Poli

Doğa, Yeşil ve Mavi bir AŞK’tır

 

Hasan Sarpten

Adı AŞK olmalı ‘‘yeşil’’ ile ‘‘mavi’’nin, çünkü bir çiçeğin bedeninde döner bütün renkler yeşile ve bir kuşun kanadında saklanır bütün maviler…

Bazen mor bir kızıllık olur aşk, boyar ufku her gün doğumunda ve batımında biraz yeşilden biraz maviden çalarak.

Bazen de sevgiliyi ıslatan masmavi bir yağmur ve de yüzüne çarpan yemyeşil bir rügar olur doğanın bağrından koparak.

Ama, her daim doğanın aşkını anlatır mavi ve yeşil el ele vererek toprağın en derininden ağacın en zirvesine kadar…

Yoksa, boşuna mıdır sanırsınız aşıkların bu iki renge tutkusu? Değildir elbet! Bu iki renk varsa doğa vardır ve ‘‘aşk’’ da ancak o zaman katıksızdır.

***

Bundan ötürü olsa gerek insanoğlu, dünyaya ilk ayak bastığı günden itibaren iki rengin cennetin dünyamızdaki izdüşümü olduğunu düşünmüştür.

Yeşil ve mavi; bu renklerin birleştiği her yer, insanoğlu tarafından hayatın güzelliğinin doyasıya yaşanıldığı yerler olarak kabul edilmiştir.

Dahası, “Ve soğudu. Yağmurlar başlangıçları, başlangıçlar yeni yaşamları getirdi. Mavi ile yeşilin uyumu mükemmel ve huzur vericiydi” diye biter yeryüzünün oluşumunu anlatan tüm yazılar.

İnsanlar tarafından yeşil ve maviye verilen bu anlam, kuşkusuz doğa kelimesinin en güzel karşılığının bu iki renk ile anlamını bulmasına yol açmıştır.

Yeşil ve mavi doğanın yegane rengidir. Bu iki güçlü rengin bir araya gelmesi huzur ve güven uyandırır.

Bu renklerden yeşil, güzel ormanların ve tabiatın simgesi olarak kabul edilirken, mavi kimi zaman engin bir denizin ihtişamını, kimi zaman da ucu bucağı görünmeyen gökyüzünün büyüleyici rengini temsil etmiştir.

***

Kıbrıs da yeşil ve mavinin bir araya gelerek birbirinden eşsiz ve güzel fotoğraf karelerinin meydana geldiği az sayıdaki ülkelerden biridir.

Bu adanın neredeyse her köşesinin bu iki güzel rengin bir araya gelerek oluşturduğu doğal güzelliklerle göz kamaştırdığını söylemek yanlış olmaz.

Ne var ki, çevre kirliliği ülkemizde bu iki sevgiliyi de birbirinden ayırıyor. Yeşil tükeniyor, mavi kirleniyor.

Kalkınma adına yapılan yanlışlar ve en önemlisi de yakalandığımız tüketim hasatalığı bizi sadece doğadan koparmakla kalmıyor, onu pervasızca da yok ediyor.

Kendimizi o kadar üstün görüyor, bir o kadar da doğanın dışında kabul ediyoruz ki, ne yaparsak yapalım kaybetmeyiz sanıyoruz.

Buna karşın bu hızla devam edersek çocuklarımızın maviyi göremeyeceğini ve yeşile hasret kalacağını ise göremiyoruz.

***

Giderek her yer kirlieniyor. Yeşil yerini gri betona bırakıyor, denizin mavisi ise siyahta boğuluyor!

Bazen üzülüyoruz, bazen ağlıyoruz, çoğu zamansa konuşuyoruz ama yine de yeşili ve maviyi tüketmekten kendimizi alamıyoruz.

Oysa, ‘‘doğa, yeşil ve mavi bir aşktır’’ aslında… Ama anlaşılan, biz bunu ya bilmiyoruz, ya da çoktan unuttuk!

Aşk’ın tanrıçası Afrodit’in adasında nasıl değerini bilmiyorsak ‘‘aşk’’ın ve önemsizleştiriyorsak onu.

Sonu uçurum bir yolda ilerlediğimizi bile bile yeşilin ve mavinin de değerini bilmiyor ve küçümsüyoruz.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı