Köşe Yazarları

Bizde güzel yok (mu?)


Aslında bu yazımın başlığını şöyle düşünmüştüm:
“Biz Cennette Değiliz”.  Ya da “Biz Cennette değildik”.  Ama gerçek hiç de böyle değil.  Biz gerçekten cennette idik.  Ve cennetteyiz.  Neden mi?
  Çünkü cennet gibi bir adamız var.  Akdeniz’in bütün özelliklerini, sıcaklıklarını, kısa ya da uzun süreli iklim değişikliklerini, 365 günlük güneşini, masmavi, parlak denizini, genel sempati toplayan yaşam tarzını, tarihini, coğrafyasını, velhasıl güzel olan her şeyi kendinde toplayan cennet gibi bir adamız var.
  İnsanları da yumuşak başlı, sempatik ve konukseverdir.   Ve güzeldir de.
  İşe bakın.  Başlığı yine değiştirmek gerekecek galiba.  “Bizde Güzel Var.” demek gerek.  Var tabii.  Tüm çağların en ünlü güzeli Kıbrıs’tan çıkmadı mı?
  Aşk ve güzellik ilahesi Afrodit’in doğum yeri Kıbrıs değil mi?  Baf sahillerindeki Afrodit kayalıkları bunun tarihi değerini kanıtlamıyor mu?
  Hamamları, mabetleri de öyle.  Her yılı her mevsimde sayısız turistler Afrodit’i anmak için bu güzel aday, bu Afrodit Adası’na gelmiyor mu?
  Yukarıda saydığımız güzellik ve özelliklere, mitolojik de olsa, Afrodit’i de katarsak ülkemizin ne kadar parlak bir coğrafya parçası olduğunu hemen görürüz.

    *** ***

  İşte bu yüzdendir ki, Kıbrıs dış dünyada her zaman rağbet görmüştür.
  Tüm tarihler boyunca.  Her çağda.  Ve her vesile ile…
  Modern dünyamızda da böyle.  Dış dünyada taşan güzellikler ve etkinliklerin Kıbrıs’ta yer alması gayet doğaldır.  Film ve kapak seçimleri, belgeseller, çeşitli yarışmaların sıkı sık adamızda yapılması bu yüzdendir.
  Bu etkinliklerin çoğu uluslararası bir önem taşır.  Güzellik yarışmaları, manken yarışmaları, üst düzey konserlerin ve akla gelen ya da gelmeyen çeşitli etkinliklerin merkezidir Kıbrıs. İlk bakışta bu tür gayretlerin ülkemize getirdiği avantajlar saymakla bitmez.  Tanıtım, turist çekimi, bunların ekonomik etkisi akla gelir hemen.  Ancak bu ‘sonuçtan’ ne kadar yararlanabiliyoruz?
  Ya da bu gelişmeler ortamında ne kadar ‘varız’?
  İşte bu sorunun yanıtı ve bunun getirdiği ‘sonuç’ ya da ‘sonuçlar’, pek de iç açıcı değildir.

    *** ***

  Bu acı gerçeğin en örneğini geçtiğimiz akşam  gördük.  Bir süreden beri medyada önemli bir yer tutan “Miss Fashion TV 2015” yarışmasından söz ediyoruz.  Geçtiğimiz akşam bu çok renkli olayın finali yapıldı.
  Kıbrıs’ta.  Girne’de, Rocks Hotel’de.  Güzeller zaten Kıbrıs’ta kamp kurmuşlardı.
  Güzeller 37 ülkeden gelmişlerdi.  Ama aralarında Kıbrıs’ın temsilcisi yoktu.
  Yani Kıbrıs’ta “Kıbrıs” yoktu. Bir tek Kıbrıslı modacı Tezel Ziya’nın kreasyonları boy göstermişti. Bu acı bir gerçek değil mi?
  Kıbrıs olaya ‘uzaktan’ baktı.  “Suçlu kim mi?” diyorsunuz.  İşte burada biraz düşünmek gerek.  İşi organize edenlerde mi?  Yoksa içimizdeki ilgililer de mi?  Yanıt ne olursa olsun, bir garip olduk bu durum karşısında.  Kendi ülkemizde 41’inci olamamanın acı garipliğini hissettik.  Oysa güzellerimiz de vardı.  Bu işle uğraşanlar da.  Ve cennetin merkezinde oturan bizdik.  Afrodit’in torunları da bizdik.  Afrodit’i utandırdık.  Yazık oldu.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı