Varsa yoksa SERMAYE

9 Ekim 2016 Pazar | 14:00
Karakız

Ne ‘Doğal’ Ne De ‘Tarihi’ Çevre, Varsa Yoksa Sermaye

 

Sadece ‘doğal’ çevreyi değil, ‘tarihi’ çevreyi de korumak önemlidir. Neden mi? Çünkü, tarihi çevre tarihi çevre doğa koruma kavramı gelişmeden çok önce de insan eliyle oluşturulmuş olsa da doğanın bir parçası olarak vardı.

Günümüzde tarihi çevre değeri olan yapılar sadece estetik, kültürel, turistik değerleri göz önünde bulundurulduğu için değil esas itibarıyla geçmişte sahip olmadığı/olamadığı bir kültürel statü, bir dokunulmazlık statüsüne eriştiği için korunmaktadır.

Sosyal ve Ekonomik Tarih Vakfı’nın kurucusu olan Doğan Kuban,  ‘Evleri ve Kentleri Niye Korumalı?’  adlı kitabında ‘Toplum sadece bugünü ve yarını ile değil, bütün geçmişi ile tanınıyorsa, geçmişin en görkemli ve kesin görüntüsü bütün bir kent dokusunda yaşar’ der.

karakiz-sit-alani-5

Buna karşın, günümüz kapitali özellikle tarihi mekanları işlevselliğin sağlanması, kaynakların değerlendirilmesi  ya da daha sık dile getirilen bir şekilde ‘sürdürülebilirlik’ kisvesi altında sürekli birileri tarafından kullanılmak istenmektedir.

Mesela, Arkeolojik Sit Alanı olan bir bölge olduğu şekilde anlamsızdır. Hemen yanı başına kumarhaneli devasa bir otel yapılmazsa ya da ekonomik değeri çok büyük olan bir iş yapmak için birilerine kiralanmazsa hiçbir anlamı yoktur.

İşte, Kıbrıs’ın kuzeyinde çözümsüzlük koşullarının sürdüğü ve sermaye kesiminin iştahının en çok kabardığı şimdiki dönemde yaşananlar tam da böyledir… Girne Kalesi’nin doğusunda kalan pek çoğumuzun farkında olmadığı önemli bir tarihi çevre değerimizin başına gelenler bunu bize bir kez daha göstermektedir.

karakiz-sit-alani-4

Bakanlar Kurulu’nun 29 Eylül 2016 tarihli toplantısında alınan karar ile Girne Turizm Limanı ile Girne Kalesi arasında kalan denize sıfır 20 dönümlük arazi Girne Üniversitesi’nin denizcilik fakültesi uygulama derslerinde kullanılması maksadıyla 49 yıllığına kiralandı.

Bu bölgenin adı Türkçe de ‘Karakız’ olarak bilinen Chreysokava Arkeolojik Sit Alanı’dır. Bir zamanlar burada altın bulunduğundan bölgenin adı altın anlamına gelen “Chreyso”  sözcüğünden türetilmiştir.

Klasik dönemden başlayarak mezarlık olarak, daha sonraki Lüzinyan ve Venedik dönemlerinde ise taş ocağı olarak kullanılmıştır. Girne’deki çoğu yapıların, özellikle de Girne Kalesinin buradan kesilen taşlarla inşa edildiği belirlenmiştir.

Bu yerleşim yerindeki kayalara oyulmuş antik mezarlar ile tapınaklar ilgi çekicidir. Buradaki en önemli yapı, Klasik-Roma dönemlerine tarihlenen kayaya oyulmuş bir mezardan dönüştürülme olan Aya Mavra Kilisesidir. Duvarlarında Bizans dönemine ait freskler bulunmaktadır.

karakiz-sit-alani-2

Basına yansıyan Bakan Dürüst’ün, Bakanlar Kurulu kararıyla kiralanan bu bölgenin arkeolojik sit alanı ve koruma kapsamında olduğu iddiasıyla ilgili açıklaması ise daha vahim bir durumu ortaya koymaktadır.

Bakan Dürüst, ‘Araştırılacak. Yasa neyse o. Biz kararı aldık ama hemen bugün kiralandı diye bir şey söz konusu değil. Kira Takdir Komisyonu inceleyecek, kararını verecek.’ dedi. Yani, görevini yapıp kendisi ‘bakan’ ya duruma ‘bakacak’mış…

Demek ki, ‘Bakanlar Kurulu’ bölgenin sit alanı olup olmadığını, koruma kapsamında bulunup bulunmadığını araştırmadan kiralama kararı vermiş! Artık, olacak o kadar.

Siz eğer önünüze gelen her yeri kiralamaya, satmaya ya da daha bilindik bir ifadeyle birilerine peşkeş çekmeye hevesli olunca işte böyle baltayı taşa vurabilirsiniz. Hem de öyle böyle bir taşa değil…