Müzakerelerin kilitlenmesinin bir bedeli var

30 Nisan 2017 Pazar | 12:01
Lefteris Adilinis

Olası bir kilitlenme ‘Tayvan modeli’, bölünme, kuzeyin Türkiye tarafından ilhakına yol açabilir

Bu hafta yapılan Ulusal Konsey toplantısından çıkan Kıbrıslı Rum siyasi liderler, barış sürecinin geleceği için çok kasvetli bir resim çizdi.

İki büyük siyasi parti olan DISY ve AKEL’in kaynakları, Cyprus Weekly’ye verdiği demeçte, görüşmelerin sona erdiğini ve Temmuz ayı başında onaylanması halinde, iki bölgeli, iki toplumlu çözüm modelinin hakkın rahmetine kavuşmuş olacağını söyledi.

Ulusal Konsey’in geçen Pazartesi olan toplantısında Rum lider Nikos Anastasiadis, müzakerelerde bir kilitlenme olacağına inanıyor gibi görünüyordu.

Ancak, bu Cyprus Weekly’nin BM destekli müzakerelere yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilere ciddi farklılık gösteriyordu.

Müzakereciler Andreas Mavroyannis ve Özdil Nami, son toplantılarda, Kıbrıslı Türklerin federal devlete etkin katılımı ve Kıbrıs’taki TC vatandaşlarının AB’nin dört özgürlüğünden (dolaşım, sermaye, mal ve hizmetler) faydalanması gibi konularda gayet iyi gelişmeler sağladığını anlıyoruz.

 

Siyasi yorum

Ancak Anastasiades ve Akıncı bu ilerlemeyi gözardı ediyorlar.

Her iki lider de genel olarak bir kilitlenme duyurusundan önce vuku bulan bir gelişme olan suçlama oyununa başladılar. Cyprus Weekly, Kıbrıs müzakereleri konusunda tecrübeli diplomatlarla görüştü. Herkes mevcut sürecin Temmuz başında somut sonuçlar üretmesi gerektiğine konusunda hemfikir.

Fransız Total’in 13 Temmuz’da Kıbrıs’ın “münhasır ekonomik bölgesinde” doğalgaz sondajına başlamasıyla Türkiye’nin çözüm sürecini kesinlikle etkileyecek bir atılım yapması bekleniyor. Ayrıca, o zamana kadar, Rum başkanlık seçimleri için kampanya tam randıman almış olacak.

Görüştüğümüz kişiler, mevcut müzakerelerin bir çıkmaza girmesi halinde, başkanlık seçimleri ve sondaj çalışmaları nedeniyle, iki tarafın müzakerelere kaldığı yerden devam etmesinin neredeyse imkansız olacağını dillendirdi.

Konuştuğumuz bir diplomat, “Taraflara ve kendimize karşı dürüst olmalıyız. Olası bir başarısızlık artık federal bir anlaşma modelinin mümkün olmayacağını ve Kıbrıs için yeni bir model veya yeni bir düzenleme bulunması anlamına geliyor” dedi.

 

Senaryolar

Kıbrıslı ve yabancı diplomatik kaynaklarla yapılan tartışmalar, federal çözüm modelinin yerini alacak yeni bir yaklaşım için aşağıdaki senaryoları ortaya çıkardı.

 

Kuzey’de Tayvan tipi düzenleme: Kıbrıslı Rum ve Türkler, adanın kuzey kesimine Tayvan tipi bir özerklik vermek için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya çalışacaklar. Bu durumda, kuzey, kendi ticari ve uluslararası toplumla olan diğer ilişkilerini şekillendirebilecek ayrı bir siyasi varlık (devlet değil) olarak tanınacaktır. Kıbrıs Cumhuriyeti, adanın kuzeyinin topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek Çin’in Tayvan’la yaptığı şekilde devam edecektir. Ayrıca, iki taraf Kıbrıslı Rumlara iade edilecek toprak yüzdesi ve mülkiyet konularında anlaşma arayacak. Kıbrıslı Rumlar mülkiyet konusunda tazminatı tek çare olarak kabul etmek zorunda kalacak.

Kıbrıslı Türkler hem Kıbrıs Cumhuriyeti, hem de “KKTC” vatandaşlığını sürdüremeyecek. Enerji, Tayvan tipi bir anlaşmada çözülmesi gereken en son konu olacak. Kıbrıslı Türkler gaz satışından elde edilecek kârın bir kısmını ve fiili paylarını almak için müzakerelere tabi tutulmaları gerekebilir.

 

Kadife ayrılık: Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler tam bölünme konusunda pazarlık yapacaklar. Yine, toprak düzenlemeleri ile tazminat ve muhtemelen takas temelinde bir mülk anlaşması üzerinde anlaşmaya varacaklar. Bu durumda, adada iki devlet aktif olacak.

İki taraf sadece toprağı değil, aynı zamanda münhasır ekonomik bölgeyi de bölecek ve bir taslak anlaşması yapması gerekecek. Diplomatlar, müzakere edilmiş bir bölünmenin Avrupa Birliği’nde iyi karşılanmayacağını ve ayrıca Türkiye’nin kuzeyi ilhak etmesi için zemin hazırlayacağına dikkat çekti.

 

Kuzey, Türkiye’nin bir parçası olur: Olası en kötü senaryoda, Kıbrıslıların (hem Rum hem Türk) adanın kuzeyinde sözü geçmeyecek ve Ankara tarafından yönetilecek.

Yeşil Hat, ilişkileri ciddi bir şekilde körelmiş bir Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye arasında zor bir sınır olacak. Toprak ve mülkiyet düzenlemeleri söz konusu olmayacak. Kuzeydeki insanlar, katı milliyetçiler bile, böyle bir ihtimal karşısında tepki gösteriyorlar. Ancak bu yöntem, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Yiğit Bulut tarafından sistematik bir şekilde dile getirilmekte ve Türkiye’nin kuzey ile anakarayı birbirine bağlayan su ve elektrik projeleriyle güçlendirilmektedir.