Köşe Yazarları

KKTC’de Aspir üretimi






  Üniversiteden yakın bir arkadaşım, Konya’da bir süreden beri ASPİR yağı üretimine soyundu. Arkadaşım, ASPİR işine Selçuk Üniversitesi’nden bir profesörün yardımı ve iş birliğinde girmişti.
     Anlattığına göre, kuru ziraata uygun ASPİR’in sağlık açısından da epey faydası ve zengin bir ekonomik potansiyeli varmış. Arkadaşım, bu yıl ilk yağ mahsulünü çıkarmış ve piyasaya sürmüştü. Türkiye içinde çok yeni biri üründü.
     … Neyse, meğer arkadaşıma destek olan Prof. Dr. Fikret Akınerdem, Kıbrıs’ta düşünülen ASPİR projesinin başındaki adammış. Tabii, arkadaşım “madem Kıbrıs’a gidiyorsun, mutlaka bizim adamı gör-tanış” demiş; bu vesileyle Fikret hocayı tanıma şansım oldu.
    Fikret hoca, hakikaten kıymetli ve ASPİR konusunda  hem Türkiye’de, hem de dünyada yeri olan biri. Geçen hafta, Fikret hocayla Kıbrıs’ta ASPİR üretimi ve projesi ile ilgili BRT’de Ekonomik Vizyon’da program yaptık. Çok aydınlatıcı ve bilgilendirici bir sohbet yaptık. Aspir konusunu öğrenmiş olduk.
       ASPİR üretimi, Ekonomi Bakanlığı tarafından Taş Yapı şirketi(havalimanı işletmecisi) ile birlikte geliştirilen ve sözleşmeli tarıma dayalı bir proje olduğu için, haliyle bazı çevreler, bu işe hep kuşku ile baktı. Çünkü, bir tarım ürünü olan ASPİR, Tarım Bakanlığı’nın bir projesi olarak ortaya çıkmadı.
     Neyse, işin bu boyutu bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren şu. ASPİR üretimi Kıbrıs’a uygun mu? Bu üretimden, hem üretici, hem şirket kazanacak mı? KKTC ekonomisine ve devlete katkısı var mı? Bu üretim diğer üretimlerin önünü kesecek mi, alternatif mi vs? Kurulacak  biodizel tesisinin çevreye zararı var mı? Bizim için önemli olan bu.
      Bir kere Türkiye’de ASPİR üretimi her yıl çok büyük ivmeyle artıyor. Demek ki, ürünün performansından memnuniyet var. Kuru ziraat olduğuna göre bize de uygun görünüyor. Üstelik, ASPİR üretimi başlangıçta nadasa bırakmamız gereken araziler ve nadas miktar için düşünülüyor. Yani, bu bakımdan aslında ikame veya alternatif bir ürün de değil, özellikle başlangıçta.
     Ve hocanın kabaca aktardığına göre 25 bin dönüm Aspir üretiminden yaklaşık yılda 50 milyon TL civarında bir gelir üretiliyor. Dönüm başı 1000 USD  bir gelirden bahsediyor. Elbette, bu gelirin üzerine  yağ, biodizel, küspe ve diğer yan ürünlerle katma değerin devamı da var. Arpa-buğday ekimine göre fayda-maliyetinin görece daha yüksek olduğunu da söylüyor. Ama, “her yere arpa yerine, ASPİR ekelim” diye bir şey demiyor tabii.
   Peki ASPİR nasıl kullanılacak? ASPİR’in yaprağından-ıvır-zıvırından bir sürü yan ürün çıkıyor ama bizim bunları pek kullanma kapasitemiz yok. Muhtemelen “yağ veya  biyodizel” için üretilecek. Bunları çıkarırken, hayvan yemi için enerji değeri yüksek küspe de çıkacak. Ve bu küspe çok değerli.
    Sözleşmeli tarımla üretilecek, yani bu alanda üretim yapacak üreticilerle baştan fiyatın da belli olacağı şekilde alım garantili üretim yapılacak. İlgili şirket, biodizel üretimi ve küspe için yatırım yapacak,tesis kuracak. Muhtemelen, biozidel de uçaklara satılacak.
     Sonuçta zincirde katma değer yüksek görünüyor. Madem susuz, kuru ziraat bitkisi, o vakit bu işi yapmak çok mantıklı. Üstelik her yıl atıl, kullanılmayan, nadasa bırakılan 80-100 bin dönüm arazi var ve münavebe konusunda da çok sıkıntılıyız.
       Aslında, alımı yapacak ve tesisi kuracak şirket açısından bir sıkıntı yok. Eğer ilgili şirket kamu arazisi üzerine ve devlet destekli tesis kuracaksa; o vakit fırsat eşitliği ve piyasaya giriş, adil rekabet açısından sıkıntı olarak algılanabilir. Muhtemelen başka giriş olmaz, ölçek izin vermez vs.
   Ama  bu tür adrese posta özel üretimler ve işlerde (hele üretimde ölçek ekonomi önemliyse); bu türden bir dizayn olabilir. Birileri, ülkede olmayan bir proje üretmiş ve ülke ekonomisine katkı sağlayacaksa, tıpkı bu işte olduğu gibi, bunun için fırsat eşitliğini zedelememek adına ihale vs konusu olmaz. Zaten, proje üretimi başlı başına bir know-how. YAGA’nın da bazı özel başvurularda yaşadığı bir sorundur bu.
    Neyse, önemli olan, üreticinin de kazanacağı, topraklarımızı daha verimli kullanacağımız, sonuçta katma değeri yüksek işlenmiş tarım sanayi-enerji çıkaracağımız bir üretim olması. Tesisisin çevre açısından da bir sorunu yoksa, sıkıntı olmamalı.
      Bence en önemli konu; ASPİR üretiminin tarım politikası olup-olmamasıdır. Çünkü, hiçbir tarım ürünü, tarım politikası, devlet politikası olmaksızın yaşayamaz. O yüzden, önemli olan Aspir üretiminin bir tarım politikasına dönüşmesi, destekleme ve doğrudan gelir desteği projesinin bir parçası olmasıdır.










Başa dön tuşu