Köşe Yazarları

İnce çizgide yürümek

Şu anda gerçekten Nikos Anastasiadis ve Mustafa Akıncı’nın yerinde olmak istemezdim. Yoğunlaştırılmış görüşmeler kapsamında yaptıkları her toplantının ardından verdikleri kısa demeçlere ve vücut dillerine bakılırsa, her ikisi de artık oyunun bittiğinin farkında. Amerikalılar, Avrupa Birliği ve Türkiye Kıbrıs sorunu sayfasını kapatmaya hazırlanıyor.

Uluslararası toplum senaryolar üretti, çözümün ekonomik ve siyasi sürdürülebilirliği ile ilgili çalışmalar yaptı ve bu yılın sonundan önce noktayı koymak için tüm tarafların katılacağı bir  uluslararası konferans için hazırlık yapıyor. Büyük bir baskı var ve artık uluslararası toplumunun o çok bilinen bayat dalavere ve taktiklere karnı tok.

New York’ta Eylül sonunda gerçekleşecek olan Anastasiadis-Akıncı-BM Genel Sekreteri toplantısı tarafların aklında ne olduğunun bir göstergesi olacak. Anastasiadis’in bunun henüz kesinleşmediğine dair iç siyasete yönelik açıklamalarına rağmen, bu toplantı kesindir. Geriye sadece Türk tarafının toprak verip vermeyeceğini belirleyecek olan uluslararası konferans kaldı.

Bir gazeteci olarak iki lider ile de bir araya geldim. Kendilerini çok iyi tanımamama rağmen, ikisinin de çözüm istediğine inanıyorum. Ancak aynı zamanda, her ikisinin de siyasi cesareti kısıtlı. Her ikisi de toplumlarındaki aşırı sağdan tedirgin oluyor. Yeşil Hat’ın her iki tarafında da, bilinçli veya bilinçaltında federal çözüme karşı olan birçok kişi olduğu bir gerçek. Çözüm adadaki siyasi sahneyi radikal bir şekilde değiştireceği ve aşırı sağcıları mahalleye göndereceği için de, bu kesimler bağırıp duruyor.

Sayın Anastasiadis ve Sayın Akıncı sorunu çözmek için her iki tarafın da belli tavizler vermesi gerektiğinin farkındadırlar. Ancak bu kadar çok toplantıdan sonra bile bu konuda halklarına bir şey söyleme cesaretleri yok.

Anastasiadis garantilerin kaldırılacağını açıklamasına rağmen bir garanti formülünü müzakere ediyor. Bir taraftan oldukça olgun davranan Rum müzakere ekibi toprak görüşmeleri için dört farklı harita hazırlarken, diğer taraftan Anastasiadis’in danışmanları bir şeylerin ters gitmesi durumunda suçlanmamak amacıyla uluslararası topluma mektuplar hazırlamış durumda. Rum müzakere ekibi masada çok ileri fikirleri tartışırken, halka 2009’da Ulusal Konsey’in oybirliği ile aldığı kararlar – bir dizi temenni ve gerçekçi olmayan amaç – temelinde müzakere edildiği söyleniyor.

Diğer taraftan, Akıncı Rum tarafına ne kadar toprağın geri verileceğini müzakere ediyor ama masada veya Anastasiadis ile baş başa toplantılarda konuşulanlar sızacak diye ödü kopuyor. Tepkilerden kaçınmak için toprak konularını yurtdışında hatta dünyanın diğer ucunda konuşmayı tercih ediyor. Bir kısım toprak verileceğini ve şu anki kullanıcılardan bazılarının taşınması gerekeceğini bildiği halde belli bölgelerin verilmeyeceğini söylüyor. Hayatın akışının ve insanların karışmasının önüne geçilmeyeceğini çok iyi bildiği halde arı nüfuslardan bahsediyor. Özellikle de darbe girişiminden sonra bunun mahsurlarını fark etmelerine rağmen, Akıncı ve diğer ilerici Kıbrıslı Türk liderler Türkiye’nin garantilerinin kati bir gereklilik olduğunu söylüyor.

Eğer gerçekten çözüm için çalışılıyorsa ve halkın referandumlarda evet demesi isteniyorsa, birkaç haftaya kadar bazı gerçeklerin Kıbrıslılar ile paylaşılması gerekecek. Ancak, müzakere sürecinin bir şekilde kopmasını ve bir sonraki seçimlerin hesabına başlamayı umuyorlarsa, Kıbrıs’ta kadife ayrılığa neden olan siyasetçiler kervanına katılacaklar.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı