Poli

Çiçekler dalında güzeldir

 

Her bahar, kış ya da yaz defalarca karşılaştığınız bir çiçeğe hiç dikkatli baktınız mı?

Hiç işten eve giderken, ya da ne bileyim misafirlikten dönerken mesela hiç durup uzun uzun bir çiçeği izlediniz mi?

Ya da bir parkta oturan yaşlı bir amca edasıyla kaldırımdaki sıradan bir çiçeğe dalıp gittiniz mi hiç?

Peki, meyvelerin çiçeklerini hiç incelemişliğiniz var mıdır?

Yoksa, çiçekler sizi yalnızca sevgilinize verdiğinizde veya ondan aldığınızda mı heycanlandırır?

***

Kendi adıma söylemeliyim ki, her çiçeğin mevsimi gelişinde ayrı ayrı bir heyecan yaşarım.

Mesela, nergisin masum beyazlığı, lalenin kırmızı alevi, bademin telaşlı hali, paptyanın sevecen tavrı hep ayrı bir heyecan verir.

Bir çiçeğin renkli yaprakları ancak açtığı mevsimin ruh hali ile birleştiği zaman dalındaysa güzel ve anlamıdır.

Vazodakiler ise sahte değilse bile ruhsuzdur aslında, her an solmaya ve boynunu bükmeye mahkum…

***

Her nedense onu koklamak yerine, “bu benim” diyerek dalından koparmayı tercih ediyor insan çoğu zaman.

Tıpkı aşkın doğasını hiçe sayıp kendini güvene almak için sahiplendiğinde nasıl yitiriyorsa onu her defasında…

Egosuna yenilip yüreğiyle değil de beyniyle baktığı zaman dünyaya kaçınılmaz bir şekilde doğayı da yitiriyor.

Sahibi olduğunu sanıyor, evine götürüyor ve bir vazoya koyuyor kopardığı çiçeği ama en fazla üç gün koklayabiliyor.

***

Dalından koparınca nasıl yaşasın ki? Sonrasında çaresiz katili oluyor, çiçek ölüyor…

Oysa doğanın içinde bir yer ararken insan, birden çok engin bir bahçenin ortasında kendini bulabiliyor.

Mordan kırmızıya uzanan ışığın dalga boyunun evrene yansıttığı binllerce farklı tonun ayrı bir dünya olduğunu keşfedebiliyor.

Her çiçeğin ayrı bir özelliği, ailesi olduğunu öğreniyorsunuz önce, sonra da türü, cinsi, adı derken ayrı bir hikayesi olduğunu her birinin…

***

Aslında her hikaye doğanın parçası olan ama bunu unutup onu kontrolü altına almaya çalışan insanın doğayla bir bağ kurma çabasıdır.

Koparılan her çiçekse doğa ile insan arsında koparılan bir bağdır aslında, yeniden kurulması çok zor olan…

Bütün mesele de o bağı ne ölçüde kurabildiğiniz ve doğanın güzelliğinin tadına ne ölçüde varabildiğinizde saklıdır.

Ve; koparılan her çiçek doğanın güzelliğini sadece sahiplenmektir, asla olduğu gibi kabullenmek değildir!

 

***

Bunu en güzel düşünceleriyle olay yaratan ünlü hintli filozof Osho’nun şu sözleri anlatır:

‘‘Eğer bir çiçeği seversen koparma, bunu yapma. Çünkü eğer koparırsan ölür ve senin sevdiğin şey olmaktan çıkar. Eğer bir çiçeği seversen bırak olduğu gibi kalsın. Aşk sahiplenmek değildir.  Aşk olduğu gibi kabullenmektir.’’

Kim bilir? Belki de, aşkı da doğayı da sahiplendiğinde kaybettiğini anladığı zaman insan gerçekten sevmeyi öğrenebilecektir.

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı