En Üst

25 Eylül 2017

Camilerin elektrik ve su borçları

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Son dönemlerde tartışılan ilahiyat ve camii tartışmalarının önemli bir paçası da camilerin elektrik borçlarıdır. Bu konu Din İşleri Başkanlığı görevini sürdürürken özellikle ilgilendiğim konulardan biriydi. O dönemde Elektrik Kurumu’ndan tüm cami borçlarının listesini almıştık; ancak bize bu listeyi veren kişi, bunun bilinmesini istememişti. Aklımda kaldığı kadarıyla camilerin toplam borçları bir milyon sekiz yüz bin lira civarındaydı. Elektrik kurumundan edindiğimiz listeyi incelediğimizde bazı camii isimlerinin hatalı olduğunu görmüştük. Bunun üzerine birilerinin kaçak elektrik kullanıp kullanmadığından şüphe ederek bir soruşturma başlatmıştım. Ben görevden alındığımda bu soruşturma henüz tamamlanmamıştı. Anladığım kadarıyla da ben görevden alındıktan sonra bu soruşturma ileri götürülmedi. Son günlerde basında çıkan haberlere göre camilerin elektrik borçları altı milyona ulaşmış. Ben görevde iken faizleri ile birlikte bir milyon sekiz yüz bin lira dolayında olan camii borçlarının üç senede altı milyona nasıl çıktığını birilerinin çıkıp açıklaması gerekmektedir.
Ben görevde iken elektrik borçlarının ödeme planlamasını yapabilmek için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden vakıfların gelir ve giderleri hakkında bilgi istedim. Ancak genel müdürlük bana bu bilgiyi göndermediği için ödeme planlaması yapamadım. Çünkü halkın temiz duyguları ile bağışladığı binlerce dükkan, arazi ve iş yeri gelen her iktidar tarafından yandaş ve yoldaşlara peşkeş çekilerek, sosyal bir yardım kurumu olmaktan çıkarılarak siyasi rant kurumuna dönüştürüldü.
Vakıfların rant kurumuna dönüştürülmesi, doğal olarak Din İşleri Başkanlığı’nın üzerindeki baskıların artmasına ve pasifize edilmesine yol açtı. Yaklaşık otuz sene boyunca Din İşleri Başkanlığı’na hiç kimsenin atanmaması ve vekalet ile idare edilmesinin ana sebebi buydu. Din İşleri ve Vakıflara ilk müdahale İngiliz idaresi zamanında yapılmıştı. Ancak İngilizler vakıflara verdikleri zarar sebebiyle, yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmışlardı. Vakıflara ait olan Saray otel İngilizlerin verdikleri zarar sebebiyle ödedikleri tazminatlarla yapılmıştı. Bu otel UBP hükümeti döneminde Kumarhaneye devredilerek amacına aykırı bir şekilde kullanılmaya başlandı. Vakıflar İdaresi’nin Türk Cemaat Meclisi’ne devrinden sonra, vakıflara verilen zarar İngilizlerinkinden kat kat fazla olduğu ileri sürülmektedir. Ancak henüz daha bu zararların hesabını hiç kimse vermiş değildir. Vakıflar ve Din İşleri Kıbrıs’ın en zengin kurumlarından olmasında rağmen, sürekli borçlu gösterilmektedir. Her nedense değişen Vakıflar Müdürleri ve Din İşleri Başkanları bu sorunun çözümü konusunda ciddi hiçbir girişim yapmadılar ya da yapamadılar.
Görevde iken bazı belediyelerin sürekli olarak başkanlığa camilerin su borç faturaları göndermeleri de karşılaştığım bir başka bir sorundu. Yaptığım incelemede camilerin su parası ödememesi karşılığında vakıflara ait suların devletin kullanımına verildiğini öğrendim ve belediyelerden gelen yazılara, bu bilgiyi cevap olarak yazdım. Ancak bu cevap ilgili belediyeleri tatmin etmediği için aynı yazılar gelmeye devam etti. Bugün hala daha aynı sorunlar devam etmektedir. Rumların ve başka halkların KKTC’deki mal ve mülklerini iadeyi savunan bazı aydınlarımızın, Kıbrıs Türk halkının eseri olan vakıfların talan edilmesine hiç değinmemeleri, kendi kendimize karşı ne kadar duyarsız ve acımasız olduğumuzu göstermektedir. Umarım yeni hükümet bu konuda kurumsallaşma adına bir adım atar da Vakıflar ve Din İşleri’nin amaçlarına uygun hizmet vermelerinin önünü açar.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman