlarının geldiği tükeniş noktası üzerinde kafa yorulması gereken bir boyuttadır.

Zeytin gittikten ve bittikten sonra şarkılar da şiirler de fazlasıyla öksüz kalacak ve her tat, her dokunuş eksik olacaktır.

Çok merak ediyorum, buralarda zeytinler bir bir devrilirken insan kalarak yaşamak acaba ne denli mümkündür?

Söylesenize, Nazım’ın dediği gibi ‘‘yeşil bir zeytin tanesi, bir parça mavi deniz’’ nasıl alıp götrür bizi sevdiğimizin yüreğine…

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı