Köşe Yazarları

Ekonomik kriz, adayı birleştirir mi?


Aslında bu tür söylemler, özellikle son dönemlerde sıkça konuşulmaya başlanan ve ekonomik kriz ortamında iki ülkenin siyasi anlamda bir çözüme kavuşabileceği umutlarının yeşermesine neden olmaktadır. Sürekli olarak  yaşanmakta olan siyasi krizlerin temelinde, ekonomik çıkarlar ve kısıtlı kaynakların azami seviyede değerlendirilmesine yönelik çıkar çatışmaları yatmaktadır. Bu tür oluşumlar, beraberinde birtakım ekonomik sıkıntıları da doğurmakta ve kaos ortamının yaratılmasına neden olmaktadır.
Ekonomik anlamda Güney Kıbrıs’a bakarsak, global piyasalarda yaşanan ekonomik sıkıntılar, özellikle bankacılık sektörü ile başlayan ve diğer sektörlere de yayılan ve henüz toparlanma sinyallerinin dahi alınamadığı ortamlarda, çok büyük sıkıntı yaşanmasına neden olmaktadır. Financial Times’ın yayımlamış olduğu makalede, özellikle son 3 yıldaki Ada’da yaşanan ekonomik tramvaya vurgu yapılmakta ve bankacılık sektörü ile başlayan, sonralarında borç krizine dönüşen ve derinleşen krizin, Kıbrıs Bankalarına maliyeti 10 milyar, hükümete de 7,5 Milyar Euro tutarında yük getirdiği belirtilmektedir. İşte bu tespitlerle birlikte ekonomik aktivitelerin, siyasi çözüm üzerinde etkin rol üstlenebileceği vurgusu da yapılmaktadır.
Peki, Güney Kıbrıs’ın mevcut ekonomik kriz ortamında olduğu süreçte , Kuzey’in durumu çok mu iyi? Kuşkusuz KKTC ekonomisi için en önemli destek Türkiye ekonomisinin Kuzey üzerindeki etkinliğini artırarak devam ettirmesi ve Kuzey’in gelişiminde etkin rol üstlenmesidir. Kuzey ekonomisinde daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi gelişimin önünü açacak özel sektör odaklı büyüme stratejisi, kamunun ekonomi üzerinde etkinliğinin asgari düzeye indirgenmesi ile verimliliğin artırılması hedefi olmalıdır.
Bu nedenle iki taraf açısından da görüşme sürecinde yaşanan yoğun tempoya bağlı olarak, alınacak her türlü sonuca hazırlık olmamız ve öncelikli hedef olarak, ekonomik anlamda halkın refahını artırıcı eylem planının hayata geçirilmesi ve özel sektör odaklı büyüme stratejisinin ve gelişiminin sağlanması olmalıdır.
Ekonomik anlamda istikrarlı yapıyı kurmanın temel unsuru, yasal mevzuatların net ve şeffaf olmasından geçer. Bizim gibi kapalı ekonomilerde, dış yatırım ve yatırımcı fakirliği çektiğimiz ortamda, yatırımcıyı özendirecek ve ülke ekonomisine katkı yapacak birtakım açılımların da hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Dış yatırımcıyı ülkeye kanalize etme adına verebileceğimiz en güzel örnek, Güney Kıbrıs’ın son dönemde almış olduğu karar çerçevesinde, ülkelerine yapılacak 2 Milyon Euro tutarındaki dış yatırım karşısında, yabancı yatırımcılara vatandaşlık vermesidir. Bu tür açılımları beğenir veya beğenmezsiniz, fakat netice itibarıyla dış yatırımcının ülkeye kanalize edilmesine katkı yapacak her türlü enstrümanın devreye alınması, önümüzdeki süreçte hayati önem taşıyacaktır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı