Köşe Yazarları

Sıla 4’ün “Aydın” kaybı








Şok olduk. Başta ailesi olmak üzere, tüm sevenleri şok oldu. Sıla 4’ün geride kalan iki elemanı da şoktaydı. Her şey ani olmuştu.




Ve de çok kısa bir zaman diliminde. Onu yakalayan habis hastalık biliniyordu.
Ancak bu hastalığın vücudun diğer organlarından başlayarak bu kadar hızla her tarafa yayılacağı, hatta beyine kadar etkili olacağı hiç düşünülmemişti.
Böyle bir şey bekleniyordu. Hatta ilk konsültasyonlardan sonra, umut verici sonuçlar bekleniyordu. En büyük umudu Aydın Kalfaoğlu’nun bizzat kendisi taşıyordu. Ya da dışa karşı böyle göstermeye çalışıyordu.
Kimseyi üzmemek istercesine. Hastalığından çok, yakınlarını ve dostlarını üzmekten kaçıyordu sanki. Nitekim terapi aldığı, tedavi gördüğü günlerde, onun sağlık durumuyla ilgili haberler etrafta pek yayılmamıştı.
Sanat camiası, hatta dostlarının birçoğu bundan habersizdi. Oysa Aydın Kalfaoğlu, Kıbrıs müzik tarihinde bir devir açan, otantik çalışma, yaratı ve araştırmaları ile bu devri daha sonraki nesillere en güçlü bir şekilde aktarmayı başaran ünlü Sıla 4’ün değerli bir elemanıydı.
Sıla 4’ün yarattığı efsanenin bir kahramanıydı. Akut hastalık ilerledikten, kesin ve kötü haber alındıktan sonra durum anlaşılmıştı. Hatta durumundan habersiz olan dostlarının birçoğu, ancak ölüm haberini öğrenmişlerdi.
Şok bu yüzdendi.



*** *** ***
Sıla 4, yıllar sonra ikinci elemanını da kaybediyordu. Oysa, aradan yıllar geçtiği halde merhum Raif Denktaş’ın acısı hala yaşanıyordu. Her konserde ve her vesile ile Raif Denktaş anılıyor; Sıla 4 ile ilgili program ve röportajlarda Raif Denktaş yaşatılıyordu.
Araştırmaları, besteleri, kayıtları hala taptaze bir şekilde duruyordu.
O da efsanenin önemli bir parçasıydı. Aydın Kalfaoğlu da öyle. Gitarı, vokalleri ve müzisyenliği yanında kişiliği ile de ayrı bir yer tutuyordu topluluk içinde.
Adına layık, gerçek bir “aydın” kişiydi. Çevresinde ayrıca olgunluğu ile de sevgi ve takdir topluyordu. Hukuk alanındaki kariyeri de tartışılmazdı.
Onun için ciddiyet ve adalet ön plandaydı. Kişisel ve insanlık yönü de bu meziyetleri ile ona ayrı bir üstünlük sağlıyordu.
Her zaman iyimser, babacan ve pozitif tutumu ile örnek bir insandı. Olgunluğuna olgunluk, güvenilirliğine güvenirlilik kazandıran bir örnekti bu.
Asil davranışlarından biri de, iftihar vesilesi olan tüm davranışlarında tevazu, hoşgörü ve alçakgönüllülüğün egemen olmasıydı. Sayısız programların, renkli konserlerin, başarılı performansların sonunda her yer alkışlardan inlerken, o hep aynı mütevazı duruşuyla dinleyenleri selamlıyordu.
Pek tabii, mutluydu. Gururluydu.
Kendinden çok dinleyenleri mutlu etmenin bir sevinciydi bu.
Ancak o, görevini yerine getiren bir elemandı sadece. Saygı ve takdir karşılıklıydı. Ancak o, dinleyiciye daha çok saygı duyuyordu.
Ve bunu da sade hareketleri ile ortaya koyuyordu. O her zaman “Aydın” ve her zaman “Kalfaoğlu” olarak kalmıştı. Her zaman da böyle kalacak.
Böyle anılacak.

*** *** ***

Sıla 4 gerçekten büyük bir kayıp daha yaşadı.
Daha düne kadar “trio” olarak çalışmalarını sürdüren Sıla 4, tüm albüm çıkışlarında gördükleri ilgi üzerine yeni tasarılar üzerinde çalışma halindeydi.
Bu gayretlerini bundan böyle “düo” olarak yürütmek zorundalar. Erdinç Gündüz ile Ferahzad Gürsoy’u bundan sonra bir görev daha beklemektedir.
Sıla 4’ü daha da yaşatmak, daha büyük başarılar ve yeni imzalar atmak onların görevidir. Raif Denktaş’ın ve Aydın Kalfaoğlu’nun ruhu, onlardan bunu beklemektedir. Ruhları şad olsun…





Başa dön tuşu