Köşe Yazarları

Krizdeki Güney ekonomisi ile birleşme


 Bu kez birleşme çok daha farklı koşullarda ve daha zor olacak. O yüzden çok daha dikkatli dizayn gerekir ve Rumlarla bu kez bu konuda daha yüksek iş birliği yapmamız gerekecek. Özellikle, AB ve diğer dış muhataplarla. Zaten, Rumların federal çözüme sıcak bakmalarının en önemli sebeplerinden bir tanesi de “ekonomik krizdir ”.
    Güney, ağır krizde, batak ve ekonomide hikayesini kaybetmiş, çaresizlik içinde olan bir bölge. Bütün bunları 2011’den beri anlattık. Hatta, bu krizin Rumları topuz zoruyla çözüme iteleyeceğini de çok anlattım. Süreç gecikmeli de olsa beklentilerimiz dahilinde gelişti ve ilerledi.
     Neden farklı olacak? Çünkü, 2004’te “küçük ve Güneye göre görece fakir bir ekonomi” ile “Büyük ve Kuzey’e göre görece zengin bir ekonomi” birleşecekti ve tek başına bu entegrasyon bile bizi çok kısa sürede yukarı çekecekti (kaldıraç).
    Ama şimdi öyle değil; biz yine onlara göre ayni durumdayız ama Güney bu kez “büyük ve Batak bir ekonomi ”. Özetle, Güney’de “ekonomik çölleşme” var. Böyle bir ekonomi ile birleşirken; geçen haftaki makalemde  anlattığım konular çok daha önem arz ediyor (stok ve akım maliyetler, finansman miktarları ve finansman adresleri vs).
    Geçenlerde Credwest’in CBNC-E ile ortak yaptığı KIBRIS EKONOMİ ZİRVESİ’nde Mağfi Eğilmez Kuzey-Güney birleşmesinin Doğu-Batı Almanya birleşmesi gibi olacağını söyledi. Doğru ama eksik. Neden eksik ve farklı olacağını anlatmaya çalışalım?
    Bir kere, bizim birleşmemiz Almanya’nın birleşmesine elbette benzer ama birleşme öncesi temel parametrelerde ve verilerde de ciddi farklar var. Ve her birleşme ve entegrasyonun kendi özel dinamikleri var. AB tecrübesinde bu çok var. Bizim birleşmemizde Almanya örneğine benzemeyen konular da var. Ki, bunlar bizi nevi-şahsına münhasır bir birleşme modeli yapıyor.
    Özetle, bizim birleşmemiz  ve ekonomik entegrasyonumuzda çok önemli  konu başlıkları var. Bunlara büyük  birleşme resminde  her zaman çok iyi konsantre olmamız lazım. Ve bunların bazıları 2004’te yoktu ama şimdi var. Entegrasyonu buna göre dizayn etmeliyiz.
1- Toprak düzenlemesi ile verilecek bölgelerdeki insanların rehabilitasyonunu ekonomik ve sosyal açıdan çok iyi yönetmek lazım. Bu 2004’te da vardı, şimdi de var.
2- Mülkiyet konusunu finansal, piyasa ve ekonomi açıdan çok iyi yönetmek lazım.2004’te de vardı, lakin bugüne kadar epey değişiklik oldu ve bunlar kanımca lehimize olacak. vs.
3- Güney’de  batmış, çalışmayan bir BANKACILIKL sektörü var.2004’te yoktu ama şimdi var.
4- Güney’de ağır hasar almış ve hikayesini kaybetmiş bir “ reel sektör ” var. 2004’te yoktu ama şimdi var.
5- Güney’de tıpkı bizim gibi çökmüş bir kamu maliyesi ve devlet var. 2004’te yoktu ama şimdi var.
         Bunları şikayet olarak veya çözüm karıştı olarak ortaya koymuyorum, bilakis 3-4-5 olmasaydı zaten Rumların çözüm motivasyonu en azından şimdi olmazdı. Dikkat edelim ve karşımızdaki ekonominin durumunu iyi bilelim diye. Sonuçta pazarlık ve müzakere yapacağız. Bunları bilirsek daha iyi müzakere de ederiz.
     Buna paralel, Kuzey ekonomisi açısından 2004 ile bugün arasında birleşmenin ekonomik bakışı açısından fark yok. Elbette 2 katı büyümüş (Kuzey) bir ekonomi var ama yapısal sorunlar ve kamusal bataklıklar vs daha da arttı ve  biz küçüğüz ve birleşmede etkili-baskın olacak taraf değiliz. Küçük bir örnek, mesela Güney’in bugün itibarı ile bütçe açığı, milli gelirin % 8,8’i, yani bizim mutlak olarak toplam bütçemiz kadar, 1.8 milyar USD.
   Haftaya Güney ekonomisinin 2004,2011-2012 kriz öncesi ve bugün itibarı ile bazı temel verilerini paylaşacağım. Kesinlikle, çözüm ve birleşme; özellikle bizim açımızdan çok iyi;  Güney açısından da yeterince iyi olacak ve ortaya tüm adada KİTLESEL BİR EKONOMİK BÜYÜME çıkacak.
      Ama, önemli olan ekonomik entegrasyonu; birleşme öncesi koşulları ve verileri bilerek, ortaya koyarak ve buna göre kurgulamaktır. Bir kez daha bu kez müzakerelerde en önemli 3 başlığın “EKONOMİ-AB-MÜLKİYET” olacağını ve bunların birlikte entegre çalışılması gerektiğini söylüyorum. Bu köşede,çözümün ekonomisini konuşmaya devam edeceğiz.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı