Köşe Yazarları

Üzülmek istemeyenler “temkinli iyimser” olmalı

Biri gider biri gelir.

Elli senede niceleri gömüldü durdu “mezar taşsız” filler mezarlığına.

Oturup saatlerce düşünsek bile isimlerini çok zor hatırlarız.

Çoğumuz içlerinden ikisinin adını dahi sayabilirse büyük başarı sayarım.

Zaten taraflar ÇÖZÜMSÜZLÜK pozisyonlarını aynen korumakta ısrarcılar.

Biri elli senelik meseleye “iyi hazırlık”tan bahsetmekte, diğeri “ucu açık ve belirsiz” bir yola girmem demekte.

Biri için hayati olan bir konu diğeri için öldürücü anlam taşımakta.

Sineğe karşı ortak mücadele yapamayan, ara bölgeye iki tarafın da esnafının yararlanacağı bir bandabuliya kuramayan iki halktan bahsediyoruz.

Geçin bütün bunları…

İki taraf için önem taşıyan sözcükler bile fırtınalar estirip tusunamiler yaratıyor.

Ne anlaşması? Hangi barıştan söz ediyoruz?

Halklar kaynaşmadıktan, anlaşmadıktan sonra liderler ne yaparlarsa yapsınlar, ne konuşursalar konuşsunlar sonuç hüsranla bitecek, umutlar bir başka bahara kalacaktır.

Henüz taraflar müzakereci bile atamamışken ve buna gereksinim duymamışken, yapılan ziyaretler neyin işareti sayılmalıdır?

Umut pompalamak, motive etmek, yararlı görüşmeler yapıldığını söylemek, biriyle 2 saat diğeriyle 3 saat görüşme yaptı diye buna anlam yüklemek…

Boş şeyler…

Anlamsız ve donuk ifadeler…

Kafa karıştırıcı işler…

Geçin bunları. Sakın inanmayın. Kanmayın.

Tabii ki sonuna kadar barış deyin. İsteyin. Özleyin. Çalışın. Çabalayın.

Ama asla boş hayallere de kapılmayın.

Ayakları yerden yükseltmeyin. Düşecekseniz alçaktan düşün ki; başınız gözünüz yarılmasın. Yüksekten düşmenin acısı korkunç olur.

Kıbrıs sorununda, müzakerelerinde, çabalarında en sevdiğim laf: “Temkinli iyimser” olmaktır.

3 Haziran 2018 tarihinde, müzakereler 50’nci yılını tamamlamıştır.

Bu mantık, bu anlayışla, kaç 50 yıl daha uğraşacağız acaba?

İsteyelim. İnanalım. Uğraşalım.

Kendimizi kandırmadan!




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı