Koordinasyon Ofisi Tartışmaları

19 Haziran 2016 Pazar | 10:25
Yusuf Suiçmez

12/03/2014 tarihinde imza teatisi yöntemiyle Sn. Bakan A. Çağatay KILIÇ ve Sn. Bakan Serdar DENKTAŞ tarafından Gençlik Ve Spor Bakanlığı Yurtdışı Koordinasyon Ofisinin Kurulması Ve Faaliyetlerine İlişkin Anlaşma bugünlerde kamuoyunun en önemli gündemi haline geldi. Toplumun bazı kesimleri tarafından büyük tepki ile karşılaşan antlaşma diğer bir kesim tarafından da savunulmaktadır. Eleştiri ve savunmaların bir kısmı mikro Kıbrıs ve Türkiye milliyetçiliğini yansıttığı için konunun doğru anlaşılmasını engellemektedir.

Anlaşma TBMM’de görülüşmüş ve Anlaşmanın uygun bulunduğuna dair Kanun 3 Şubat 2015 tarihli ve 29256 sayılı Türkiye’de Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Ayrıca, 8 Ağustos 2015 tarihli ve 29439 sayılı Resmi Gazete’de Milletlerarası Anlaşma olarak yayınlanmış olup, Türkiye’deki tüm süreçler tamamlanmıştır.

Anlaşma, KKTC Bakanlar Kurulundan geçerek bilgi amaçlı KKTC Cumhuriyet Meclisine gönderilmiştir. Ancak, Genel Kurul’da bilgi amaçlı gündeme geldiğinde, muhalefet parti milletvekilleri; anlaşmanın 5 yıl süreli olması nedeniyle KKTC Anayasası 90. Maddesi gereği “Bilgi” amaçlı değil, Meclise “Onay” amaçlı gelmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Başbakan Özkan YORGANCIOĞLU’nun girişimiyle tekrar değerlendirmek üzere 1 Temmuz 2014 tarihinde meclis gündeminden çekilmiştir.

İmzalanmış aynı Anlaşma metninde 5 yıl süre hükmü bulunduğundan ve Türkiye tarafından Anlaşma TBMM’de kabul edildiğinden dolayı, KKTC’de de Meclis’te görüşülerek Anayasa’nın 90-1 maddesi gereği; anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun ile kabul edilmesi gerekmektedir.

Aynı anlaşma aynı metin içeriği ile; UBP-DP Hükümeti tarafından Bakanlar Kurulu’nda onaylanıp “uygun bulma yasası” olarak Meclis’e sevk edilmiştir. Meclis’e sevk edilen yasa, 13 Haziran 2016’da Meclis’te oy çoğunluğu ile onaylanarak kabul edilmiştir.

14  Haziran 2016 tarihi itibariyle KKTC Meclis Başkanlığı tarafından “uygun bulma yasası” Cumhurbaşkanlığı Makamına gönderilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hukukçularının bazı itirazları ve halkın bir kesiminden gelen tepkiler sebebiyle de Sayın Cumhurbaşkanı anlaşmayı Anayasa Mahkemesi’ne sevk etti. Anladığım kadarıyla anayasaya aykırılık iddiaları devredilemez yetkilere dayanmaktadır.

Anlaşmasının İçerik Özeti

  1. İki ülke arasında Gençlik ve Spor alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi,
  2. KKTC’deki gençlere ve engellilere yönelik Gençlik ve Spor organizasyonlarının düzenlenmesi konusunda projeler çerçevesinde teknik destek sağlanması,
  3. Gençlik Merkezleri yapımı ve işletilmesi konusunda KKTC hükümetine hibe yardımının sağlanması,
  4. Spor tesislerinin inşası ile var olan spor tesislerinin modernizasyonunun sağlanması ve işletilmesi konusunda KKTC hükümetine hibe yardımının sağlanması,
  5. KKTC makamlarında kapasite geliştirilmesine teminen malzeme ve ekipman temini; yine bu bağlamda uzman, eğitimci, danışman ve yardımcı personel sağlanması.
  6. Türkiye’den 48.000 öğrenci KKTC’de yüksek öğrenim gördüğünden bu öğrencilerin konaklama sorunlarının çözümüne katkı sağlamaya yönelik T.C. Kredi ve Yurtlar kurumu Yurtlarının açılması ve işletilmesi. KKTC ekonomisinin en önemli ayaklarından olan yüksek öğrenim sektöründeki kapasitenin sürdürülebilir kılınması açısından bu açılım oldukça önemlidir.
  7. Diğer tüm uluslararası temsilcilik birimlerinde olduğu gibi tepe yönetici olan Koordinatörün (kabul eden devletin vereceği statüyle) Türkiye’den atanması doğaldır. Yine diğer temsilciliklerdeki gibi tabiatıyla uygun birimlerinde yerel personel/uzmanların istihdam edilebilecektir.

Anlaşmanın genel çerçevesinden çok idari yetkilerle ilgili bölümlere itiraz edilmektedir. Bu itirazlar özellikle yetki kullanımı ile ilgilidir.

Anlaşma’nın 1’nci maddesi 4’üncü fıkrasında şu görevler Koordinasyon Ofisi’ne verilmiştir:

(b) “Türkiye’de Gençlik ve Spor alanlarında gerçekleştirilen program ve projelerden KKTC tarafından uygun görülenlerin yürütülmesi”.

Burada KKTC tarafından uygun görülen program ve projelerin yürütülecek olması elbette önemlidir. Ancak bu bende göre bu program ve projeleri Koordinasyon Ofisi yürütecektir. Anlaşmaya karşı çıkanlar yürütme yetkisinin ilgili dairelerin bağlı olduğu KKTC bakanlığı veya KKTC başbakanlığına ait olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Türkiye kanadı, Madde1.3. Bu Anlaşma çerçevesinde geliştirilen işbirliği programının Türkiye Cumhuriyeti adına Gençlik ve Spor Bakanlığı (bundan böyle “GSB” olarak anılacaktır) ve KKTC adına Gençlik ve Spordan sorumlu Bakanlık tarafından koordine edileceğine dayanarak, yasa dışı yetki devrinin olmadığını ileri sürmektedir. Dolayısıyla Ofis’in sorumluluğu yürütme döngüsü içerisinde yer alan hibe bütçenin verilmesi kısmına ait olduğu belirtilmektedir. Nitekim yürütmenin diğer aşamaları Madde1.3 de belirtilen Gençlik ve Spor’dan sorumlu KKTC Bakanlığı’dır. KKTC Hükümetinin ilgili birimler olduğu belirtilmektedir. Ayni şekilde KKTC’de yaşayan gençlere ve engellilere yönelik ihtiyaçların saptanması gençlik ve spor organizasyonlarının düzenlenmesi konusunda koordinasyon ofisinin yetkilendirilmesi de yasal açıdan devredilemeyen yetkiler içinde değerlendirilmiştir.

Bu ve benzer yetki devirlerine karşı cevap olarak Madde 1.b de KKTC tarafının uygun görmesi halinde, Madde 3.ç de KKTC ve Ofis tarafından belirlenen projeler gibi hükümler yer aldığı hatta daha da kuvvetlendirme anlamında Madde 4.1.a fıkrasında projeleri belirleme yükümlülüğü KKTC tarafına verildiği, ofisin rolü ise belirlenen ve başvurusu yapılan projelere finansman sağladığı belirtilerek yasa dışı yetki devrinin olmadığı savunulmaktadır.

Anlaşma’nın 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (g) bendinde, “KKTC genelinde Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nce işletilen ve işletilecek yurtlar olmak üzere, öğrenci yurtlarının inşası, işletilmesi, tamiri, bakımı ile var olan yurtların modernizasyonunu sağlamak ve işletmek üzere KKTC’nin ilgili Bakanlığı ile 10.02.2012 tarihinde önceden imzalanan ve her iki ülke Bakanlar Kurulu’nca onaylanarak yürürlüğe giren protokolü Ofis tarafından yürütmek” yükümlülüğü Türkiye Cumhuriyeti tarafından üstlenilmiş olması da yasa dışı yetki devri olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye kanadı ise Kredi ve Yurtlar Kurumu; KKTC Resmi Kabz Memurluğu ve Mukayyitlik Dairesi’ne müracaatta bulunmuş ve Fasıl 116’nın 52’nci maddesine göre kayıt olduğunu, 12.10.2011 tarihli KKTC Bakanlar Kurulu Kararıyla da Mukayyitliğin önergesi kabul edilerek tescil onaylandığını, 21.10.2011 Tarihinde Lefke Avrupa Üniversitesinde yurt işletmesi için KKTC MEB tarafından Yurt Açma ve İşletme İzni alındığını; dolayısıyla, Kredi Yurtlar Kurumu, KKTC MEB Yüksek Öğrenim Yurtları ile ilgili tüzükler ve yönetmeliklerinin izin, denetim kapsamında tıpkı diğer özel yurt işletmecilerinde olduğu yürütüldüğünü belirterek, yasadışı bir durumun olmadığını ileri sürmektedir.

10.02.2012 tarihinde imzalanan bu Protokol’ün Madde 6. Yurtların denetimi: 56/1993 sayılı Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası altında çıkarılan Yüksek Öğrenim Yurt Tüzüğü uyarınca, Bakanlık tarafından yapılacağı belirtilmektedir. Madde 8’de ise Yurt Binalarının Temininin YURTKUR, Bakanlığın da görüşünü alarak yurt ihtiyacı bulunan yerlerde kız, erkek veya karma olmak üzere birden fazla yurt müdürlüğü kurabilecek ve gereği halinde kurmuş olduğu yurtları en az altı ay önceden Bakanlığa bildirim yapmak suretiyle kapatabileceği belirtilmektedir.

10.02.2012 tarihinde imzalanan Protokol Her iki ülkede Bakanlar Kurulundan geçmiş ve yürürlüktedir. Bu protokol KKTC’deki yüksek öğrenim yurtlarına verilen mali imkanlardan yararlanmayı kapsamaktadır. Dolayısıyla bu Protokolün KKTC yasalarında değişiklik öngörmediği ileri sürülmektedir. Buna bağlı olarak da KKTC kanunlarının herhangi birisinde değişiklik yapmanın gerekmediği ileri sürülmektedir.

Tabii ki tartışmalar bunlarla sınırlı değildir. Konunun hukuki yönü ile birlikte siyasi yönü de bulunmaktadır bu yüzden Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararın sadece hukuki değil siyasi sonuçları da olacaktır. Çünkü Anayasa’ya aykırılık esas itibari ile KKTC’nin bağımsızlığı iddiasına dayanmaktadır. Tabii ilginç olan bir durum da KKTC’nin meşru bir devlet olmadığını ileri süren bazı kişilerin KKTC’nin bağımsızlığı iddiasına dayalı olarak bu antlaşmayı reddetmeleridir.

İlginç ve çelişkili görülen bir başka durum ise Güney Kıbrıs ile Futbol Federasyonu’nun yapmış olduğu antlaşmaya yetki devri olarak bakmayanların bu antlaşmaya yetki devri olarak bakmalarıdır. Ayni şekilde KKTC’nin bağımsızlığının ihlal edildiği gerekçesi ile Futbol Federasyonunun yapmış olduğu antlaşmaya yetki devri olarak değerlendirenleri, bu antlaşmayı eleştirmeden kabul etmeleridir. Bu durum aslında belli grupların bu antlaşmaya karşı çıkmalarının Türkiye’nin KKTC üzerindeki etkisinin artmasını istememelerinden kaynaklandığı sonucunu doğurmaktadır. Ayni şekilde bu protokolü hiç eleştirisiz kabul edenlerin bir kısmı da bu antlaşmayı Türkiye’nin KKTC üzerindeki egemenliğini arttırma ve korumayı amaçlamaktadır. Doğal olarak Mahkemenin vereceği kararın hukuki yönü ile birlikte önemli siyasi etkileri de olacaktır.

Sonuç olarak demokratik bir toplumda farklı görüş ve tercihlerin olması gayet doğaldır. Ancak bu tartışmaların sağlıklı sonuç verebilmesi için karşılıklı saygı içerisinde ve bilimsel metotlar izlenerek yapılması gerekir. Aksi takdirde sorunlar çözüm değil, daha büyük sorunları doğurarak yaşam kalitesini düşürür.