Köşe Yazarları

Sömürü düzeninin sonu gelmeli!

Herşey birbirine girmiş durumda.

Kimin eli kimin cebinde belli değil. Otorite kim? Hüküm eden kim? Dolandıran, kandıran, nemalanan hangi kesim?

Piyasa kontrol ediliyor mu?

“Zamba zumbacı” kesimler tespit edilip cezalandırılıyor mu?

Esas kaos işte budur. Başıbozukluk!

Fırsatçılar el avuç ovuşturmakta ve tilkiler gibi sinmiş, pişmiş kelle gibi sırıtarak pusuda bekleşmektedirler.

Bakanın biri, bir televizyon kanalında açıklama yapıp, zam gelmemesi için gerekli önlemleri aldık derken, ayni anda süt ve süt ürünlerine okkalı bir zam gelmekte, zammı yapan yönetim kurulu üyeleri ise başka bir platformda zamları/kazıkları eleştirmek için eylem planlamaktadırlar.

Hemen hemen bütün kesimler hükümetten gelen talep üzerine yönetenlere akıl vermekte, bir başka kesimin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade etmektedir.

Birleşilen ortak nokta MÜDAHALE edilmesi konusunda yoğunlaşmaktadır.

“Serbest piyasa” savunucularının tüm yalanları ve balonları ve hayalleri yerle bir olmuş durumdadır. O “meşhur efendi”nin bir gün kendiliğinden çıkıp da piyasayı dengeleyeceğini zırvaladığı “dengeci el” artık kimseler tarafından beklenmemektedir. Bunun büyük bir yalandan ibaret olduğunu anlamak için daha ne kadar beklenmeliydi ki?

Kurum-kuruluşlar, ekonomistler, yetkililer, ilgililer, paydaşlar ve nihayetinde başrol oyuncusu halk, ekonomiye müdahaleden bahsetmektedir.

Kanaatimce, müdahale demek; denetim, kontrol, adalet, hukuk, insanca yaşam, ekonomik refahın artması, gelir dağılımının adil olması, az kazanandan az çok kazanandan çok alınması gibi toplumsal yarar sağlayacak konuları tetikleyecek ve ezilen, sömürülen kesimlere biraz nefes alma şansı sağlayacaktır.

Herkes artık saflarını belirlemeli, hem nala hem mıha vuran açıklamalardan kaçınmalıdır. Dünya liglerinde oynayan sermayedarlar gelecek yıl ilk yirmide yer alacağına ilk yüzde yer almayı göze almalıdır. Pek bir kayıpları olmayacak sadece biraz psikolojileri bozulacaktır.

Vergi bağışıklıkları kaldırılmalı, istisnalar hiç kalmayacak derecede azaltılmalı, çok kazanandan çok, az kazanandan az alınıp, çok kazanana az, az kazanana çok verme prensibi kural haline getirilmelidir.

Devlet sadece denetim ve düzenleme görevine dönmeli diyenlere asla inanmayınız. Devlet her faaliyetin, halk yararına özne, odak, baş oyuncusu olmalı ve piyasayı kontrol etmelidir.

Deniz bitti. Ganimet artık tükendi. Türkiye göndersin de en iyi ben dağıtırım dönemi kapandı. Kelin ilacı olsa başına sürer misali… El yorganıyla gerdeğe girme dönemi geçti.

Kıt kaynakları en verimli şekilde kullanmalı. Özelleştirme/peşkeşleştirme sevdasından vaz geçilmeli. Sermaye yararına değil, halk yararına uygulamalar devlet yönetiminde esas olmalıdır.

Bizi kurtaracak olan; serbest piyasa/vahşi kapitalizm/liberalizm değildir. Dünya Bankasının, Dünya Ticaret Örgütünün, Uluslararası Para Fonunun ipiyle kuyuya inerseniz işte haliniz bu olur!

Bırakmayalım artık… Ne yapsınlar, ne geçsinler!




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı