Köşe Yazarları

“SENİ SEVİYORUM”






 

Mustafa ÖZSOY
Yüzyıllar önce Valentine bu sözleri söylediği zaman, kim bilir hangi duygular içindeydi.
Belki de düşünceleri çok geniş, çok daha kapsamlıydı.  Büyük bir olasılıkla din sevgisi de vardı.   Bir din adamı olması, St. Valentine, yani Aziz Valentine olarak bilinmesi, bu olasılığı güçlendiren nedenlerin başında gelir.
Roma Katolik Kilisesi’nin St. Valentine adlı bu din adamı, sevgiyi vurgularken, herhalde din sevgisi ile yetinmemişti.
İnsanların dine karşı sevgisi yanında, birbirlerine karşı olan insani sevgilerini de ön plana almıştı.  Zaten dinler genel olarak sevgi, barış, sosyal birliktelik ve huzuru ön görmüyor mu?
Dinsel bağlılık da bu unsurların birleşmesinden doğmuyor mu?  St. Valentine’in başlattığı, ya da onun adına başlatılan “Sevgililer Günü”, önemini dinsellikten çok, insani yaklaşımından almaktadır.
Nitekim, bu özel gün, din ya da mezhep ayırmadan, dünyanın hemen hemen tüm ulusları ve halkları tarafından kutlanmaktadır.  Çünkü sevgi evrenseldir.  Tüm insanlığın ortak noktasıdır.

     *** ***

Yazımızın başında belirttiğimiz St.Valentine’in düşüncelerini ve sevginin kutsallığını, yüzyıllar sonra Mevlana daha açık, daha güzel ve daha evrensel bir biçimde ortaya koymuştu.
İnsan kitlelerini derin felsefesine, sevgi dergahına davet ederken kullandıuğı şu sözler nekadar çarpıcı:
“Kim olursan ol… Gel… Ne istersen ol… Yine gel… Hangi mezhepten, hangi meşrepten olursan gel.”
Bu genel çağrının altında sadece halk kitlelerinin aralaraındaki inanç, sevgi ve bağlılık değil, aynı zamanda evrensel ve insani bir duygu olan bireyler arasındakisevgi de vardır.
Bu derin sevgi, çoğu kez bir aşka, aşktan da öte bir tutkuya dönüşür.
Adeta bir kutsallık kazanır.  Mevlana’nın derinliğinde bu tutkunun nekadar kuvvetli olduğu da bilinmektedir.

    *** ***
 
“Sevgililer Günü”, insanlığı ve bireyleri kucaklayan bu duyguların en temiz bir biçimde pratiğe yansımasıdır.
Ruhları, gönülleri, kalpleri doğal bir şekilde egemenliği altına alan bu güzel duygular, karanlık devirlerin hurafe, bağnazlık ve tutucu tabularını çoktan yıkıp layık olduğu yerini çoktan bulmuştur.
“Sevgililer Günü”,  günümüzde en güzel ortamlarda kutlanmaktadır.
Gün için özel programlar, renkli organizasyonlar en özel bir titizlikle hazırlanmaktadır.  Üst düzey restoranlar, oteller, barlar, diskolar, müzikli mekanlar “Sevgililer Günü” ve akşamı için birbiriyle rekabet halindeler.
Ülkemizde de, her yıl olduğu gibi, bu yıl da “Sevgililer Günü”nün heyecanı yaşanıyor.
Üst düzey mekanlarda yine üst düzey sanatçılar, bu akşam sevgili çiftlere aşk şarkılarını söyleyecek.
Sevgililerin,  sevdiklerine layık olabilmek, sevgi derecelerini göstermek için armağan seçiminde nekadar titiz davrandıklarını söylemeye gerek yok…
Hafta içinde mağazalardaki hareketlilik de bunu kanıtladı. İlginç hediyelerin satışları arttı.
Kuyumcuların  da öyle.  Ya çiçek buketleri…  Güller…  En masum, en anlamlı hediyeler çiçekler.  Ama bunların da üstünde bir çift kelime:
“Seni seviyorum.”
Aslında her zaman, hatta bir ömür boyu söylenen, söylenmesi gereken, içten, yürekten gelen iki sözcük.
Bu gün, bu akşam bu sözcükler ‘temsili’ olarak söyleniyor.  Gerçek sevgi, gerçek aşk her zaman vardır.  Ve dünya durdukça var olacaktır.
Sevgi ve bundan doğan coşkulu duyguları çizmeye çalıştığımız bu özel gün ve haftada, altıncı yılını dolduran HAVADİS Gazetenizin sevincini ve gururunu da sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Dün akşam Girne’de Oscar Resort Hotel’de üst düzey ve seçkin davetlilerle kalabalık halk kitlelerin katılımıyla yıl dönümü kutlanan HAVADİS’in bu etkinliğinin böyle bir sevgi haftasına tesadüf etmesi ise, bu sevgi, sevinç ve gururu daha da artırmaktadır.
İşte bu duygularla tüm sevgililerin “Sevgililer Günü”nü kutlarken, tüm okurlarımıza da bir kez daha sevgilerimizi iletiyoruz.








Başa dön tuşu