Köşe Yazarları

Hukuk teferruattır!

Dünkü yazımda, 2013 yılında meclis kürsüsünden Başbakan Erhürman tarafından yapılan bir konuşmanın bir bölümünü aktarmıştım okuyucuya. Hem de yorumsuz olarak. Hoca, o gün kürsüde, üç noktaya temas edip hukuk dersi vermişti dinleyenlere. Grev erteleme/yasaklamanın, mevcut mevzuatla, Anayasamıza aykırı olduğunu dün, Hoca ağzından aktarmıştık. Bugün de elektrik zammının bu mevzuatla yasal olmadığına değineceğiz yine Hocanın ağzından…

Burada en yakın muhataba da iş düşüyor. EL-SEN bu konunun gereğini yapıp Anayasa Mahkemesine gitmeli ve Tufan Hocanın argümanları ile çok da kolay bir mücadeleyle, elektrik zamlarını iptal ettirmelidir.

İşte sendikanın dava açarken kullanacağı argümanlar:

“…İkinci bir hukuka aykırılık. Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Hükümeti tarafından yapıldı ama şimdi onu da söyleyeceğim ama bu, bu memlekette demin söylediğim gibi işte o teamül dediğimiz şeylerden biri oldu. Nedir bu? Elektrik, elektriğe zam yaptık. Elektrik zammı gerekli miydi, gereksiz miydi burada çok konuşuldu. Artık zaten bu memlekette ve bu Mecliste hukuk teferruat haline geldi. Yani biz kelimeleri konuşuyoruz, rakamları konuşuyoruz hukuk bir teferruattır. Ben o teferruata dair konuşacağım bildiğim alan o olduğu için. Neresinde hata var? Şurasında hata var. Bir kere Anayasanın 75’inci maddesi çok açık bir şekilde “vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali hükümler ancak yasa ile konulur” diyor. Elektrik bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinden aldığınız para bizim bildiğimiz anlamda ücret değildir harçtır her zaman kamu hizmetinden aldığımız para. Bunu en iyi hepimiz üniversitede okuyanlarımız üniversitede ödediğimiz paranın adının harç olmasından biliriz. Dolayısıyla bu işi yani bunları siz burada yükümlülük koyacaksanız mali yükümlülük, bunu yasa ile yaparsınız. Tüzükle, Bakanlar Kurulu Kararı ile yapamazsınız. Daha da ötesi sanki bu yetmezmiş gibi 3’üncü fıkrasında 75’inci maddenin şöyle diyor Anayasa; “Yasanın belli ettiği yukarı ve aşağı hadler içinde kalmak ölçü ve ilkelere uygun olmak koşuluyla vergi, resim ve harçların bağışıklık ve istisnalarıyla oran ve hadlerine ilişkin kurallarda değişiklik yapmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.” Yani bunun da Bakanlar Kurulu tarafından yapılabilmesi için Yasada üst ve alt hadlerin düzenlenmiş olması gerekir. Bu kadar senedir bu memlekette her kim Hükümet etmişse ben ayırmıyorum çok seviyor herkes bir diğerinin dönemini suçlamayı her kim Hükümet etmişse Allah Rızası için kimsenin mi aklına gelmiyor yani Anayasanın bu hükmüne bakıp da üst ve alt hadlerin yasada düzenleneceğini belirlemek, ya da Anayasayı beğenmiyorsa Anayasayı değiştirmek, hayır. Anayasayı ihlal bir teamül haline geldiği için ilk günden beri konuştuğumuz gibi bu teamüle devam ediliyor. Ha, peki nasıl yapılıyor bu iş? 171 sayılı, biliyorsunuz Fasıl 171 Elektrik İnkişaf Yasası var biliyorsunuz, onun bir 44’üncü maddesi var, Tüzük çıkarma yetkisi veriyor. Ama o Tüzük çıkarma yetkisini o Yasa ne üst haddini belirliyor, ne alt haddini belirliyor, ne ölçü getiriyor, ne ilke getiriyor, bırakıyor Bakanlar Kurulu takdirine. Nasıl istersen belirle. Böyle Tüzük olmaz. Bizim Anayasa Mahkememizin bu konuda kıyamet kadar kararı var böyle Tüzük olmayacağını söylüyor. Neden? Çünkü Tüzükte yasa koyucu eğer üst ve alt hadleri belirlemezse, ölçüleri, ilkeleri koymazsa ve sınırsız bir yetki alanı bırakırsa Bakanlar Kuruluna, bu Anayasaya aykırıdır. Hem 122’inci maddeye aykırıdır, hem 4’üncü maddeye aykırıdır ve bunu kıyamet kadar kararında söylemiştir, bir tane kararda değil. Dolayısıyla şimdiden söylüyorum, yapılması gereken iş; bu Yasayı değiştirmektir. Fasıl 171’i değiştirmektir ve o Tüzükle ilgili, Tüzük yetkisi veren hükümde üst ve alt hadlerin belirlenmesidir. İlkelerin, ölçütlerin belirlenmesidir. Ne olabilir ölçütler, bellidir. İşte yoksul insanlarla ilgili şeylere ne kadar zam yapılacağı da, hiç yapılamayacağı. Sanayi ile ilgili zam yapılırken diğerlerinden az yapılacağı. Bunları siz yasada belirlersiniz, üst alt hadleri de belirlersiniz, nasıl belirlersiniz? “Asgari ücretin şu kadarı falan olabilir” dersiniz ve ona göre o sınırlı yetkiyi bırakırsınız Bakanlar Kuruluna, o da orada oynar. Ha, onları belirlerken de Mecliste belirleyeceğiniz için hiç kimse o “brain game” der ya İngilizler, o brain game’i burada oynama lüksüne sahip olmaz. Yani muhalefet gelecek, bu taraf artırdığında elektrik fiyatlarını o bağıracak. Ters dönecek işler, o bağıracak bu artıracak. Hayır, bunun sınırlarını Meclis olarak koyarsınız ve net olur o sınırlar, o sınırlar içerisinde de Bakanlar Kurulu siyasi sorumluluğu alır ve ne gerekiyorsa onu yapar. Dolayısıyla bunun değişmesi gerekiyor. Önemli olan budur. Çünkü hukuk teferruattır gibi görünür. Kimilerine göre hukuk işte ciddi işlerin dışında kalan şekli bir şeydir ama hukukun önemi burada çıkıyor. Çünkü biz bunu bu Mecliste yapmış olsaydık, bu gereksiz kavgaları bugün yapmazdık. Çünkü sınırları hep beraber belirlerdik, tartışırdık koyardık, o sınırlar içinde yürütme dans ederdi. Ama kimse bunu bugüne kadar yapmadı, akıl etmedi veya işine gelmedi.”

Evet… 5 yıl önce söylenmiş laflar bunlar…

Hukuk hala teferruat olmaktan çıkarılmadı.

Kimsenin aklına sistemi hukuksal çerçeveye oturtmak gelmedi. Ya da Hoca dediğinden “işine gelmedi” kimsenin.

Derhal, hemen, acilen; hukuk teferruat olmaktan çıkarılmalıdır.

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı