Köşe Yazarları

Hadi Ne Duruyorsunuz, Karanliğa Rağmen, Karanlikta Görmek İçin Buyrun Tiyatroya

Merhaba dostlar, mehaba…

Her zaman olduğu gibi coğrafyamız yine kritik süreçlerden geçiyor… Çok şey söyleyebilirim, ama ben her zamanki gibi haddimi bilerek, kendi bildiğimden, kendi inandığım doğrulardan yola çıkarak, sizlerle duygu ve düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım. Sanatın mecazi anlamda da olsa yonttuğu insanlar olarak sabırla ve umutla mumlarımızı yine, yeniden yakmaya çalışacağız. Negatif sistemin bütün dayatmalarına, zamanın bizi engellemeye çalıştığı tırpanlarına rağmen göreceksiniz ki o büyülü sahnede meslektaşlarımın insan üstü gayret ve özverileriyle mumlarımızı inançla, aşkla, umutla yakacağız… Nefes aldığımız sürece de yakmaya devam edeceğiz…

Hayat ne kadar gizemli ve doğurgan değil mi? Bir çocuk düşünün, adı Hüseyin, Kıbrıs adasında, Gönendere köyünde doğdu. Diğer bir çocuk, adıŞenay, Türkiye’de, İstanbul’da, Bakırköy’de doğdu… Kıbrıs Gönendere nerde, Türkiye Bakırköy nerede… Kader onları İ.B.B. Şehir Tiyatroları’nda“Balon” adlı çocuk oyununda, aşkın büyüsünde buluşturdu… Kendi dünyalarını, hayallerini, umutlarını, aşklarını 1991 yılında oluşturdular ve 1999 yılında, hayatın bir mucizesi olan, çocukları Alara‘ya can vererek dünyaya armağan etttiler… Bu arada ailenin soyadı da Köroğlu…Dedik ya yolculuk aşkla başladı diye,2012 yılında, K.K.T.C.’de; başkent Lefkoşa’da onların adlarının baş harflerinden oluşan, çocukları Alara’da olduğu gibi bir mucize gerçekleşti ve aşkla çıkılan bu yolculuktan; adlarının baş harflerinden, daha özgür, daha özgün oyunlar sahneye taşımak için“Tiyatro AŞHK”, tıpkı Hüseyin Köroğlu’nun Gönendere’de doğduğu gibi, Artam Kültür Sanat Merkezi ile beraber hayata gözlerini açtı. 2014’de de, İstanbul’da, karanlığa karşı küfretmektense, mumlar yakmak, akılla, bilinçle hareket edilmesi farkındalığını yaratmak için, Alara, Şenay, Hüseyin Köroğlu Tiyatro AŞHK’ı kurdular…

Tiyatro AŞHK, hocaların hocası Muhsin Ertuğrul ustanın “Yarın kıyamet kopacağını bilsem, yine tiyatro kurardım.”; Mustafa Kemal Atatürk’ün, adeta bilgi kitabı gibi olan bu dünya toprağında  “Yurtta sulh, cihanda sulh.” cümlelerinde söyledikleri sözleri  ilke edindi kendine.

Sanatçı sorumluluğu ile, özgürce hareket ederek, siz seyircilerimizin de desteği ve o inanılmaz pozitif enerjisi ile daha da yüreklendik, kanatlandık. Yanımıza gelip mumlarını bizimle yakan seyircilerimizle, dostlarımızla, ustalarımızla; umduğumuzun çok ötesinde, tiyatronun o muhteşem büyüsünü paylaşarak çoğaldık. Yaşadığımız o kıymetli anlar için herkese  tekrar tekra çok teşekkür ederiz. Hep söyledik, sanatın egemen olduğu topraklarda; özgürlük, demokrasi, insan hakları ve barış vardır. Sanatın egemen olmadığı topraklarda; kargaşa, diktatörlük ve savaş vardır.  Barış adına AŞHK’la mumlarımızı yakmaya, idiolojiden yana değil; nefes aldığımız sürece hep insandan yana durmaya devam edeceğiz.

Tiyatro AŞHK’ın kuruluş oyunu, hala oynamaya devam ettiğimiz, benim kurgulayıp yönettiğim Hüseyin Köroğlu ile IŞIĞA YÜRÜTEN ADAM” gösterisi oldu.Meslek hayatımda yaklaşık otuz yıl içerisinde 2012 yılına kadar sahnede oynadığım liderlerin tümünü ramp ışıklarına taşıdık ve iktidar olgusunu sorgulamaya açtık. Othello, 4. Murat, 2. Abdülhamid ve büyük bir lider olan, çoğumuzun gerçekten kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’a haddim olmayarak can verdim sahnede… Asırlar arasında yolculuk yapıp, sorular sorup; dönüp kendimize bugünden bakmamızı sağlamaya çalıştım.  Ama inanın bana, her gösterinin sonunda sahnede “Cumhuriyet”i Mustafa Kemal Atatürk olarak ilan etmek her şeye değdi, anlayana çok ama çok kıymetlianlar…Gösterimizi oynamaya, bu kıymetli anları yaşamaya hala devam ediyoruz. Ben nefes aldığım sürece de “Hüseyin Köroğlu ileIŞIĞA YÜRÜTEN ADAM” devam edecek.  Yaşasın demokrasi, yaşasın Cumhuriyet…

