Köşe Yazarları

ONSUZ İLK “27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ”MÜZ…

Merhaba dostlar, merhaba…

Bugün “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”… Kutlu olsun… Emin olun tiyatro sanatı var olduğu sürece umut da var olmaya devam edecektir… Bütün savaşlara, ikiyüzlülüğe ve soytarılıklara rağmen “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” kutlu olsun…
Yaşasın tiyatro…

5 ekim 2015’de Tomris İncer ustamızı; o büyük çırağı, gerçek bir sanatçıyı, annemizi, ablamızı, yoldaşımızı, sırdaşımızı, arkadaşımızı, dostumuzu, Tomi’mizi gerçeğe yolcu ettiğimiz gün… Sakladık onu… O günlerde yazmak pek içimden gelmedi. Çok duygusaldım. Açıkçası onun tiyatro adamlığını, hayattaki sevgi dolu onurlu duruşunu sizlere aktaramamaktan korktum. Bu yüzden, böylesine kıymetli bir günde saygıyla anmak istedim. Bunu yaparken de, bu satırları sizlerle paylaşmak benim için çok zor da olsa, inanın kendimi daha huzurlu hissettim… Zaten o bizimle bu hayatta yaşamaya devam ediyor… Yolu hep ışıklı olsun…

Onsuz ilk  “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” müz…

Oyunlarımızdaki karakterlere sahnede can verirken o yüreğimizin en özel yerinden bize zaten hep gülümsüyor… O’nun o sevgi dolu, sizi hemen sarıp sarmalayan, güven ve umut aşılayan enerjisi hala bizde yaşamaya devam ediyor… Öğrettiklerini de seyircilerimizle paylaşıyoruz… Ama tıpkı diğer büyük ustalar gibi, onun gibisi de bir daha gelmez… Sevdiği ve saygı duyduğu insanlarla çok özel ilişki kurardı. Onun için ne kadar özel olduğunuzu çok iyi anlatır ve güçlü bir şekilde hissettirirdi size. Içindeki sevgi adeta evren kadar kocamandı… O sevginin size karşı limitsiz olduğunu hep hissederdiniz… Bir güneş gibi sıcacık sarardı yüreğinizi… O da nesli tükenmekte olan insanlarımızdandı… Onlar tükendikçe, gördüğünüz gibi dünya da tükeniyor .

İ.B.B. Şehir Tiyatroları’nda ve Dormen Tiyatrosu’nda birçok oyunda beraber oynadık usta ile. Şahane Züğürtler, Altı Derece Uzak, 3. Richard, Dünyanın Ortasında bir Yer… Sahnede, kuliste, yurt içi ve yurt dışı turnelerinde, hayatın akışı içinde çok kıymetli anıları paylaştık… Ama bunca yıllık tiyatro sanatçısını ne acıdır ki geniş kitleler televizyondaki Binbir Gece, Aşk ve Ceza gibi dizilerle tanıdı. Oysa o, yıllardır tiyatro sahnesinde harikalar yaratıyordu. Birlikte yaptığımız yolculuklar dışında; Ölümsüz Öykü, Medea, Gölge Ustası, Canlı Maymun Lokantası, Mikado’nun Çöpleri, Bahar Noktası, Eskici Dükkanı, Leons ile Lena, Tehlikeli İlişkiler, Gerçek Hayattan Alınmıştır, Öldün Duydun mu? gibi birçok oyunda rol aldı. Afifa Tiyatro Ödülleri’nde, Sadri Alışık Ödülleri’nde, Ankara Uluslararası Film Festivali’nde, Adana Altın Koza Film Şenliği’nde de birçok ödüle layık görüldü…

Bir de 2007 yılında Unesco’nun ilan ettiği “Mevlana Yılı”ndan dolayı Sayın Turgan Nar’ın yazdığı, benim yönetme onurunu yaşadığım İ.B.B. Şehir Tiyatroları çatısı altında “Divane Ağaç-Yunus Emre” adlı oyunda rol arkadaşlığı dışında Yönetmen-Oyuncu yolculuğunu da yaptık usta ile… Onunla çalışmak benim için bir rüya idi diyebilirim. Sahneleri çalışmaya başladığımızda adeta ilkokul öğrencisi gibi heyecanlı oluyordu. Pozitif enerjisi, sahnede rolünün hakkını vermek için sabırla, sevgiyle ve inançla çalışması muhteşemdi. Sanki ben usta o çıraktı çalışırken… Hele dostluğu ve insanlığı unutulmaz. Nefes aldığım sürece benimle hep yaşayacak.

Ve tarih 22 ağustos 2015…
İzmir… Adnan Menderes Havalimanı… Her zamanki gibi İstanbul’dan İzmir’e yaklaşık bir, belki de iki saat geç kalktı uçak. Tam olarak hatırlamıyorum. Süratle havalimanından hastahaneye ulaştım. Hastahanede önce doktoru ile görüştüm. Çıplak gerçeği öğrendim… Umut var mı? Az da olsa var… Ama! İşte o “ama” çok can sıkıcı idi…

Odasına girmeden önce, kapının önünde iki üç kez derin derin nefes aldığımı hatırlıyorum… Yaklaşık iki saat kaldım yanında… Dünya zamanı olarak 120 dakika kadar diyelim… Ama inanın bana her bir dakikası bir asır gibi idi… Çünkü zamanın durmasını ve ilerlememesini istedim… Öyle bir pozitif enerji yükledi ki bana, tanıyanlar bilir… Sanki ben hasta, o bana moral vermeye gelmiş… Garip bir durum… Yıllarını… Hayatını… Sanata bakışını… Dostlarını… Sevdalarını… Acılarını… Kıskançlıklarını… Pişmanlık duyduğu hiç bir şeyin olmadığını… Anlattı, anlattı, anlattı… Bu arada yemeğini yedi, hatta sevenlerine iletmem için bir video kaydı bile yaptı benimle… Güldük, eğlendik, ağladık, sarıldık… O da biliyordu, ben de biliyordum… Belki de vedalaşıyorduk… Garip bir duygu… Bütün dostları gibi kendisi de çıplak gerçeği biliyordu… Bana bizzat kendi söyledi…  İnanın ölüm karşısında o kadar güçlü idi ki… Sanatçı duruşu ile adeta meydan okuyordu ölüme… Huzurluydu… 

O gün bana özetle “Hiç bir şeyi ciddiye alma. Zaten bu dünya görmesini bilene yalan… Ben hayatımı doya doya yaşadım. Sevdim, sevildim; kıskandım… Gönül verdiğim tiyatro sahnesinde harika oyunlarda oynadım…Ailem var, sizler, dostlarım, çocuklarım var hayatımda… Eeee, daha ne olsun?” dedi… Evet bu kadar insanca dedi… Ben “Böyle konuşma anacığım.” desem de beni susturdu hep. Yoruluyordu, dinlenip yine konuşuyordu… Uyuması için gitmek istedim, bırakmadı… İyi ki bırakmamış…

Sonra onu hastahanenin kapısında bekleyen akrabasının arabasına kadar benim de eşliğimde götürdük… Öpüştük, koklaştık… Tekrar görüşmek üzere dedik… El salladı bana, ben de ustaya el salladım… Araba trafikte kaybolup gitti… Onu dünya gözü ile son görüşüm böyle oldu işte…

Ve tarih 5 ekim 2015… Gece haberi geldi…
“GİTTİ”… Öyle paylaştık acımızı aramızda…

GİTTİ…

Sonra bizler gittik Foça’ya… Son görevimizi bütün sevenleri ile beraber yaptık… Onu çok özlüyoruz, doğru… O günden beri hayat kendini insan sanan bazılarının bütün acımasızlıkları ve sahtekarlıkları ile akıp gitmeye “her şeye rağmen” devam ediyor. An itibarı ile yaşananlar ortada zaten, biliyorsunuz… Bizler de tiyatro sahnesinde aynamızı tutmaya devam ediyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın, son nefesimize kadar da etmeye devam edeceğiz… Ben tanık oldum, o gün hastahanede Tomris İncer ustanın gözlerinin içinde gördüm, o bu dünyadan çok mutlu gitti… Ve bilerek GİTTİ… Zamanı fazla uzatmak istemedi… GİTTİ…

Shakespeare “Çırpınan, sonra sesi kesilen bir zavallı oyuncu. Bir aptalın anlattığı bir masal, ki baştan sona kuru gürültü ve şamata, hiçbir anlamı da yok…” der… Evet, Tomris İncer usta da bu gerçeği tıpkı Shakespeare usta gibi kavramıştı… GİTTİ…
O, kocaman yeteneği, ana yüreği ile bize; bizlerle hep yaşayacak olan onurlu bir hayat bıraktı ve GİTTİ. Daha büyük bir miras var mı bu dünyada? Son nefesine kadar da sahnede oyun oynamaya devam etti. Çehov “Sanat ve dehanın olduğu yerde, ihtiyarlık, yalnızlık, hastalık yoktur. Hatta ölüm dehşetinin bile yarısı kaybolur.” der… Bu cümlenin kanıtıdır Tomris İncer usta… Beraber son saatlerimizi paylaştığımız yaklaşık o iki saatlik dünya zamanı diliminde; ölümün bir son değil, belki de bir başlangıç olduğunu bana anlatmaya çalıştı… Biliyordum, ama artık daha iyi biliyorum. GİTTİ ve öğretti…
Evet dostlar, Mevlana’nın dediği gibi “düğün günü” geldiğinde; bu yalan ve sahte dünyadan gerçek dünyaya yelken açtığımızda, tüm sevdiklerimiz gibi Tomris İncer ustamızla da kucaklaşacağıma olan inancım sonsuz.
O bize ışık yakmaya, yol göstermeye devam edecek. Biz de o ve onun gibi bütün ustalarımıza; Muhsin Ertuğrul’a, Vasfi Rıza Zobu’ya, Bedia Muvahhit’e, Behzat Butak’a, Hazım Körmükçü’ye, Hüseyin Kemal Gürmen’e, Afife Jale’ye, Cahide Sonku’ya, Selim Naşit’e, Kemal Küçük’e, Neyyire Neyyir’e, Emin Beliğ’e, Ferih Egemen’e, Feridun Karakaya’ya, Cüneyt Gökçer’e, Müşfik Kenter’e, Nejat Uygur’a, Müfit Kiper’e, Mücap Ofluoğlu’na, Gazanfer Özcan’a, Ecder Akışık’a, Asuman Korad’a, Savaş Başar’a, Kerem Yılmazer’e, Beklan Algan’a, Başar Sabuncu’ya, Ali Taygun’a, Savaş Dinçel’e, Ayşegül Devrim’e, Zeki Alasya’ya, Kemal Sunal’a, Şükriye Atav’a, Yıldırım Önal’a, Dinçer Çekmez’e, Tuncel Kurtiz’e, Metin Serezli’ye, Yavuz Şeker’e, Tekin Akmansoy’a, Sadri Alışık’a, Çolpan İlhan’a, Levent Kırca’ya, Hadi Çaman’a, Osman Görgen’e, Adile Naşit’e, Ümit İmer’e, Ali Yalaz’a, Ali Cağaloğlu’na, Özen Tutucu’ya, Birsen Kaplangı’ya, Suna Pekuysal’a, Cüneyt Türel’e ve yüzlercesine layık olmak için mumlarımızı sabırla yakmaya devam edeceğiz…
Tüm ustalarımıza ve tiyatronun Don Kişot’larına selam olsun…
YAŞASIN SANAT, YAŞASIN TİYATRO, YAŞASIN BARIŞ…
Tomris İncer usta deyişi ile “BUSELER”…
Saygıyla…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı