Vicdani Red Hakkı Doğru Okunmalı

14 Mayıs 2018 Pazartesi | 09:23
Cenk Diler

 

Seçim öncesi ağız birliği etmişcesine, şimdi hükümette bulunan dört partinin de manifestolarında VİCDANİ RET konusu açıkca yer almaktaydı.

Gerekliydi-gereksizdi, zamanıydı-zamansızdı tartışmaları bir yana, bir SÖZ verilmişse o sözün  gereği mutlaka yerine getirilmelidir. Siyasete duyulan güvensizlik çok büyük oranda, verilen sözlerin tutulmamasından kaynaklanmaktadır.

En basit tanımı ile Vicdani ret “kişinin; ahlaki tercih, dini inanç, felsefi görüş ya da politik nedenlerle askeri eğitim ve hizmette bulunmayı, silah taşımayı ve kullanmayı, kamusal bir açıklamayla reddetmesidir.”

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, 1967 yılında, bu tanımlamaya benzer bir tanımlamayla almış olduğu 337 sayılı kararıyla, vicdani redde sahip çıkmıştır. Vicdani reddin, sivil itiatsizlik, pasifizm ve antimilitarizm kavramlarıyla da yakın ilişkisi bulunmaktadır.

İzlediğim kadarıyla eleştiriler büyük oranda; “Biz yaptık onlar yapmayacak mı?” ya da “Ateşkes ortamında bu da olur mu?” düzleminde toplanmakta ve yoğunlaşmaktadır.

Hemen şunu belirtmeliyiz ki, yukarıdaki ikinci sorunun muhatabı güney komşumuzda da, tam olarak uygulanmamasına rağmen, vicdani ret “silahsız askerlik” şeklinde uygulanmakta ve 26 ay olan zorunlu askerlik karşısında 42 ay olarak icra edilmektedir. Sanırım bu yüzden çok da talibi bulunmamaktadır.

Bu reddediş karşılığında, zorunlu askerlik uygulaması süren başka ülkelerde de ALTERNATİF bir SİVİL KAMU HİZMETİ uygulaması söz konusudur.

Genelde de, bu alternatif kamu hizmetinin süresi, zorunlu askerlik süresinden daha FAZLA olabilmektedir.

Örneğin; Yunanistan’da 12 ay zorunlu askerliğe karşın 30 ay kamu hizmeti, Polonya’da 9 aya karşın 18 ay, Litvanya’da 12 aya karşın 18 ay, Finlandiya’da 180 güne karşılık 395 gün, Avusturya’da 8 aya karşın 12 ay, Almanya’da 9 aya karşın 10 ay, Bosna Hersek’te 4 aya karşın 6 ay, Ermenistan’da 24 aya karşın 42 ay, Gürcistan’da 18 aya karşın 36 ay, İsviçre’de 260 güne karşılık 390 gün, Karadağ’da 9 aya karşın 13 ay olarak SİVİL KAMU HİZMETİ uygulaması vardır.

Danimarka’da sivil kamu hizmeti süresi zorunlu askerlik süresiyle aynı olup 4 aydır.

Belçika, Bulgaristan, Çekya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, Letonya,  Lüksemburg, Macaristan, Malta, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İsveç gibi ülkelerde ise zorunlu askerlik uygulaması bulunmamaktadır.

Muhakkaktır ki bizde uygulanacak sistem için de dünya örnekleri dikkate alınacaktır.

Vicdani Ret ile esasen 1989 yıllarının sonunda tanışmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasının 72’nci maddesinde, Vatan hizmeti şu şekilde tanımlanmaktadır; “Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.”

Açıkca görüldüğü üzere, alternatif sivil kamu hizmetine açık görünen böyle bir anayasal hüküm bulunmasına rağmen, 47 Avrupa Konseyi üyesinden sadece; Türkiye, Azerbaycan ve Belarus ülkeleri vicdani ret hakkını yasalaştırmamıştır.

 

Türkiye’den az bir zaman sonra 1993 yılında vicdani ret kavramıyla tanışan KKTC’nin Anayasasında ise, zorunlu askerlik hizmeti 74’üncü maddede Yurt Ödevi adı altında; “(1) Silahlı kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir. (2) Yurt ödevine ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

 

Anayasa Mahkememiz ise vicdani ret hakkında, 10 Ekim 2013 tarihli ve  13/2011 no’lu kararında aynen şöyle demektedir: “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önerdiği gibi, askeri hizmet yerine sivil kamu hizmeti yapılmasına olanak tanıyan bir düzenlemeye iç hukukta yer verilmesi, tamamı ile yasa koyucunun, yani yasama organının değerlendirme ve takdirindedir; bu noktada “yurt ödevini” silahlı kuvvetlerle ilişkilendiren Anayasa’nın 74. maddesi de dikkate alınmalıdır.”

Bu kararın alınma nedeni, bir avuç insanımızın yoğun ve zorlu mücadeleleri sonucundadır.

Şimdi gelelim esas vurgulamak istediğim noktaya; hükümette bulunan dört partinin birlikte sahiplendiği siyasi irade sonucunda; dünyada uygulanan çağdaş, demokratik, barışcıl ve insani yöntemler ışığında ve Anayasa Mahkememizin tavsiyesi/kararı tahdında, vicdani ret sorununa hep birlikte kabul edilebilir bir çare üretmeye soyunulmuştur.

Bunun altında bir bit yeniği aramak, onu bunu vatan hainliği ile suçlamak, abestle iştigalden başka birşey değildir.

Keşke bütün dünyada yaşayan tüm insanlar vicdani retçi olsa da, bir tek damla kan bile akmasa!

Bu temenniye itiraz eden çıkar mı dersiniz?