İkinci oyunumuz da, yine hala oynamaya devam ettiğimiz, Kanadalı yazar Carole Frechette’in yazdığı, kıymetli meslektaşımız Ece Okay’ın çevirisini yaptığı, benim yönettiğim “TATMİNKAR ÖDÜL” adlı oyunumuz. Prömiyerimizi, doğduğumuz topraklarda, 12. Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde kapanış oyunu olarak 30 eylül 2014 akşamı gerçekleştirdik. Yalnızlıkla, sevgisizlikle yüzleştirdik hem sizleri, hem kendimizi. Ben çağımızın vebalarından görüyorum yalnızlığı ve sevgisizliği. Bakın etrafınıza, zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sanal alemlere hapsettik hayatlarımızı. Dokunmayı, paylaşmayı, dürtmeyi sosyal paylaşımlarla yaptığımızda “gerçek” sanıyoruz. Yönetmen olarak da, oyun yorumumda, yaşadığımız coğrafyayı da düşünerek kadınlarımızdan yana durdum. Jean ve Beatrice’in oyunda aradığı, izleyenler bilecektir, hepimizin de aradığıdır aslında… Sevgi… Ama gerçek sevgi. Bakın etrafınıza, sanal sevgilerle kuşatılmış durumdayız. İşin dehşet tarafı, içlerinde gerçek olan sevgileri de göremiyoruz artık… Yozlaştık… Yozlaştıkça yalnızlaştık… Yalnızlaştıkça, insandan uzaklaştıkça da, sevgi Kaf Dağı’nın arkasında kaldı. İnsanların gözünüzün içine bakarak söylenen sözler yerine; sosyal paylaşım sitelerinde yazılan çoğu sahte sözlere, gerçek olmayan görüntülere inanmaya başladı. Birbirlerinin ellerini tutarak, gözlerinin içine bakarak, özel anlarını paylaşmak yerine; sosyal paylaşım sitelerinde gösteriş yapmaya başladı… Sevgi sanallaşınca, gerçek de gerçekliğini yitirmeye başladı. Böylece “TATMİNKAR ÖDÜL” adlı oyunumuzdaki iki kahramanımızın aradığı, hepimizin aradığıdır diyorum. Gerçek sevgiyi bir gün umarım toplumun çoğunluğu yine farkedip, keşfeder. Çıkın dışarı, bakın etrafınıza, konuşun, selamlaşın… Hesapsız bir şekilde sadece insanca gülümseyin… Cam cama değil, göz göze, can cana buluşun… Sonra bakın bakalım, dünya ne hale gelmeye başlayacak. Kapattılar bizi evlere, sanal alemlele yönetiyorlar. Uyanın…

Üçüncü ayunumuz da,14. Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde,19 eylül 2016’da, yani sayılı günlerin kaldığı, dünya prömiyerini“K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde” yapacağımız “KANATSIZ GÜVERCİNLER” adlı oyunumuz olacak.Tam da bu noktada, sanatın ve sanatçının yanında sözle değil, bizzat destek vererek duran K.K.T.C. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Mustafa Akıncı’ya, K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Sayın Cenk Gürçağ’a ve tüm Cumhurbaşkanlığı çalışanlarına içtenlikle çok ama çok teşekkür ederiz. Gözlerim dola dola hatırlatmak isterim ki, Cumhurbaşkanı’mız Sayın Mustafa Akıncı Lefkoşa Belediye Başkanı iken, kendisine Belediye Sarayı yapacağına, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nu kuran ve tarihe geçen Belediye Başkanı’dır. Ülkemizde sanat alanında ilklere imza atmaya devam etmiş, Cumhurbaşkanı olduğu anda da yine tarihe geçerek, K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı kurmuştur. Cumhurbaşkanından, özel kalem müdürüne ve tüm çalışanlarına kadar sanatı bu derece seven, destekleyen bir ekip bence “BARIŞ”ı Kıbrıs’a armağan edebilir… Unutmayalım ki, sanat olan alanlarda “umut” varlığını hep sürdürür…

