Sanatı su içmek gibi ihtiyaç olarak hissetmeye başladığımız an, bu topraklarda yanlışlar doğru olmaya başlayacak

27 Mart 2017 Pazartesi | 12:52
huseyin-koroglu

Merhaba dostlar…

 

Bugün “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”. Kutlu olsun…

 

Tiyatro hayatınıza ayna tutar; düşünmenizi, kendinizle yüzleşmenizi sağlar…

 

Etrafınızı algılamanızı, sorgulamanızı; düş kurmanızı, gerçeklerle tanışmanızı, canlı cansız her şeye saygı duymanız gerektiğini hatırlatır…

 

Sevgi ile mutlaka tanıştırır, yolculuklarınızda elinizden tutar…

Sıcacıktır, ısıtır; size bir anne gibi şefkatle sarılır… Sığınacağınız en güvenilir limanlardan biridir tiyatro. Siz ona yaklaştıkça coşar, size cömertçe, içtenlikle, hesapsızca sunar duygularını…

Kanatsız Güvercinler oyunundan bir an

Bazen tek bir seyirci için yüzlerce tiyatro emekçisi sahnede bir güvercin yüreği gibi çırpınıp durur… Bir olsun, bin olsun, on bin olsun fark etmez; seyircisiz oyun, oyuncusuz tiyatro olmaz…

 

Bilgi kitabı gibi olan bu dünya toprağında, yüzyıllardır seyirci ile oyuncu arasında, tiyatroda muhteşem bir enerji bağı vardır. İşte o bağı keşfedenler hem seyirci, hem de oyuncu olarak demir atar tiyatro limanına. O bağ öylesine güçlüdür ki, tiyatro limanına demir attınız mı, sizi o limandan koparmak nerede ise imkansızdır… Çünkü sahnenin tozunu yutan oyuncu da, koltukta oturup tiyatronun büyüsünü keşfeden seyirci de “İNSAN”dır… Arada ne bir cam ne bir perde vardır. Var olduğu günden beri çıplak gözle izlenen hayatın ta kendisidir tiyatro… Tiyatroda insanı ve tabii ki hayatı adeta yeniden keşfedersiniz…

 

Mustafa Kemal ATATÜRK: “Efendiler, herkes mebus olabilir, başvekil olabilir ve hatta reisicumhur olabilir ama sanatkar olamaz, sanatkar el öpmez, eli öpülür. Sanatkar, cemiyette uzun çaba ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hissedendir. Sanattan uzaklaşmış bir toplumun en önemli hayat damarlarından biri kopmuştur.”

 

Ne yazık ki uzun süredir hayat damarlarımızdan biri koptu kopacak…

 

Günümüz teknolojisinin geldiği noktada, tiyatroda dil sorunu da kalmadı. Fransızca, Almanca, İngilizce vb. oynanan oyunları artık Türkçe üst yazılı olarak izleyebilirsiniz…

 

Sanat özgür olmalıdır ki size tuttuğu aynada prangalar olmasın. Bakın Shakespeare’in Kral Lear oyununa. Oyundaki Soytarı rolü dayak yeme, hatta canı pahasına gerçekleri söyler Kral Lear’e…

 

Shakespeare’in “Kral Lear” Oyunundan…

 

Soytarı: İyi dinle amca; sahip olduğun herşeyi gösterme. Bildiğin herşeyi söyleme. Varını yoğunu da dağıtma. Ata bin yürüme. Kendin öğren, akıl dağıtma. Kazandığının hepsini kumara yatırma. Ve evinde otur. Bire yirmiden daha çok kazanırsın. Huzura erersin.

Lear: Boyundan büyük laflar ediyorsun!

Soytarı: Tıpkı karnı aç dolaşan bir avukat gibi değil mi? Bana bunun için hiç bir şey verilmedi ki. Hiç bir şeyden hiç bir şey çıkabilir mi amca?

Lear: Hiçten hiç bir şey çıkmaz!…

Mecazi anlamda söylüyorum, ne yazık ki günümüzde Kral Lear’in soytarısı kadar hükmümüz yok.

 

Bütün sanatları içinde barındıran tiyatro doğa gibi cömerttir… Hep yeniler kendini, çağa ayak uydurur…

Hocaların hocası, ustamız Muhsin Ertuğrul

Muhsin Ertuğrul: “Çocuktum, yaşamımı tiyatroya adadım. Hem sevdiğim bir işte, bir sanat kolunda çalışmak için, hem de bu sanat dalının toplumun yüreğinde çiçekler açtıracağına inandığım için. Bu inanç o kadar derine kök saldı ki, -Yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün bir tiyatro daha açarım.- diyecek  ölçüde bir saplantı gibi. Saplantı sözcüğü abartılmış sayılmasın; tam anlamıyla yerinde. Çünkü, yeryüzünde tiyatronun bin bir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasından, uzaklaşmasından; birbirlerinin sıcaklığını, sevgisini duyamadıklarından doğduğuna inanç getirdim bir kez. Artık, beni bu inançtan, bu kanıdan kurtaramazdı kimse. Onun için, bu yolu doğru yol belledim. İyiliğe, güzele, gerçeğe çıkaran yol.”

 

Tiyatro AŞHK olarak önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh.” ve ustamız, hocaların hocası Muhsin Ertuğrul’un “Yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün bir tiyatro daha açarım.” sözlerini kendimize yoldaş bildik…

 

Sahne denilen büyülü alana tiyatro oyuncusu çıktığı anda zaman adeta boyut değiştirir. Hangi zaman diliminde yaşarsanız yaşayın, o andan itibaren zaman sahnedeki oyunun, oyuncunun zamanıdır artık. Tiyatroda oyun bittiği andan itibaren de; oyuncu ve oyun sizi kendi dünyanızla baş başa bırakır. Tam da bu noktada gerçek bir tiyatro oyuncusunun hissettiği huzuru size anlatmam mümkün değil… Muhteşem…

 

Bu yıl Tiyatro AŞHK olarak biz de Beşiktaş Belediyesi’nin “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” nden dolayı düzenlediği “DÜNYA TİYATROLAR HAFTASI” nda, 28 mart 2017’de İstanbul’da, Akatlar Kültür Merkezi’nde saat:20.30’da “Kanatsız Güvercinler” adlı oyunumuzla perde açacağız. Dünya barışı adına mumumuzu yine sabırla ve umutla yakacağız. Oyunda söylediğimiz “Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, yaşadığınız topraklarda birbirinize saygı duyarak, birbirinizi kabullenerek, “BARIŞ” içinde yaşamayı başarabilirseniz, kimse dışarıdan gelip sizi yönetmeye kalkmaz, kalkamaz.” cümlesini bir kez daha fezaya göndereceğiz. Bunu yaparken de, dünyayı sevginin kurtaracağının altını kalın puntolarla çizeceğiz. Daha sonra da 11 nisan 2017 tarihinde, yine 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde perde açacağız. Yolu İstanbul’a düşecek olan sanatseverleri oyunumuza bekliyoruz.

 

William Shakespeare’ın “Nasıl Hoşunuza Giderse” adlı oyunundan alıntı.

 

Bütün dünya bir sahnedir…

Ve bütün erkekler ve kadınlar

sadece birer oyuncu…

Girerler ve çıkarlar.

Bir kişi bir çok rolü birden oynar,

Bu oyun insanın yedi çağıdır…

İlk rol bebeklik çağıdır,

Dadısının kollarında agucuk yaparken…

sonra mızıkçı bir okul çocuğu…

Çantası elinde, yüzünde sabahın parlaklığı

Ayağını sürerek okula gider…

Daha sonra aşık delikanlı gelir,

İç çekişleri ve sevgilinin kaşlarına yazılmış şiirleriyle…

Sonra asker olur, garip yeminler eder.

Leopar’a benzeyen sakalıyla onurlu ve kıskanç,

Savaşta atak ve korkusuz,

Topun ağzında bile şöhretin hayallerini kurar…

Sonra hakimliğe başlar,

Şişman göbeği lezzetli etlerle dolu,

Gözleri ciddi, sakalı ciddi kesimli…

Bilge atasözleri ve modern örneklerle konuşur

Ve böylece rolünü oynar…

Altıncı çağında ise palyaço giysileriyle,

Gözünde gözlüğü, yanında çantası,

Gençliğinden kalma pantalonu zayıflamış vücuduna bol gelir.

Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.

Son çağda bu olaylı tarih sona erer.

İkinci çocukla her şey biter.

Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiç bir şeysiz..

 

İşte böyle… Bu dünya yalan dostlar… Sevdiklerinizin, yaşamınızın kıymetini bilin… Anın tadını çıkarın…

 

Sanat dolu, sevgi dolu nice “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”nü kutlamak umudu ile… Sanatı su içmek gibi ihtiyaç olarak hissetmeye başladığımız an, bu topraklarda yanlışlar doğru olmaya başlayacak…

Dost acı söyler…

Yaşasın sanat, yaşasın tiyatro, yaşasın barış…

 

Bütün ustalarımıza, gerçek tiyatro emekçilerine ve siz seyircilerimize selam olsun…