Vizesiz Avrupa (Türkiye Gündemi)

15 Mayıs 2016 Pazar | 11:51
Yusuf Suiçmez
Kıbrıs Town Houses

Türkiye vatandaşlarının Avrupa ülkelerinde serbest dolaşım hakkını elde etmek için bir umut doğmuşken, konu taraflar arasında restleşme noktasına geldi. Sayın Erdoğan’ın açıklamalarına baktığımızda özellikle serbest dolaşım için terör yasasında değişiklik istenmesini, Türkiye’nin teröre karşı verdiği mücadeleyi zayıflatma amaçlı olarak değerlendirildiği görülmektedir. Türkiye siyasilerinin ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’dan gelen bu talebi iyi niyetli bir talep olarak değerlendirmemesinin sebebi, bazı Avrupa ülke yetkililerinin çeşitli zamanlarda Türkiye’ye karşı mücadele veren terör örgütlerine vermiş oldukları destek yatmaktadır.

Tabii ki Avrupa kanadından terörle mücadele yöntemlerine yönelik yapılan eleştirilerin tümünün teröre destek olarak yorumlanamayacağı gibi, hepsinin de iyi niyetli olduğu da söylenemez. Burada neyin iyi niyetle neyin de kötü niyetle söylendiğinin tespitinin mümkün olup olmadığına bakmak lazım.

Avrupa’dan bazı yetkililerin Avrupa üyesi olma yolunda yürüyen Türkiye’den, Avrupa değerlerine uygun yasal değişimi talep etmesi gayet doğaldır. Ancak Türkiye’nin yoğun terör saldırılarına maruz kaldığı bir dönemde terör yasasında değişikliğin talep edilmesi, Türkiye kanadında iyi niyetten uzak olarak değerlendirilmesi de gayet doğaldır. Öyle gözüküyor ki her iki taraf da olaya kendi zaviyesinden bakmakta ve kendini haklı görmektedir.

Bence Avrupa kanadından açıklama yapanlar, Avrupa üyeliği yolunda yürüyen Türkiye’nin terör ile mücadelesini zaafa uğratacak yönde açıklama yapmamaya dikkate etmeleri gerekir. Çünkü Türkiye’nin terör tehdidi altında kalması, hem AB üyeliği hem de güvenliği için de tehdittir. Ayni şekilde Avrupa üyeliği yolunda yürüyen Türkiye’nin de üyesi olma yolunda yürüdüğü birliğin değerlerini hiçe sayması mümkün değildir. Burada terörün amaçlarından birisinin Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek olabileceğini de dikkate almak lazım.

Şüphesiz terörle mücadelenin amacı ülke vatandaşlarının huzur ve güvenini temin etmektir. Doğal olarak da terör ile mücadele ederken temel insan hak ve hürriyetlerinin de korunmasına azami gayret gösterilmesi gerekir. Çünkü terörün destek bulmasının en temel sebeplerinden birisi, anti demokratik bazı uygulamaları kitleleri hareket ettirmek için kullanmalarıdır. Terörün bu dayanağını kaldırmak şüphesiz terörün hedef aldığı özgürlükleri genişletmekle mümkündür. Tabii ki Türkiye’ye karşı mücadele veren terör örgütlerinin ana hedefinin temel haklarınkazanılması mı yoksa özgürlükleri tehdit edip bölünmeyi gerçekleştirmek olduğunun tespiti gerekir. Çünkü özgürlüklerin kısıtlanmasının gerekçesi büyük ölçüde terörün kendisi gösterilmektedir. Onun için aslında demokratik taleplerin önündeki en büyük engel terörün kendisidir. Bu itibarla da terörün amacının demokratik taleplerin önünü kesmek olduğu da söylenebilir.

Terör örgütlerinden gelen ve basına yansıyan açıklamalar arasında, özgürlüklerin genişletilmesi yönünde herhangi bir taleplerine rastlayamadım. Sadece bazı yasaklar gerekçe gösterilerek terörün meşrulaştırılamaya çalışıldığı görülmektedir. Bugün her ülke vatandaşları arasında farklı etnik kimliğe sahip olan insanlar bulunmaktadır. Eğer her ülkenin farklı şehirlerine nüfus çoğunluğuna sahip olan insanlar bağımsızlık ilanı için teröre başvursa, Dünyanın her tarafını terör sarar. Onun için önemli olan insanların huzur ve güven içinde yaşayacakları bir düzen kurabilmektir. Türkiye’nin terörle mücadelesinin amacı da budur. Bu amacı gerçekleştirmek için silahlı mücadele tek başına yeterli değildir. Toplumsal talepler de dikkate alınarak sivil çarelere de başvurmak lazımdır.

Avrupa Birliği ile serbest dolaşımın başlaması, terörün amacı olan bölünmeyi de zorlaştıracaktır. Bu yönüyle de Türkiye’nin terörle mücadelesini kolaylaştıracaktır. Tabii ki Avrupa siyasilerinin üyelik yolunda yürüyen Türkiye’yi terörle sıkıştırmaya çalışması birliğin ruhuna uygun düşmeyeceği gibi birliğin geleceğini de riske sokacaktır. Onun için her iki tarafın da açıklama yaparken, hem birliğin hem de bölgenin barışını korumayı da dikkate almaları gerekir. Çünkü Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin gelişmesi Doğu ve Batı ekseninde yaratılmaya çalışılan çatışma senaryolarını da etkisiz kılmaktadır.

Türkiye’nin AB ile yol ayırımına gelmesi durumunda tüm bölgenin güç dengelerini yeniden değiştirecektir. Bu değişimin etkilerini kontrol etmek oldukça güç olacağından, bundan en fazla yine terör örgütleri faydalanacaktır. Onun için hem AB hem de Türkiye yetkilileri tarihi bir sorumluluk içinde hareket etmek zorundadırlar.