Köşe Yazarları

Kaçın TOMA’lar geliyor






UBP hükümeti döneminde sürekli olarak gündemi meşgul eden konulardan birisi TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı)’ları idi. UBP hükümeti döneminde gelip gelmediklerine dair birçok haber yapıldı. Şu anda yeni bir hükümet kuruldu ve aynı haberler yapılmaya devam edilmektedir. Bu konu bazı çevreler tarafından bir iktidar ve güç gösterisi meselesine dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bu iktidar ve güç gösterisi şovları ise bazı çevreler tarafından Türkiye ve Kuzey Kıbrıs halkları arasında bir sorun varmış gibi lanse edilerek, Türkiye’nin adadaki varlığını, halkın isteği değil de askeri ve siyasi gücüyle açıklamaya çalıştı. Bir bakıma Türkiye’nin aslında KKTC halkını baskı altından tuttuğu ve işgalci bir güç olduğu mesajı verilmek istendi.
Basında yer alan bir habere göre Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’da TOMA tartışmalara katılmış ve bu konuda Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nı bir daha düşünmeye davet etmiştir. Başbakan Sayın Yorgancıoğlu’nun da bu konudaki daha önceki açıklamalarına baktığımızda, TOMA’ların hem KKTC Cumhurbaşkanı hem de Başbakanı’nın izni olmadan adaya getirilmeye çalışıldığı sonucu çıkmaktadır. Her nedense bu konunun gerçek muhatapları olarak gösterilmeye çalışılan asker ve polisten herhangi bir açıklama yapılmış değildir. Aslında normal bir devlet düzeninde asker ve polisin bu konularda açıklama yapmaması daha doğrudur. Çünkü normal şartlarda bu tür açıklamaların asker ve polisin bağlı olduğu sivil siyasi irade tarafından yapılması esastır. Burada sorun, sivil siyasi iradenin adeta kendini vesayet altında görev yapıyormuş gibi bir pozisyona sokmasıdır. Eğer hakikaten böyle bir durum varsa ve bu sıkıntının kaynağı asker ise o zaman, askerin bağlı olduğu kurumların başındakilerin bu olaya el atmaları gerekirdi.
KKTC Polis Örgütünün Kuruluşu, Görev Ve Yetkilerini Düzenleyen Yasa’ya göre polis örgütü Başbakanlığı bağlı bir örgüttür ve yine Başbakan’a karşı sorumlu olan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olarak görev yapmaktadır. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı da KKTC Başbakanlığı’na bağlı olarak görev yapan bir kuruluştur. Ancak Kıbrıs’taki ateşkes halinin devam etmesi, hala daha bir ateşkes antlaşmasının bile imzalanmamış olması Birleşmiş Milletler’in de kabul ettiği bir güvenlik sorununu ortaya çıkarmıştır. Nitekim BM askerlerinin de ada üzendeki varlığı bu güvenlik sorununa dayanmaktadır. Bu özel durum sebebiyle de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı bir tugay gibi hareket etmektedir. Bu özel durum KKTC Anayasası’nın savunma ve iş birliğini düzenleyen Geçici 10 Maddesi’nde açıklanmıştır.
Geçici 10 Madde şöyledir: “Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasa’nın 117. Maddesi’nde yer alan kurallar yürürlüğe girmez. Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek iş birliği esaslarının uygulanmasına devam olunur.” Bu maddeden de anlaşılacağı üzere olağanüstü durumu yaratan sebepler ortadan kalktığında KKTC’nin 117. Maddesi devreye girecektir.
Yurt Savunması ve Silahlı Kuvvetlerin Kuruluşunu Düzenleyen 117. Madde ise şöyledir:
Madde 117
(1) Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nce sağlanır.
(2) Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisi’ne karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
(3) Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.
(4) Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu’nun kararı izlerine, Cumhurbaşkanı’nca atanır.
(5) Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.
Geçici 10. Madde’den anlaşılacağı üzere, anayasa değişikliğine gidilip 10. Madde’nin kaldırılması için uluslararası şartların değişmesi gerekmektedir. Ancak henüz bu şartlar değişmediği için, geçici 10. Madde yürürlükte kalmaya devam edecektir. Geçici 10. Madde’nin kaldırılması durumunda ise KKTC Anayasası’na göre Savunma Bakanlığı adında yeni bir bakanlığın kurulması ve GKK’nın buna bağlı bir kurum olarak hareket etmesi gerekecek. Bu düzenleme sonrası, polisin de doğal olarak içişlerine bağlanmasının yolu da açılmış olacaktır. Tabii ki böyle bir bakanlığın kurulması durumunda hem idari hem de askeri harcamaları karşılayan bir bütçenin de hazırlanması gerekecektir. Tabii ki, KKTC’nin ne askeri gücü ne de ekonomik gücü, KKTC’nin güvenliğini sağlamaya yetmemektedir. Dolayısıyla bu bütçe de Türkiye tarafından sağlanacak ise o zaman bu bakanlık ve düzenlemenin fazla bir anlamı kalmayacaktır. Bu yüzden de asker ve polisin halkın güvenliğini sağlama görevleri dışındaki yanlış uygulamalarına karşı çıkarken, genel güvenlik zaafı yaratmayacak bir yol ve yöntem izlenmelidir.
TOMA tartışmaları halk arasında KKTC devletinin aslında Türkiye hükümetleri tarafından da tanınmadığı, hatta ciddiye bile alınmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bazı çevreler ise TOMA’ların baskılarla gerçekleştirilecek özelleştirmeler için kullanılacağını iddia etmiştir. Bu ise Türkiye’nin Kıbrıs’taki haklı ve meşru varlığını gölgeleyen bir durumdur. Bu yüzden KKTC halkının güvenliğini sağlamakla görevli olan asker ile polisin demokrasi ve özgürlükleri zayıflatacak ya da ortadan kaldıracak tasarruflarda bulunmaması ve de demokrasinin gereği olan siyasi otoritenin de halkın birlik ve güvenlik duygusunu zayıflatacak söylem ve eylemlerden kaçınması gerekmektedir.
Eğer TOMA’ların getirilmesini gerekli kılan bir durum varsa, yetkililerin bunu halka izah etmeleri gerekmektedir. Aksi taktirde KKTC halkının güvenliğini sağlamakla görevli olan kurumlar, halkı baskı altına almak için kullanılıyor imajının yarattığı rahatsızlık devam edecektir. Bu ise kurumların anayasal ve yasal varlık sebeplerine aykırı bir imajdır. Ayrıca KKTC gibi küçük ve halkın birbirini tanıdığı bir yerde, bu tür araçların kullanımı güvenliğin sağlanmasından çok güvensizlik duygusunun artmasına sebep olacaklardır. Meseleyi bu anlayışla ele aldığımızda, KKTC’de TOMA’ların kullanımını gerektirecek bir durumun olmadığı; dolayısıyla da KKTC halkının ihtiyacı olan şeyin, baskı ya da baskı araçları değil demokrasi ve hizmet olduğu ortaya çıkmaktadır. Basında çıkan yeni bir habere göre, yetkiler de artık KKTC’de TOMA’lara ihtiyaç duyulmadığını anlamışlar ve alımından vazgeçmişler. Umarım siyasiler ve diğer ilgili yetkililer, bundan sonra halkı isyana ve bu isyan risklerini gidermek için de TOMA alımına sürükleyecek yanlış adımlar değil, halkın sorunlarını demokrasi ve şeffaflık için çözüme yönelik adımlar atarlar.









Başa dön tuşu