Köşe Yazarları

Kıran kırana…

Toplumlararası bağları güçlendirmek, ilişkileri düzeltmek, yakınlaşma sağlamak, kelimenin tam anlamıyla barışı sağlayabilmek amacıyla çalışmalar küçük çapta da olsa devam ediyor ya da ettirilmeye çalışılıyor.

Anlarım. Takdir eder saygı da duyarım.

Fakat dün kanaat getirdim ki, toplumlararası bağları sağlamlaştırmanın öneminden çok, toplum içi bağları da kopmaktan, çürümekten, yozlaşmaktan, kavgadan kurtarmak gerekiyormuş.

“Önce evimizin içini kapımızın önünü temizleyelim” lafının doğruluğuna hep inanmışımdır. Bu başka hedeflerin ya da amaçların körelmesine, ötelenmesine, tabii ki engel değil, bilakis destek olarak algılanmalıdır.

“İsterse ve arzu ettiği ölçüde” kullanılmak kaydı ile oluşturulmaya çalışılan “sözlük” neden çöküntüye uğradı şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Bu çabaya, öncelikle bizim kendi içimizde ihtiyacımız var.

Sosyal medyanın gücü ve etkisi ortadadır. Yapılan anket sonucu hazırlanan “Yolsuzluk Algısı Raporu” bunu açıkça ve güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Ama bu birbirimizin başını gözünü yaracağız anlamı taşımamalıdır.

Durum ne yazık ki bundan ibarettir şimdilerde.

“Duyumlar” üzerine yazmak sonunda hüsran ve mahcubiyet getirir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bana her gün yağan mesajlardan bir tam sayfa “dedikodu” sayfası üretebilirim. Ama neden diye kendime hep soruyorum. Ben maşa mıyım? Herkes kendi düşüncelerini sosyal medyada paylaşma imkanına sahipken ve yayılma, okunma, etkileme şansı de varken ve yüksekken, kimseler kusuruma bakmasın ama kendimi asla kullandırtmam!

Yaz kardeşim!

Aramızda hiçbir fark yok. Neden bana “gizli” mesaj atıyorsun?

Tabii ki o duyumdan emin olmadığın için. Emin olsan küt diye yazmaktan çekinmez bana pay bırakmazdın!

Kimse böyle durumlara düşmemeli. İyi ölçüp biçmeli.

Bir iddiayı yazdın mı geri adım da atmayacaksın…. Ağlaşmayacak, günah çıkarmayacak, duygusallaşmayacak, pişmanlık triplerine bürünmeyeceksin.

“Aslında ben seni seviyordum da…” diye başlayan cümleler kurup tükürdüğünü yalar duruma düşersen irtifa kaybedersin.

Bir de “savunucular” türemekte sürekli başımıza. Bu daha da fena. Kişi zaten açıklamasını yapmış. Kendisini çok açık ve net ifade etmiş. Senin o yorumun altına girmenin hiçbir anlamı ve faydası yok!

Kaş yapayım derken göz çıkarıyorsun.

“Barış dili” yaratmak çabası, düşmanlık yaşamış farklı toplumlara özgü değilmiş demek ki!

Dün sosyal medyada aşağıya doğru kayarken, aklımdan bunlar geçiyordu.

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı