Köşe Yazarları

Yalancı Çoban Misali

Çoğalıyorlar…

Artarak ve hiç durmadan.

“At izi it izine karıştı” derdi eskiler.

Meğer ne kadar da doğru ve anlamlı bir söylemmiş!

İçini boşaltıyorlar tüm güzelliklerin, iyiliklerin ve doğrulukların.

“Devrim”in başına gelenler “Eylem” denilen yüce kavramın da başına gelmiş sonunda ve onun da içi boşaltılmış.

Sıkılmış limon gibi posası bir köşeye atılmış.

Erimiş, yok olmuş, anlamsızlaşmış.

Geldik, geliyoruz, kapının arkasındayız deyip dalga geçenler…

72 saat mühlet verdik diyenler ve sonra anlaştık deyip tüyenler…

Gülle geçsin diye sinip bekleyenler…

Gelip de sinek vızıltısından öteye geçemeyenler…

Vatan, millet nutukları, marşlarla, davul zurnayla, bilmem kimin askerleriyiz naralarıyla önce coşup, sonradan komşuya geçmek isteyenler…

Çelişkiler, tutarsızlıklar, bencillikler ve daha nice anlamsızlıklar…

“Yalancı çoban” misali, artık kimsecikler size inanmıyor.

Hep istiyorsunuz. Olmaz! Hak verilmez ki hiçbir zaman.

Söke söke alınır!

Memlekete 9 kuruşluk faydası olmayanların yaptıkları aymazlıkları görüp duymaktan usandık bıktık. Yok mu bunun çaresi?

Var elbet!

Kendi partisini eleştirenler, kendi kabinesine verip veriştirenler, sürüye saldıran hayali kurtlar gibi, çoğaldıkça çoğalıyor. Herkes ahkam kesiyor. Şov yapıyor. Ama maalesef hep “ben” odaklı kalınıyor.

Herkes, bu samimiyetsizlere “bravo” çekip alkış tutmaya alıştırılmış… Kanıp, aldanıyor bu silüetlere. İçi boş tenekelere.

İnanmayın!

Bu işler söylenmekle, yakınmakla, ağlaşmakla olmuyor! Vuracaksın elini masaya, ya şikayet ettiğin, eleştirdiğin, kızdığın, yanlış bulduğun “şeyi” yaptırmayacaksın, ya da bulunduğun yerde oturmayacaksın.

Yok öyle, hem ağlayıp hem de gitmek!

“İstifa” diye henüz tüketilmemiş içi dolu dolu bir mevhum var.

Çok kullanılmadığından inanılırlığını yitirmemiş!

Vuracaksın elini masaya, yazacaksın iki satır ve döneceksin geldiğin yere!

Eksik olsun… Lanet olsun… Başınızdan “beytambal galsın” diyeceksin!

Kaybettin sandıkların seni hiç üzmeyecek… Çünkü onları kaybetmek, senin kazancın olacak.

İçi boşaltılmış söylemlere halk olarak inanmamalıyız. İtibar etmemeliyiz.

Esas ile müsvetteyi ayırt etmeliyiz. Doğru ile yanlışı… İyi ile kötüyü… Güzel ile çirkini…

Aman ha!

Yalancı çobanlar çoğalmasın, çoğalırsa kimse “size” inanmaz, sonra da “bizi” kurtlar kapar!

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı