En Üst

25 Eylül 2017

Cumhurbaşkanı kim olacak?

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

UBP içindeki Cumhurbaşkanlığı yarışı UBP’nin bölünmesi ve Sayın Küçük’ün tasfiyesi ile son buldu. Doğal olarak UBP içindeki yarışın ilk raundunun galibi Sayın Eroğlu oldu. Sayın Küçük’ün, Cumhurbaşkanlığı arzusu onu başbakanlık koltuğundan da etti. Tabii şimdi merak edilen, Eroğlu’nun tekrar aday olup olmayacağıdır. Son gelişmeler, Eroğlu’nun aday olacağı sinyallerini veriyor; ancak UBP’nin kendisini tekrar aday yapıp yapmayacağı net değil. İkinci kez UBP genel başkanı olan Sayın Özgürgün’ün bu süreçte ne kadar belirleyici olacağı üzerinde bazı şüpheler var ki, son günlerde UBP’de yetkinin kendisinde olduğunu açıklama ihtiyacı hissetti.
Özgürgün’ün UBP kurultayında Küçük’ün etkisinde kalarak kendisini seçimin galibi ilan etmesi, onun Küçük’e yakın olması ve yönetim zaafı olarak da değerlendirilmişti. Ancak son günlerde basında yer alan bir habere göre, Özgürgün, seçim harcamaları sebebiyle Küçük’ü dava etmiş. Bu haber, UBP içindeki ilişkilerin tekrar değişmeye başladığını gösterir. Tabii Özgürgün’ün bu adımı atması, aslında Eroğlu’na yakınlaşma çabası mı yoksa, İrsen Küçük’ün parti içindeki etkisini azaltma çabası mı henüz net değil. Özgürgün’ün son açıklamalarına baktığımızda bunu parti içindeki kontrolü sağlama adına yaptığı imajı oluşmaktadır. Ancak Eroğlu’nun böyle bir durumu kabullenmesi beklenmemektedir. Çünkü İrsen Küçük’ün kendisinin parti içindeki etkinliğini kırmaya çalışmasını, kendisine karşı bir savaş gibi değerlendirdi ve bu savaştan galip çıktı. Özgürgün’ün bu tecrübeden sonra böyle bir savaşa girmek isteyeceğini zannetmem. Hele ki aynı anda hem Küçük hem de Eroğlu ile savaşmak pek makul gözükmemektedir. Ama bu riskleri alamaması durumunda da emanetçi bir başkan görüntüsünden kurtulamayacak, dolayısıyla da siyasi geleceğini riske sokacaktır.
Olaya CTP kanadından baktığımızda da, Lefkoşa Belediyesi ve genel seçimlerde büyük bir başarı kazanan Sayın Yorgancıoğlu’nun liderliğindeki CTP içinde de şimdiden Cumhurbaşkanlığı ile ilgili düşünce ve tartışmalar başlamış gözükmektedir. Şüphesiz ki CTP tabanında en güçlü aday olarak Sayın Talat’ın adı geçmektedir. Edindiğim bilgiye göre de, iç ve dış dinamiklerin uygun olması durumunda Cumhurbaşkanlığına aday olacaktır. Özellikle CTP’nin iktidar başarısı ve iç dengelerindeki değişimler Talat’ın adaylığında oldukça etkili olacak gibi gözükmektedir. Özellikle DP-UG’nin Cumhurbaşkanlığına yönelik stratejisi, hem hükümetin hem de Talat ve Eroğlu’nun durumunu etkileyecektir. Çünkü DP-UG’nin Eroğlu’na yakınlığı bilinmektedir ve bu doğrultuda hareket etmeleri durumunda, Eroğlu’nun adaylığına destek vermek zorunda kalacaklar. UBP’nin de bu durumda Eroğlu’na destek vermesi halinde Eroğlu’nun tekrar seçilme şansı artacaktır. Ancak hem UBP hem de DP-UG ayrı adaylar çıkarmaları durumunda ise Talat ya da solun üzerinde uzlaştığı adayın şansı artacaktır. Tabii TDP ve bağımsız adayların da oyların yakın olması durumunda etkili olacağı kaçınılmazdır. Ancak ikinci turda büyük ihtimal ya CTP ya da UBP’nin çıkaracağı adayın kazanması yüksek ihtimaldir. Tabii DP-UG’nin son seçimlerdeki başarısını dikkate aldığımızda, bu seçimlerde Sayın Serdar Denktaş’ın da aday olması muhtemel olmakla birlikte bu yönde herhangi bir sinyal verilmiş değildir.
Serdar Denktaş’ın aday olması durumunda ise Eroğlu’nun kazanma şansı azalacaktır. Tabii ki CTP’nin Talat dışında bir adaya yönelmesi de muhtemel gözükmektedir. Son günlerde bazı medya organlarında Sayın Sibel Siber’in adının zikredilmesi, bunun sinyalini vermektedir. Bazı yetkili kişilerin Yorgancıoğlu’nun da aday olabileceği şeklinde görüş beyan etmeleri, CTP içinde de ortak bir aday düşüncesine yönelmeyi ve Talat üzerinde uzlaşmayı sağlayabilir. Tabii ki CTP’nin Talat dışında bir adaya yönelmesi durumunda, Talat’ın seçime başka bir partiden girmesi ya da bağımsız aday olması ihtimali gözükmemektedir.
Tabii ki iç dinamikler kadar dış dinamiklerdeki gelişmeler de cumhurbaşkanlığı adayları ve seçimlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim Eroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasında, dış siyasetteki gelişmelerin çok önemli etkisi olmuştu. Eğer Avrupa ve Birleşmiş Milletler verdikleri sözleri tutmuş olsalardı, Talat’ın Cumhurbaşkanlığını tekrar kazanması kesindi. Ancak Avrupa Birliği’nin doğrudan ticaret tüzüğünü yürürlüğe koymaması, Birleşmiş Milletlerin ise Annan’ın hazırladığı raporu görüşmemesi, doğal olarak Talat’ın pozisyonunu zayıflatmış, Eroğlu’nun ise pozisyonunu güçlendirmişti. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de dış siyasetin etkisi altında kalacağından şüphe yoktur. Özellikle Türkiye’de gerçekleşecek olan genel seçimlerden sonra ortaya çıkacak olan tablo, Kıbrıs siyasetinin de şekillenmesinde önemli rol oynayacaktır. Türkiye’de AKP’nin seçimlerden galip çıkacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu durumda Türkiye ile ilişkilerinde sorun gözüken Eroğlu’nun, aday olması ve tekrar kazanması zorlaşacaktır; dolayısıyla da çok farklı bir gelişme olmadığı müddetçe Eroğlu dışında bir adayın kazanma şansı yükselecektir.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman