Poli

Kumda yaşayan prenses: Kum Zambağı

 

İlk çağlardan beri güzellik toplumsal hiçbir yasağı içseleştirme gereği duymadan kendi oluş enerjisi üzerinde durmuş ve tarihi etkilemiştir.

Zamanla sonsuz bir sermaye gibi görünen güzelliğin iktidar savaşları içerisinde yerini güce bırakmış gibi görünmesi de bir yanılgıdır.

Çünkü güzellik her dönemde, arka planda iktidarın asıl gücü, onu doğuran ve büyüten yegane kutsal kaynak olarak algılanmıştır.

Buna karşın bilinen doğrudur ve ‘‘güzellik başa bela’’dır. Öyle ki, güzel olan hep kıskanılır ve bu yüzden ağır bedeller de öder.

Güzeller güzeli prenses “Pancratium maritumum”un başına gelenler de tam bu duruma uygun bir örnek olarak anlatılabilir…

***

Kuzey Afrika’ya gitmek için yol almakta olan bu güzel prensesin gemisinin su ihtiyacını karşılamak üzere Kıbrıs’a yaklaştığı görülünce onun güzelliğini kıskanan ‘‘aşk ve güzellik tanrıçası’’ Afrodit’in yarattığı fırtına tarafından batırıldığına inanılır.

Rivayete göre, gemisi Akdeniz’in mavi sularına batan güzel prensesin yüzerek kıyıya çıkması üzerine ise Afrodit bu kez doğa üstü güçlerini kullanarak onu beyaz bir kayaya döndürür.

İşte, her yıl beyaz çiçekler açarak sahilleri süsleyen ve adını bu prensesten alan nadide kum zambakları da Afrodit’in beyaz kayaya döndürdüğü prensesin halen yaşadığının göstergesi olarak kabul edilir.

***

Bu mit doğru mu? Bilinmez! Ama, kum zambaklarının en az bir prenses kadar güzelliğiyle görenleri büyülediği tartışılmaz.

Üstelik sadece görünüşüyle de değil, kum zambakları ayrıca geceleri yaydığı hoş kokusuyla da insanı cezbeder.

Bu bitkinin oldukça enteresan bir başka özelliği de içerdiği 150’den fazla alkaloid sebebiyle ilaç yapımında da kullanılmasıdır.

Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülkenin kıyı kumsallarında yayılım gösterse de nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Ülkemizde yasalarla koruma altında olmasına karşın her geçen yıl sayıları azalmakta ve hızla yok olmaktadırlar.

***

Kumul alanların hızla tahrip edilmesi ve kirletilmesi sonucu yaşam alanları iyice daralan bu eşssiz bitki bu yıl da inatla Kıbrıslıları yalnız bırakmadı.

Kum içindeki soğanlarından çıkan kısa gövdesi üzerindeki yeşil-sarı yapraklarıyla kendini belli eden kum zambakları şimdilerde yine çiçeklendi.

Kum zambakları, her yıl yazın başında güneşin kızgın ışınlarına maruz kaldıktan sonra Ağustos-Eylül aylarında bembeyaz çiçeklerle dolar.

Tek bir soğandan büyüklüğüne ve gücüne göre peşpeşe iki çiçek sapı çıkabilir ve sap tepesinden çiçekler sırayla açarlar.

Soğanlı bitkilerin nergisgiller (Amaryllidaceae) familyasına ait olan ve bu nedenle ‘‘kum nergisi’’ olarak da bilinen bu bitkinin çiçeklerinii mutlaka görmelisiniz.

***

Eğer daha önce hiç görmediyseniz ya da gördünüz ama dikkat etmediyseniz üzülmeyin çünkü şimdi tam zamanı…

Hemen hala sıcak olan Kıbrıs’ın kumsallarına koşun ve rüzgarın etksiyle kumul tepelerde salanan kum zambaklarını görün.

O, bu yaz da tüm ihtişamıyla sizi selamlıyor ve dört gözle onu tanımanızı, sevmenizi, koklamanızı bekliyor.

Ama biraz acele edin ve sakın gelecek yaza bırakmayın. Ne de olsa, güzellik başa bela ve bu güzel de yok olma tehditiyle karşı karşıya…

Ve bir de dua edin; onların bu ülkenin sahillerinde ve bizim hayatlarımızda hep var olmasını dileyin, belki gerçek olur!

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı