Protokol Ayni Değişen Kim?

4 Mayıs 2018 Cuma | 11:27
Cenk Diler

Çok değil, 2 yıl önceki, 12 Nisan 2016 tarihli gazetelere bakarsanız, hepsinde ve benzer şekilde şu ibare ile karşılaşırsınız: “Koalisyon ortaklarının arasını açan bir diğer konu da Türkiye’den mali yardım alınabilmesi için Ankara ile imzalanması gereken mali protokol konusudur. 2015 Kasım ayından bu yana imzalanmayan protokolde Türkiye, KKTC’deki elektrik ve telekomünikasyon hizmetleriyle limanların özelleştirilmesi şartını koşuluyor. UBP buna onay verirken ortağı CTP karşı çıkıyordu.”

Burada bahsedilen protokol, elbette 2016-2018 yıllarını kapsayan, İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması/ Protokolüdür. Halka ilk olarak Serdar Denktaş’ın müjdelediği(!) ve Tufan Erhürman’ın da bu imzayı teyit ettiği o müthiş başarı belgesi!

Peki, Tufan Erhürman’ın 29 Aralık 2016 tarihinde bahsettiği protokol da ayni protokol değil midir?

Tıpkısının aynisidir. Bakın ne demiş Tufan Hocam:

“Bu hükümet mali protokolde Aralık sonu hedeflerinin hemen hemen hiçbirine ulaşamamıştır ve protokolü her gün ihlal etmektedir. CTP’yi protokolü imzalamadı diye eleştirenlerin bu gerçeği artık görmesi gerekir. CTP uygulayamayacağı bir protokolü imzalamayacak, imzaladığı protokolü de harfiyen uygulayacaktır. Oysa şu anda iktidarda olan partiler belli ki konuya, imzalayalım da ondan sonrasında nasılsa uygulamayız anlayışıyla yaklaşmaktadır.” iddiasında bulunmuştu.

Bazılarına göre “yıkım paketi” diye de adlandırılan bu “buyruklar manzumesi” belgeyi imzalamamak için hükümetin bozulmasını bile göze alanlar şimdi ne yapmaya çalışmaktadırlar?

Değişen nedir?

Ya Kıbrıs Türkünün elinde kalan son kıt kaynaklarını peşkeş çekme niyetindesiniz veya siz de imza atıp, parayı kapıp, UBP gibi; “nasıl olsa uygulamayız” anlayışında olacaksınız.

Yoksa benim aklıma gelmeyen üçüncü bir şık daha var mıdır?

Parayı almak için imza atmak o belgenin uygulanacağını da kabul etmek anlamındadır. Bu çıkarımı yapmak için ne hukukçu olmaya gerek vardır ne da diplomat!

Cemal Hocam da 20 Haziran 2016 tarihinde:

“Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasındaki mali işbirliğiyle tamamen Türkiye’ye bağımlı bir hale gelindiğini, parti olarak bunu kabullenemediklerini belirterek, Mali işbirliğinin ana-yavru edebiyatıyla yapıldığını ve tamamen dayatma paketlerle uygulamaya konulduğunu ve maalesef kendi ayakları üzerinde durması gereken devlet mekanizması oluşturmak yerine her geçen gün daha da Türkiye’ye bağımlı hale geldiğini görüyoruz dolayısıyla biz bunu kabullenemiyoruz.” demiştir.

Şimdi hükümette olduğundan onun da pek sesi çıkmamaktadır. Umarım bu sessizliğini daha fazla o da sürdürmez.

Yeni paket imzalanırken, eski ama doğru olan bu hassasiyetlerinizin dikkate alınması “siyasi güvenilirlik” açısından son derece önemlidir.

Paket değişsin ama siz değişmeyiniz.

Umutlarımızı asla tüketmeyiniz.