Hadi, Koyun Mumunuzu Cebinize Gelin…

12 Mayıs 2017 Cuma | 13:56
huseyin-koroglu

Lefkoşa Türk Lisesi… 1897-2017… Tam 120 yıl… Bugünkü yolculuğumuzun kahramanımız o… Dile kolay 1897 yılından beri, aydınlık gençler yetiştirmek için dimdik ayakta durdu, durmaya da devam ediyor… Dedik ya, dile kolay… Tam 120 yıl dünyada ve Kıbrıs adasında yaşananlara rağmen onurla, şerefle 120 yıla direndi, direnmeye de devam ediyor… Bu ulu çınar, büyük emek ve özveri ile geleceğe yön verecek gençler yetiştirdi, yetiştirmeye sabırla ve özveriyle devam ediyor… Kimler geldi, kimler geçti… Tarih yazmaya, ışık saçmaya, umut olmaya, geleceğe sevgi tohumları ekmeye inançla devam ediyor Lefkoşa Türk Lisesi…

 

Ne mutlu bana ki, bu muazzam tarihin içinde; üç yıl da benim anılarım, düşlerim, umutlarım var… Üç yıl… Bana sorarsanız üç yıl, bir an… Bir nefes… Doğduğum topraklara her adım attığımda, Lefkoşa Türk Lisesi’nin yanından geçmezsem, dışarıdan avlusuna bakıp, 1980’li yıllardaki Hüseyin’i avluda, okulda ders yaparken, arkadaşları ile şakalaşırken görmezsem içim rahat etmez. Hele ilk sahneye çıktığım tiyatro salonunu görünce hep bir garip olurum… Edebiyat hocamız Yurdal Cihangir öncülüğünde, kıymetli ustalarım Erol Refikoğlu ve Doğan Erçağ önderliğinde iki tane oyun çıkardık. Hatta üç tane. İkisini Türkçe, birini de İngilizce oynadık… Nur içinde yatsın Ali Nesim hocamız yön verdi düşlerimize… Anlayacağınız ilk sahne tozunu Lefkoşa Türk Lisesi’nde yuttum… İlk rolüm de “Anasının Kuzusu” oyununda Kılıbık Hamza idi… Lise ikinci sınıfta da, vatanını seven, Kurtuluş Savaşı’ndaki bir İzmir “Efe”sini oynamıştım… O zamanlardan farklı rolleri oynamaya alıştırmış hocalarımız bizi. Baksanıza bir Kılıbık Hamza, diğeri Efe…

 

Hocalarımız tarih boyunca adamızda yaşananlardan dolayı onurla mücadele etmeyi, dürüst, insancıl, yurtsever olmayı miras bıraktı bize… Hayatta olanlara Allah uzun ömür versin, gerçeğe gidenleri de saygıyla anıyorum… Yaktıkları ışıklar yollarını hep aydınlatsın… Tabii ki aramızdan ayrılan arkadaşlarımız da var… Hepsini saygıyla anıyorum…

 

İnanın insan bir garip oluyor… Düşündüm de, dışarıdan bakmaya cesaret ettiğim okulumuza içine girip bakmaya yüreğim yetmemiş bu güne kadar, hep ertelemişim… Yeni fark ettim… Zaman zaman yazdım ve söyledim, sizlere garip gelebilir ama; ben şu anda küçücük adamızda ve okulumuzda kurduğum düşlerin çok ötesindeyim. Bu kadarını tahmin etmiyordum, edemiyordum. Doğduğum köyde, Gönendere’deki Hürriyet Sineması’nın perdesinde izlediğim birçok usta ile aynı kameranın önüne geçtim, aynı sahneyi paylaştım… Kemal Sunal, Türkan Şoray, Kartal Tibet, Fatma Girik, Eşref Kolçak, Nebahat Çehre, Haluk Kurtoğlu, Zafer Ergin, Kamuran Usluer, Toron Karacaoğlu, Seden Kızıltunç, Aliye Uzunatağan, Erhan Yazıcıoğlu, Mustafa Alabora, Tomris İncer, Metin Çekmez, Dinçer Çekmez, Can Gürzap, Burçin Oraloğlu, Taner Barlas, Halit Akçatepe, Bülent Kayabaş, Aytaç Arman… Daha kimler kimler… Sizce bu gerçek mi, düş mü?

 

İlk fırsatta okulumu, tabii bizim okuduğumuz 1982 yılındaki Lefkoşa Türk Lisesi’ni ziyaret edeceğim. O koridorlarında yürüyeceğim… 1 “A” sınıfına çıkacağım… Sahneye ilk çıktığım salona gideceğim… Zaman onları yerle bir etmeden, ziyaret etmekte fayda var… Henüz belleğimdeki anıları yitip gitmeden dokunacağım oralara… Bu düş nasıl olsa bir gün bitecek değil mi?

 

Lefkoşa Türk Lisesi Okul Aile Birliği, okulumuzun 120. Yılı’nı kutlamak için muhteşem bir karar almış. Benim de 1982’de mezun olduğum canım okulum olduğu için; Tiyatro AŞHK’ımızın “Kanatsız Güvercinler” adlı oyununu oynamamızı istediler… Bu onurlu görevi ekip olarak büyük bir sevinçle hiç düşünmeden kabul ettik. Bu koca Çınar’ın 120. Yılını kutlamayı bir “TİYATRO” oyunu ile yapacak olmasından dolayı; Okul Aile Birliği’ni ve böylesine bir geceye katkı koyan herkesi ayakta alkışlıyorum… Özellikle bu büyük gecenin hayata geçmesi için Okul Aile Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Arslan’a, Yönetim Kurulu üyesi Sayın Salih Amaoğulları’na ve L.T.L. Okul Müdürü Sayın Mustafa Şevketoğlu’na gösterdikleri çaba ve olağanüstü gayret için teşekkür ederim… Geleceğe ışık tutan Lefkoşa Türk Lisesi Okul Aile Birliği, Çınar’ımızın 120. Yılı’nı kutlamak için tiyatroyu tercih ederek, birçok kuruma, kuruluşa, şirketlere ve kendini sözde sanatsever sananlara tokat gibi bir ders veriyor.

 

Şöyle bir etrafınıza baksanıza… Nasıl da her geçen gün değerlerimiz ayaklar altına alınıyor… Etrafımız nasıl da sahte yüzlerle çevrili… Dost görünümündeki Mefisto’lar her tarafta cirit atıyor… Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyen soytarılarla dolu ortalık… Sadece kendilerini kandırıyorlar. Gerçek er ya da geç ortaya çıkıyor nasıl olsa. Bir de söyledikleri yalanlara inandırdıkları var ki, onlar adına sadece üzülüyorum, söyleyecek söz bulamıyorum… Ama durmak, yılmak yok değil mi? Işık yakmayı, ustamız; hocaların hocası Muhsin Ertuğrul’un ve önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gitmeyi ilke edindik biz… Yılmak yok. Sabırla, inançla, umutla çalışmaya devam. Bu defa mumlarımızı 120 yıllık Çınar’ımız Lefkoşa Türk Lisesi için yakacağız. Lafla değil, doğduğumuz topraklara olan sevdamızla yakacağız mumlarımızı… Ahkam kesmeyi, onda bunda böbürlenmeyi de sevmeyiz. Ne yaptıksa ortada zaten. Fazla söze gerek yok, yaptıklarımız yapacaklarımızın kanıtıdır.

 

Hadi, koyun mumunuzu cebinize gelin… 15 mayısta saat:20.00’de  Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk ve Kongre Merkezi’nde tarihi bir akşam yaşayalım… Finalde karanlığa küfredeceğimize; “BARIŞ” şarkımızı mumlarımızı umutla yakarak, salonu aydınlatarak hep beraber coşkuyla söyleyelim… Ulu Çınar’ımız Lefkoşa Türk Lisesi’nin 120. Yılı’nı ona layık bir şekilde kutlayalım…

 

Biliyorum ki yıllardır birbirini görmeyen Lefkoşa Türk Liseli’ler, onların aileleri var… Bu tarihi okulumuzu gönlünde yaşatanlar var… Ne büyük bir aile…  Bugün varız, yarın yokuz… 120 yıl, dile kolay… Şu anda nefes alıyorsak, birbirimizin gözünün içine sevgi ve saygıyla bakabiliyorsak; henüz kucaklaşmaya zamanımız varsa, buyurun kucaklaşalım… Böylesine tarihi bir geceyi yaşayacağımız için nasıl huzurluyum ve heyecanlıyım anlatamam…

 

Hadi, koyun mumunuzu cebinize gelin… 120 yıllık Çınar’ımızın, Lefkoşa Türk Lisesi’nin gölgesinde mumlarımızla adamızı, dünyamızı aydınlatalım… Şimdiden yıllar sonra birbirimizi gördüğümüzde attığımız sevinç çığlıklarını duyuyorum…

 

Gelin tanış olalım,

İşi kolay kılalım,

Sevelim sevilelim,

Dünya kimseye kalmaz.

 

Yunus Emre

 

 

Lefkoşa Türk Lisesi’nin nice 120. yıllarını kutlaması umudu ile…

Yaşasın sanat, yaşasın tiyatro, yaşasın barış…