Gel Barış, Yurduma Karış Karış

5 Ekim 2016 Çarşamba | 11:59
huseyin-koroglu

Merhaba dostlar merhaba…

“BARIŞ”… Dünya var olduğu günden beri, özlemle, hasretle beklenen sihirli kelime… Sihirli, çünkü “BARIŞ” ın olduğu yerlerde sadece insanlar değil; tüm canlılar, hatta toprak bile çok mutlu, huzurlu ve umutlu… Ama emek ister “BARIŞ”, özveri ister değil mi? İşte yaşadığımız bu zaman diliminde, felaket çığırtkanlarına, köşe başlarını tutanlara, kan emicilere, kısacası kendi çıkarları için var olan düzenin aynen devam etmesini isteyenlere “rağmen”, HALK adına adada “BARIŞ” artık çok yakın…

Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde, KKTC Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde, 19 eylül 2016 akşamı Tiyatro AŞHK olarak “BARIŞ” adına karanlığa karşı Lefkoşa’da bir mum da biz yakmak istedik. Bu isteğimiz de 14. Kıbrıs Tiyatro Festivali’ni düzenleyen komitenin görüşü ile bire bir örtüştü. Aklın yolu bir değil mi?

“Gerçeği örtmek için var gücü ile bastırsa da karanlık,

Onu aydınlatmak için elimizde başka bir ışık var,

Karanlığa rağmen tiyatro, karanlıkta görmek için tiyatro!”

19 eylül akşamı K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı, K.K.T.C. Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Dr. Özdemir Berova, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Sayın Mehmet Harmancı, Festival Komitesi Başkanı ve Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Sayın Kıymet Karabiber, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu çalışanları, ustalarımız, meslektaşlarımız, akrabalarımız, dostlarımız ve kıymetli seyircilerimiz bizi “Kanatsız Güvercinler” adlı oyunumuzla dünya prömiyeri yaptığımız bu tarihi gecede kanatsız bırakmadılar. Ayrıca kıymetli ağabeyim, meslektaşım, ustam Osman Alkaş da bize oyunda çok büyük destek verdi. Beraber olduğumuz her an bizler için çok kıymetli idi. Onunla bir kez daha aynı projede olmak heyecan verici.

 K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ’a, K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Koordinatörü Ali Bizden’e, K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Görevlisi Atıf Müezzinler’e, tüm K.K.T.C. Cumhurbaşkanlığı çalışanlarına, B.R.T.K. Genel Müdürü Meryem Özkurt’a, İ.B.B.Ş.T. Genel Sanat Yönetmeni Süha uygur’a, ustam Hale Akınlı’ya, kıymetli meslektaşlarım İ.B.B.Ş.T. sanatçıları Oya Palay, Aziz Sarvan, Şebnem Köstem, Cengiz Tangör’e, İ.B.B.Ş.T. Müdürü Salih Efiloğlu’na, İ.B.B.Ş.T. Müdür Yardımcısı Esat Kara’ya, İ.B.B.Ş.T. Orkestra Şefi Hakan Elbir’e, yine kardeşlerim Öğrenci Koçu Didem M. Şide’ye, Vokal Eğt., Vokal Prodüktörü, Solist Şarkıcı Serhan Şide’ye, kardeşim oyunumuzun da Aranjörlüğünü yapan Ayhan Yavaş’a, Türkiye Elektrooptik Conference Systems Genel Müdürü Fethi Erçin abime, müzik kayıtlarımızı yapan İ.B.B.Ş.T. Efek Tasarımcısı kardeşim Kadir Arlı’ya, B.R.T.K. Program Yapımcı-Sunucu’su kardeşim Hakan Çakmak’a, afiş tasarımımızı yapan kardeşim Genco Demirer’e, İ.B.B.Ş.T. Görüntü Düzenleyicisi Emre Turgaylı’ya, İ.B.B.Ş.T. Işık Uygulayıcısı Kaan Oğuz’a, kardeşim ve can yoldaşım Salih Amaoğulları’na, Batmazoğlu Muhasebe kurucusu Kemal Batmazoğlu’na; perde açmamıza, karanlığa mum yakmamıza katkı koyan herkese, hatta salonda olamayıp gönülden yanımızda olan dostlarımıza da içtenlikle çok teşekkür ederiz. Ustamız Tomris İncer’i, yeğenimiz Halil Öztürk Kemaloğulları’nı ve tüm atalarımızı da saygıyla anarak, duygu dolu anlar yaşadık…

Umduğumuzun çok üstünde pozitif eleştiriler aldık. Tüm dünyaya “BARIŞ” tan yana olduğumuzu “Kanatsız Güvercinler” adlı polisiye-komedi oyunumuzla adeta haykırdık. Bu haykırışı da, “BARIŞ” adına kritik bir süreçten geçen Kıbrıs adasından yaptık. Kıbrıs adasında “BARIŞ” ın kanatlarını sevgi ve saygıyla takıp güvercinlerimizi uçurduk.  Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’ya “BARIŞ” adına yaktığımız mumu verdik. Sayın Cumhurbaşkanımız da 20 eylül 2016 sabahı görüşmeler için New York’a gitti… “BARIŞ” şarkımızı hep beraber söyledik. Kendileri bence bütün ekibiyle beraber insan üstü bir çaba harcıyor  “BARIŞ” ın Kıbrıs’da egemen olması için. Tiyatro AŞHK olarak kalıcı “BARIŞ” ın adada ve tüm dünyada hüküm sürmesi için bir damla da olsa katkımız olduysa, ne mutlu bize. Doğrudur şu ana kadar bilinçli olarak yazdığım gibi oyunumuzda yoğun bir “BARIŞ” özlemi ve isteği var. Bilinmesini isteriz ki; ideolojiden yana değil, nefes aldığımız sürece insanda yana durmaya ve “BARIŞ” mesajını sabırla, umutla vermeye devam edeceğiz. Oyun sonunda kıymetli meslektaşım Oktay Şenol’un bestelediği “BARIŞ” şarkımızı söylerken, gerçekten mumlarımızı da yaktık, seyircilerimizle şarkımızı söyleyerek dünya semalarına pozitif enerjilerimizi de gönderdik. Oyun sonrasında söyledim, şimdi de tekrar edeceğim; Kıbrıs’a “BARIŞ” gelecekse eğer, ancak Sayın Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı ve ekibi gibi sanatsever insanların çabası ile “BARIŞ”  Güvercin’leri ada semalarında uçabilir. Bu cümlem Cumhurbaşkanımıza özel değil, tüm sanatseverleri kapsamaktadır. Çünkü biliyorum ki, sanatı seven insanlar; taş ile, toprağı ile bilgi kitabı gibi olan bu dünya toprağı üstünde yaşayan tüm mevcudata kıymet verir. İnanıyorum ki “Barış” hiç bu kadar yakından göz kırpmamıştı… Bu yüzden sizi hep sanata, sanatçıya sahip çıkmaya davet ediyorum.  Olur olmaz bilemem, ama ilk kez “BARIŞ” bu derece umut verici bir şekilde bu kadar yakın adaya… Adeta zamanla yarışıyoruz. Oyun şarkımızda söylediğimiz gibi:

“Gel barış, yurduma karış karış,

Yansın tüm dünyaya, sen de bir mum yaksana.”

Şimdi konuyu memleketten alıp Türkiye’ye dönüyoruz… İstanbul’da tiyatro adına iki Don Kişot müthiş bir yolculuğa çıktı… Oyun Bandı’nın kurucusu ve Sanat Yönetmeni Yağmur Yağmur ile Oyun Bandı’nın ödüllü oyunu “Uyanış”ın da yazarı ve bir tiyatro sevdalısı Yakup Almelek yakında “her şeye rağmen”  bir tiyatro salonu, bir kültür merkezi kazandırıyorlar İstanbul’a. Beni takip edenler bilecektir, en azından haberim olan her kültür merkezini, karanlığı aydınlatan bir “IŞIK” olarak görürüm. Elimden geldiğince de desteklerim. Hiç bir karşılık da beklemem.

İşte bu iki Don Kişot’un göz nuru, muhteşem eserini Tiyatro AŞHK olarak geçen gün ziyaret ettik. İtiraf etmeliyim ki gözlerimiz dolu dolu oldu. Artık bitmek üzere olan sahneyi, kulisleri dolaşırken; nasıl bir sevgiyle, her şeyin itina ile düşünüldüğünü ve ne büyük bir emekle çalışıldığını gözlerimizle görüp, ruhumuzla hissettik. Şimdi, diyeceksiniz ki bu gayet normal değil mi? Yok dostlar normal değil. Memlekette Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu’nun salonu bir utanç olarak orada hala yanık bir şekilde duruyor. Lefkoşa Türk Belediyesi’nin Sayın Cemal Bulutoğulları döneminde büyük umutlarla temelini attığı bina da ne yazık ki inşaat olarak yine duruyor. Ne yazık ki acı gerçek bu. Ben utanıyorum. Kanayan bir yara toplum adına. Memlekette devletin, belediyenin yapamadığını, İstanbul’da iki sanat sevdalısı omuz omuza vermişler, başarıyorlar. Bakın aralarında ego yani sen-ben kavgası yok. En büyük benim, sen hiç bir şey bilmiyorsun yok. Sevgi var, saygı var, bir tiyatro kurmanın, etraflarına ışık saçacak olmanın dayanılmaz, tarifsiz heyecanı var. İnanın dünyanın hiç bir yerinde  böyle bir yerde tiyatro yapıldığını görmedim, duymadım. Neden mi? Çünkü tiyatroyu İstanbul’un göbeğinde yapmıyorlar. Benim için artık birer Don Kişot olan ve tabii ki mecazi anlamda sanat delisi dediğim bu iki kıymetli insan; kardeşim Yağmur Yağmur ve Sayın Yakup Almelek tiyatroyu nerede yapıyorlar biliyor musunuz? Taksim’de, Beyoğlu’nda, Kadıköy’de, Bostancı’da değil; 4. Levent Sanayi Sitesi’nin içinde yapıyorlar. Evet, yanlış okumadınız 4. Levent Sanayı Sitesi’nin içinde. Benim için bir tiyatronun nerede olduğu değil, sanatsal üretimi, hangi oyunları oynayarak ışığını nasıl saçtığı çok daha önemlidir. Tıpkı Tiyatro AŞHK’ımız gibi onlar da hocaların hocası büyük ustamız Muhsin Ertuğrul’un izinden gidiyorlar. Büyük usta Muhsin Ertuğrul “Yarın kıyamet kopacağını bilsem, bugün tiyatro açardım.” demişti… 4. Levent Sanayi Sitesi’nde yakında “TİYATRO DEVRİMİ” gerçekleşecek. Sanatın ışığı aydınlatmaya başlayacak etrafını.

İstanbul halkı ve tiyatronun içinde olduğu Sanayi Sitesi’ndeki ustalarımız, çıraklarımız ve aileleri tiyatro ile tanışacak. Ne kadar benziyor değil mi tiyatroya? Tiyatroda da usta-çırak ilişkisi vardır. Türkiye, İstanbul halkı ile beraber onların aileleri de oyunlara, konserlere, imza günlerine, söyleşilere gelecekler. Sanayi Sitesi’nde bir “TİYATRO” eminim dünyanın da ilgisini çekecektir. İstanbul’a gelen turistlerin, doğru bir iletişim kurulursa Sanayi Sitesi’ne gelerek oyun izleyeceklerini düşünüyorum. Çok değil on sene sonra sanatın ışığında 4. Levent Sanayi Sitesi’nin nasıl değişime uğradığını gözlerimizle göreceğiz. Bu da sanatın insanlar üstünde nasıl etkili olduğunun kanıtı olacak. İşte Don Kişot olmak böyle bir delilik. Sevinçle öğrendim ki, tiyatronun hayat bulması için birçok kişi ve kuruluş gönüllü olarak katkı koymuş. Katkı koyan herkese biz de bir tiyatrocu olarak içtenlikle çok teşekkür ederiz. Evet dostlar bu bir rüya değil, gerçek. Yalnız olmadığımızı hissedip umutlandık… Bu büyük emeğe şapka çıkardık…

Buradan hem Yağmur Yağmur’u, hem de Sayın Yakup Almelek’i ayakta alkışlıyorum. Kendilerine bir sanatsever olarak içtenlikle teşekkür ediyorum. Karanlığa mum yakmak belki de hiç bu kadar anlamlı olmamıştı… Her zaman olduğu gibi biz de Tiyatro AŞHK olarak elimizden gelenin fazlasını yaparak, gerekli katkıyı koyup, her zaman yanlarında olacağız…

Evet dostlar, bizi gönlünde gerçekten hissedenlere selam olsun… Dostlukla, hep ama hep umutta kalın…

Yaşasın SANAT, yaşasın TİYATRO, yaşasın BARIŞ…

Hüseyin Köroğlu

26 eylül pazartesi