Poli

”Ma Kimdir bu Maronitler?”






Mete Hatay
Mete Hatay

Costa M. Constantinou’nun yaptığı “Third Motherland” adlı filmde, yazar/yönetmen, Maronitlerin yok olmayla ilgili tedirginliklerini muhteşem bir şekilde ortaya döker. Belgeselde detaylı bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken onların nasıl bir tarafı seçmeye zorlanmaları dile getirilir. Orta yaşlı bir Maronit öğretmen, böyle bir referandumun onlara nasıl dayatıldığını sorgulaması filmin en vurucu sahnelerinden birini oluşturur. Film ayrıca onların sürekli yaşadıkları kimlik çelişkilerini ve duruma göre nasıl taktiksel tavırlar geliştirdiklerini irdeler. Yok olma tehlikesi geçiren dilleri “Sanna”ya son zamanlarda gençlerin nasıl sahip çıkmaya çalıştıkları ise filmin omurgasını oluşturur.

 



Son zamanlarda Maronitlerin köylerine geri dönüşü yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Medyadaki tartışmalara baktığımda bu etnik/dini grubu pek tanımadığımızı anladım. Ermenilerle ilgili birçok anıya sahip Kıbrıslı Türk olmasına rağmen Maronitlerin yoğun olarak Kıbrıs’ın Kuzey Batısındaki köylerde yaşadıklarından dolayı şeherli Lefkoşalıların anılarında pek yer almazlar. Öyleyse gelin hep birlikte gözlerimizi Maronitlerin yaşamına çevirelim.

 

Lübnan asıllı olan Maronitlerin 9. Yüzyıldan itibaren Kıbrıs’a yerleşmeye başladıkları iddia edilir. Fakat en yoğun göçün 12. Yüzyılda olduğu bilinilir. Bazı kaynaklar 13. Yüzyılda adada 70 Maronit köyü bulunduğunu iddia eder. Bu rakam başka kaynaklarda daha sonra 60 köy olarak dile getirilmişti. Nüfuslarının o dönemde 7-8000 civarı olduğu iddia edilir. Maronit köylerinin sayısı Osmanlı egemenliğiyle birlikte düşmeye başlamıştı. 1596 yılında Papa’nın emriyle adayı ziyaret eden ilahiyat profösörü Jerome Dandini, Kıbrıs’ta o dönemde 19 Maronit köyünün olduğunu yazmıştı. Bu köylerin hepsinde, bir veya iki kilisenin bulunduğunu, Metochi adlı köyde ise sekiz Maronit kilisesinin olduğunu iddia etmişti.

 

  1. yüzyılın başında Kıbrıs’ta yaşamış olan Larnaka Kaymakamı Claude Cobham kitabın 1698’de Fransızca yazılmış olanını tercüme etmişti. Ona göre Dandini’nin tespit ettiği 19 köy şunlardı. Metochi, Flamoudi, Agia Marina, Asomatos, Kampyli, Karpasia, Kormakitis, Tremidia, Kazafani, Vouno, Kepos, Geri, Chrysida, Agios Georgios of Attalias, Klepini, Episkopi, Gastria, Kephalovrysi, ve Kato Chrysida.

 

Osmanlı döneminin sonuna doğru Maronit köylerinin sayısı beşe inecekti. Bunlar sırasıyla Kormacit, Karpaşa, Ayia Marina (Gürpınar), Asomatos (Özhan) ve Kambilli’ydi. Kambilli yani yeni ismiyle Hisarköy’de 1831 Osmanlı nüfus sayımı köyün nüfusunun %30’nu Maronit olarak göstermişti. İngiliz döneminin başında ise köyde 3-4 aile Maronit kalmıştı. 1930’lara gelindiğinde ise köyde Maronit nüfus kalmamıştı. Bazı iddialara göre Karpaşa’da yaşayan bazı Türkler İngiliz dönemiyle birlikte Kambilli’ye taşınmışlar, 1920’lerde Larnaka Lapityu yani Kozanköy Türklerinin köydeki bir toplumlar arası işlenen cinayetten sonra köyden kaçmalarından dolayı Kambilli’ye  gelen bu ek nüfusla birlikte köy tamamen Türkleşmişti. Diğer karışık bir köy olan Ayia Marina ise 1964 yılına kadar Maronit/Türk bir nüfusa sahipti. Köyde 1964 yılına kadar yaklaşık 60 Türk yaşıyordu. Yaptığımız muhtelif mülakatlardan köyde toplumlararası evliliklerin çok olduğunu ve dinler arası geçişin de bolca yaşandığı bilinmektedir. Ayia Marina köylüleri arasında Ahmedilerden ve Hasanagilerden gelen birçok aile mevcuttur.

 

Yukarda da görülebileceği gibi Maronit köylerinin nüfusu yoğunlukla Beşparmak dağlarının yanındaki köylerdi. Bu köylerin çoğu zamanla Ortodokslaşmıştı. Daha az olmasına rağmen Müslümanlaşan Maronit köyleri de mevcuttur. Osmanlı döneminde 1690’lara kadar topluluğun bir Başpiskoposu vardı fakat 1690 yılında  Stephen of Edhen isimli bu din adamı adayı terk etmeyi seçip Maronitleri kendi başlarının çaresine bakmak için bıraktıktan sonra Maronitler bir dönem (1690-1759) Lefkoşa’daki Katolik din adamları tarafından yönetileceklerdi. Bu dönem aynı zamanda Kıbrıs’taki Ortodoks kilisesinin en güçlü olduğu dönemdi. O dönemde adeta ortada kalmış birçok Maronit köylüsü evlenme ve vaftiz işlerini de üstlenen Ortodoks kilisesi tarafından Ortodokslaştırılacaktı. Bartelmaous Iskandar al Ahabri 1776 yılında Lübnanda oturan Kıbrıs Piskobosuna gönderdiği mektupta Maronitlerin 11 farklı köyde yaşadığını ve nüfuslarının 550’ye düştüğünü yazacaktı ( Hourani 2009: 127).

1841 yılında dönemin Osmanlı Muhasılı Talat efendi adada yaklaşık 1,300 Maronit’in yaşadığını iddia edecekti. Köy sayısı ise altıya düşmüştü. Bu dönemde Maronitler Lübnan’daki Maronit Patriğinin atadığı bir Piskobos Yardımcısı tarafından yönetiliyorlardı. Tanzimatla birlikte Maronitlerin durumu iyleşmeye başlayacaktı. Bu dönemde Osmanlı Muhasılının altında bir Danışma konseyi oluşturulmuştu. Bu konseyde Muhasıl dahil beş Müslüman, iki Rum, bir Maronit ve bir Ermeni üye bulunmaktaydı. İngiliz döneminin ilk yıllarında adadaki piskobos yardımcısını Lübnan’daki Bikfayya Piskobosu atamaya başlayacaktı.

 

İngiltere adada 9 Gayrı Müslim, 3 Müslim ve 6 atanmış üyeden oluşan bir Meclis (Kavanin) oluşturacaktı. Her dini grup kendi temsilcilerini seçecekti. Yükselen enosis taleplerini bazı manipülasyonlarla veya Kıbrıslı Müslümanları kullanarak engellemeye çalışan İngiliz idareciler, Rum üyelerin Meclis seçimlerini boykot ettikleri bir dönemde iki Maronit üyeyi de Meclise sokmaktan çekinmeyeceklerdi. Maronit cemaatını kullanmak isteyen sadece İngilizler değildi. 1919’da adadaki Fransız konsolosluğu bazı Maronitlere vatandaşlık vererek onları koruması altın almaya çalışınca İngiliz Yüksek Komiseriyle takışacaktı. Bu arada Maronitler yükselen enosis taleplerine karşı çıkmakla kalmayacaklar, Ermeniler, Latinler ve Kıbrıslı Türkler’le “Self Rule” taleplerine de set çekeceklerdi.  1925 yılında Kıbrıslı Türklerle birlikte Maronit Piskobos yardımcısı ve diğer azınlık yöneticileri, “Rumların çoğunluk idaresi taleplerini” protesto eden bir mektubu İngiltere’ye göndereceklerdi. Buna benzer bir başka mektup 1929 yılında yazılacak ve idarenin Rumların eline geçmesiyle “hayatın çekilmez” olacağı dile getirilmişti. Maronitlerin bu tavırları EOKA’nın enosis mücadelesine karşı da devam etmişti fakat Türklerin taksim tezi ortaya çıkınca, kendilerini iki ateş arasında bulacaklardı. Çünkü köyleri taksim haritasında Kuzeyde kalıyordu. Bu dönemde 800-1000 civarında Maronit’in Lübnan’a göç ettiğini görürüz.

 

1959 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası görüşmelerinde Maronitlerin bu defa ayrı temsilci talep etmek için siyasette daha bir görünür olduklarını gözlemleriz. Tüm karşı çıkışlarına rağmen ise 1960 Anayasasında iki ana toplumdan birini seçmeye zorlanacaklardı. Çoğunun dili artık Rumca olduğu için ve daha büyük toplum olduğu için sonuç olarak Rum toplumunu seçeceklerdi.

 

1960’lara gelindiğinde Maronitlerin Kormacit haricinde yaşayanları ana dilleri olan “Sanna” Arapçasını tamamen unutmuşlardı. Kilisenin her geçen gün biraz daha Rumcayı ayinlerde kullanması ve Arapça öğreten okulların ortadan kalkmasıyla birlikte dilleri adeta ölmeye bırakılmıştı. Bu dilin spesifik yapısıyla ilgili yeterli bilgiye sahip değiliz. Bir kaç çalışma halinde elimizde yeteri kadar veri yoktur. Etienne de Lusignan (1537-1590) “Description de toute lʼisle de Chypre” adlı eserinde adadaki dillerden söz ederken Arapçanın yanında Maronitçeyi ayrı sıralar. Bu da demektir ki o dönemde Maronitler adada konuşulan Suriye ve Mısır Arapçasından farklı bir tür arapça konuşmaktaydılar. Bu dilin 9. Veya 12. Yüzyıldan beri adadaki çoğunluk dili olan Rumca ve Devlet dilleri olan Fransızca ve İtalyanca’dan etkilenmesi kaçınılmazdı.

 

Şu an adada yaklaşık 4,500 Maronit’in yaşadığını biliyoruz. Yakın zamanda yapılan bir çalışmaya göre bunların sadece 950 tanesi çok iyi derece veya iyi derecede “Sanna” bilmektedirler. Bu düşük sayının birçok nedeni vardı. Birincisi bu dili bilenlerin uzun yıllar Rum toplumu içerisinde kendi dilleriyle “dalga” geçileceğinden korkukları için konuşmamayı tercih etmeleridir. 1974 yılından sonra toplumun dağılması, in vivo yani gündelik kullanımı da ortadan kaldırmıştı. Dil üzerinde 1975 yılında çalışma yapmış olan dil bilimci Arlette Roth da Maronitlerin dillerini konuşmaktan çekindiklerini ve küçük çocuklar hariç herkesin günlük hayatta Yunanca konuşmayı tercih ettiğini öğreniyoruz. 1985 yılında adada bulunan başka bir araştırmacı A. Borg dil asimilasyonun hızla yaşandığını not edecekti.

 

Kıbrıs’ın AB’ye katılmasıyla birlikte Kormacit arapçası olarak bilinen Sanna dili yeniden dikkati çekecekti. Ethnologue’un 15. Baskısı adada 1300 sanna konuşan kişi tesbit etmişti. Euromosaic III projesi ise yaptıkları çalışmada Kormacit asıllı 1,800 kişinin 902 kişisinin hala daha bu dili iyi derecede bildiğini not etmişti.

 

Aynı çalışma 25 yaşından küçük Kormacit asıllıların (542) bu dili hiç bilmediklerini iddia etmişti. 26-35 yaş grubunun ise 228 kişi olduğunu ve bunlardan sadece 36 kişisinin dili iyi derecede konuştuğunu not etmişti. Yani başka bir deyişe 1974 sonrası nesli Sanna dilini unutma trendine girildiğini gözler önüne serilmiştir. 40 ve üstü yaş grubunun %90’nın bu dili iyi derecede konuştuğu ise teslim edilmişti.

Maronit Kültür Derneği Xki Fi Sanna’dan George Skordis 2007 senesinde hazırladığı bir projeksiyonda Kormacit Arapçası’nın ölmekte olduğunu göstermiştir. Yapılan projeksiyona göre 902 olan konuşan sayısının 2028 yılına kadar eğer bir şeyler yapılmazsa 500’lere düşmesi kaçınılmazdır. Bu da dilin komaya girme dönemi anlamına gelebilir.

Bu tip çalışmalardan sonra Maronit aileler kimliklerini koruyabilmenin yollarından en önemli olanının kuzeydeki köylerine dönmek olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Özellikle 2003 yılında kapıların açılmasıyla birlikte bu umutları büyümüştür. 2008 yılından sonra Kormacit’te AB’nin de yardımıyla Sanna dilini çocuklara teşvik etmek için birçok etkinlik düzenlenmeye başlanacaktı. Diğer önemli bir gelişme ise bazı dil bilimcilerin Sanna’yı latin alfabesine uyarlayarak kolaylaştırmaları oldu. Çocuklar artık bu dili daha kolayca öğrenmeye başlayacaklardı. Kapıların açılması ayrıca Kormacit’teki evlerin restore edilmesini ve köyün tekrardan hayat bulmasına da neden olacaktı. Sadece yaşlıların kaldığı köyde, köydeki son çocuk 1996 senesinde güneye okumak için gönderildikten sonra koskocaman bir yaşlılar evine dönmüştü. Dönüşün başlamasıyla birlikte adeta harabe duruma dönmüş evler yavaş yavaş onarılmış, devamlı olmasa bile köyün nüfusu hafta sonları da olsa artmaya başlamıştı. O günlerde bir mülakat için ziyaret ettiğim yaşlı bir adam. Yıllarca çocukları özleyerek günlerini geçirdiğini, şimdi ise onların yalnızca sesleri duyabildiğini ama bu arada görme duyusunu yitirdiği için onları artık hiçbir zaman göremiyeceğini söylemişti.

Geçenlerde KKTC Cumhurbaşkanlığı Saray’ında yerleşime açık olmayan diğer üç Maronit köyüyle ilgili bazı kararların alındığını biliyoruz. Bu insanların dönüşü, kendi kimliklerini korumak adına çok önemlidir. Özellikle karışık olan Ayia Marina köyü bir an evvel dönüp ata topraklarında yaşamak ve Maronit kültürünü yaşatmak için Türk komşularıyla birlikte çok anlamlı ve inançlı bir şekilde çalışmaktadır. Bence bize düşen görev ise onlara kucak açıp, yüzyıllarca bizlerle barış içerisinde yaşamış bu rehine toplumun canına can katmaktır.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Borg, A. (1985). Cypriot Arabic: Α Historical and Comparative Investigation into the Phonology and Morphology of the Arabic Vernacular Spoken by the Maronites of Kormakiti Village in the Kyrenia District of North-Western Cyprus. [Marburg]: [Deutsche Morgländische Gesellschaft]. Stuttgart: Komissionsverlag Steiner Wiesbaden.

Census of Population (2001). Nicosia: Statistical Service/Republic of Cyprus.
Dandini, J. (1656). Missione Apostolica al Patriarca e Maroniti el Monte Libane, e sua

Demographic Report (2007). Nicosia: Statistical Service/Republic of Cyprus.

Hourani, G. (1998). “A Reading in the history of the Maronites of Cyprus from the eighth century to the beginning of British rule”, Journal of Maronite Studies, https://www.kormakitis.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=780 <02/04/2010>.

Hourani, G. (2009). “The Maronites of Cyprus under Ottoman rule: Demise or eclipse” in Andrekos Varnava, Nicholas Coureas & Marina Elia (eds) The minorities of Cyprus: Development patterns and the identity of the internal – exclusion, Cambridge: Cambridge Scholars Publishing, pp. 111-135.

Karyolemou, M. “The demographics of the Cypriot Maronite Community and of Cypriot Arabic speakers”, in: Beilenberg Brian & Constantinou Costas (eds) Empowerment through language revival: Current efforts and recommendations for Cypriot Maronite Arabic. Nicosia: PRIO: Paper 2. 1-7.

Tsoutsouki, C. (2009). “Continuity of national identity and changing politics: the case of the Maronites-Cypriots” in Andrekos Varnava, Nicholas Coureas, Marina Elia (eds) The minorities of Cyprus: Development patterns and the identity of the internal – exclusion, Cambridge: Cambridge Scholars Publishing, pp. 192-228.







Başa dön tuşu