Tiyatro AŞHK olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’nın “Kıbrıs’da barış içerisinde yeni bir yaşam kuracağız.” cümlesi bizi çok etkiledi, başka bir oyun metni seçmemize rağmen, barışa bir damla da bizim katkımızın olması adına, üstünde üç yıldır çalıştığımız “Kanatsız Güvercinler” adlı oyunumuzu hayata geçirmek için kolları sıvadık. Kendisine projeyi sunduğumuz anda da hiç tereddüt etmeden kabul etti. Böylesi bir güvenle Tiyatro AŞHK’a yaklaşması, açıkcası sorumluluğumuzu daha da artırdı.Şu anda; günlerdir, gecelerdir, hatta doğduğum andan itibaren “Kanatsız Güvercinler” adlı oyunumuzun provalarındaymışız gibi bir duygu içerisindeyim diyebilirim. 19 eylül pazartesi akşamı, binbir emekle, özveriyle yapılan “14. KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ”nde oyunun “Dünya Prömiyeri”ni gerçekleştireceğiz. Heyecanlıyız, hem de çok… Barış adına, sanatçı sorumluluğu ile katkı koyacak olmak, üstelik bu katkıyı idiolajiden yana değil, insandan yana koymak, bizim için büyük bir onur… Ayrıca karanlığa karşı pes etmeyeceğimizin bir haykırışı da diyebilirsiniz.19 eylül akşamı Sayın Cumhurbaşkanı’mızın avuçlarına “Kanatsız Güvercinler” in yüreklerini ve “BARIŞ”mumlarımızı koyup, pozitif enerjilerimizle adamıza kalıcı “BARIŞ”ı getirmesi için New York’a uğurlayacağız. İşte sanat bu noktada o kadar kıymetli ki…

Kıymetli meslektaşım Aliye Ummanel’in festivalin basın toplantısında da dediği gibi, doğrudur sırtımızı kendi topraklarımıza yaslıyoruz, ama biz aslında dünyadaki düzeni, sömürü sistemini, bizi hangi yöntemlerle yönetmeye çalıştıklarının bir kesitini sizlere sunup, sorular sorup, önerilerimizi tiyatronun büyülü dünyası ile huzurlarınıza getireceğiz. Koltuklarınızdan kalktıktan, tiyatrodan çıktıktan sonrakendi hayatınızla ilgili yolculuğunuz da önem kazanacak. Çünkü“HALK” tır geleceği belirleyen…

 

Tiyatro AŞHK olarak, ürettiğimiz her oyunun doğduğumuz topraklarda hayat bulmasına özen gösteriyoruz. Diğer oyunlarımız gibi, Kanatsız Güvercinler oyunumuz da memleketimizde dünyaya gözlerini açacak. Bir düşümüzü, bir umudumuzu paylaşacağız sizlerle. Oyunu izlerken, kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Özellikle tüm dünyada sömürülen, birbirine düşürülerek yönetilmeye çalışılan coğrafyalarda yaşayan insanlar kendilerinden daha çok şey bulacaklar.

Oyunumuzda,dünyanın herhangi bir adasında yaşayan iki insan var… Sophie ve Salih… Sophie güneyli, Salih kuzeyli… Kader onları bir avluda, kendi istemleri dışında ilk kez karşılaştırıyor… Her şey çok sıradanmış gibi giderken, aslında büyük bir karmaşanın aktörleri olduklarını farketmeye başlıyorlar… Çözümsüz gibi görünen bu koşullardan çıkmaları için tek bir umut ışığı vardır aslında; o da, günümüzde ne yazık ki artık değerini yitirmeye başlamış olan sevgi.  Böyle yazdığıma bakmayın, oyunumuzda öyle boyumuzu aşan büyük laflaretmiyoruz. Dedik ya, idiolaojiden yana değil, her zaman olduğu gibi ırk, din, dil ayrımı yapmadan, tribünlere oynamadan, sadece ve sadece  “insandan” yana duruyoruz. Bir de bence en büyük din olan, artık insanların çoğunluğunun unuttuğu “vicdan” ı hatırlatıyoruz. Vicdan… İnsanların içinde nerelere saklandı acaba? Geç kalmadan bulmak, ortaya çıkarmak lazım.

Kanatsız Güvercinler adlı oyunumuzda her şey o kadar sıradan, o kadar doğal gelişecek ki. Zaman dörtnala ilerledikçe, aynanın arkasındaki sırlar soyuldukça; gerçekler tutsaklıktan kurtulup, karanlıktan aydınlığa çıkacak, özgürlüklerine kavuşacaklar. Böylece yüzleşmeler başlayacak. Gizemli, tehlikeli, komik, düşündürücü, baştan çıkarıcı, bulmacalarla dolu bir tanıklık sizleri bekliyor. Dileriz ki, nefes aldığınız sürece; yüreğinizin kanatlarını “Kanatsız Güvercinler”e takıp, özgürlüğe uçmalarına yardımcı olursunuz…

Oyunumuzda“Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, yaşadığınız topraklarda birbirinizi kabullenerek, saygı duyarak, barış içinde yaşamayı başarırsanız, kimse gelip sizi yönetmeye kalkmaz.” cümlesinin sevgiyle, umutla ve sabırla peşine düşeceğiz. Tekrar birbirimizi bağışlamaya, tekrar birbirimize güvenmeye, tekrar birbirimize inanmaya, tekrar birbirimizi sevmeye başladığımızda; işte o zaman “BARIŞ” da olacak…

Hadi ne duruyorsunuz, karanlığa rağmen, karanlıkta görmek için buyrun tiyatroya.

YAŞASIN SANAT, YAŞASIN TİYATRO, YAŞASIN BARIŞ…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı