Köşe Yazarları

Halk asıl olandır, siz onun vekilisiniz!


Her şeyde olduğu gibi burada da ayrımcılık ve kendini üstün görme durumu var. Bu eski siyaset anlayışını, yeni olduğunu iddia edenler derhal değiştirmelidirler.

 

KKTC İş Yasası’nın 15(1)’inci maddesine göre: “Süresi belirli olsun veya olmasın hizmet akitlerinde işveren dilerse, aşağıda öngörülen hallerde, hizmet akdini, süresinin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin  yazılı olmak koşuluyla feshedebilir:

İşçinin, işverenden izin almaksızın veya haklı bir nedene dayanmaksızın ardı ardına üç iş günü  veya bir yıl içinde beş iş günü veya bir yıl içinde üç defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü işine gelmemesi veya devam etmemesi halinde;…”

Yani bırakınız müeyyide uygulanmasını, maaşından veya ücretinden para kesilmesini, çalışan işinden bile olabiliyor.

Kamu Görevlileri Yasası’nın 121’inci maddesinde ise: “Kamu görevlilerinin aylıkları her ayın sonunda ödenir. Ancak, kamu görevlilerinin özürsüz ve izinsiz çalışma saatlerine uymayıp görev yerinden ayrılması veya görev yerine gelmemesi halinde, görev başında bulunmadığı günler veya saatler için aylık maaş veya ücret gerçekleştirilmez.” demektedir.

Bu kadar basit: Ne kadar köfte, o kadar ekmek!

Siyasal Kamu Görevlileri Yasası ise, yukarıdaki yasalar kadar, işe veya göreve gelmeme konusunda uygulanacak cezalarda, pek cömert davranmamaktadır. Hatta oldukça cimri olduğu söylemek, sanırım yanlış olmaz.

Maaştan kesme, işten atma gibi katı kurallar yanında, milletvekillerine tanınan ayrıcalıklar, yukarıdaki uygulamalar yanında, devede kulak bile değildir.

İşletilmesi gereken sürece bakarsak, caydırıcılığın imkansız olduğunu hemencecik anlarız!

Bakalım:

Meclis İç Tüzüğü, üç hafta kesintisiz çalışmalara katılmama, Meclis Başkanı tarafından yazılı uyarma, uyarıdan sonra bunu takmayıp gelmemeye devam etme, gelmemenin bu sefer de Başkanlık Divanı tarafından saptanması, Hukuk ve Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesine, Başkanlık Divanı kararı olarak gönderilmesi, komitenin bu konudaki çalışmalarını 15 gün içerisinde tamamlayıp sonucu bir raporla Genel Kurula sunması, Genel Kurulun bu raporu görüşmesi ve çalışmalara katılmayan vekilin üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 26 kişinin oyu ile milletvekilliğinin düşmesine karar vermesi gerekmektedir.

Sözün tam anlamıyla: Ölme eşeğim ölme!

Bütün bunlar mümkün mü? Değil! Şimdiye kadar en azından görülmüş bir şey değil!

Peki ne yapılabilir?

Çok basit!

Her oturuma katılmama başına; ilk önce 1/10, ikincisinde ⅛, üçüncüsünde ¼ oranında maaş kesintisi uygulayacaksınız!

Görün bakalım, mazeretsiz ve izinsiz olarak, elli kişiden bir teki bile gelmemezlik ediyor mu?

Yeter ki niyet olsun!

Var mı?

Göreceğiz!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı