Bir KKTC gerçeği

22 Nisan 2014 Salı | 12:18

“Devlet-i Osmanı ahalide terfiyi temayüz ilim irfan ile olmaz.

Ya olacak kuvvetli iltimas.
Ya olacak madeni haz.
Ya da olacak ten ile temas.”
diye hatırlattı Çağan Öztuna arkadaşımız.

***

İşimize geldiğinde topumuz Osmanlı torunuyuz ya hala daha atalarının yolundan ayrılmayanlar var.  Geçen asırlara rağmen bu uygulamaya aynen devam.
Devlet kapısında yaşanan sınav rezillikleri ve işe alımlar sadece yakın döneme ait değil, bu coğrafyanın kaderi. Dönemin adamları tuttuğu balı yalamasını, yalattırması iyi beceriyor.
Nerede eğitim aldığın, tecrüben, deneyimin, yaptıkların değil; ,arkanda kimin olduğu önemli. Yeşili turuncusu, kırmızısı fark etmez her dönemin adamı olup sistemden yararlanacak kadar sinsi davranmak ise hayat poliçesi.
Seçim öncesi kamuoyu nabzını yoklamak, iktidar ihtimali yüksek partinin gençlik kollarına kayıt yaptırmak. Köşede, çemberde bayrak sallamak, mitinglerde ön saflarda yer alıp yüksek tondan bağırmak, şak şakçılık yapmak terfi ve tayin için en büyük maharet.
Ufaktan bir çevreye bir kesik atsak onlar, hatta binlerce yaşayan örnek mevcut. Bu arada kurultaylar gibi özel dönemleri de unutmamak gerek.
Veterinerin öğretmen olduğu ülkede tam tersi eğitimciye tarım ve hayvancılıkla ilgili saçma sapan terfi ile görev biçme hükümetçilik oynayanların eseri. 
Hal böyle olunca vay çemberin dışındakilerin haline. Politika ile alakası olmayan, siyasi partilerin önünden geçmeyenler ağzı ile keklik tutsa işi zurna.
***
Tanıdık tanımadık herkes soruyor saçlarını neden kestin diye…Beş -altı yıllık sözümdü; tuttum. Sporcum, takım arkadaşım, meslektaşım en önemlisi doğru bildiği yolda yürüyen Hüseyin Arhan, sonunda şeytanın, sistemin bacağını kırıp 10 yıllık mücadelenin ardından Beden Eğitimi öğretmeni oldu.  
Öğrenim gördüğü, üzerine master yaptığı spor alanında öğretmenliği meslek seçen ve sadece teorikte değil pratikte bunu yaşam biçimi yapan, Türkiye’de şampiyonluklar yaşayıp kürsüye çıkan takımın, kaptanın büyük zaferi. 
Bu uğurda neler yaşadığı, ne haksızlıklara uğradığı, hedefine ulaşmak için sevdiği birçok şeyden nasıl vazgeçtiğini yakından bilenlerdenim.
Politikacılar gibi değil verim sözün arkasında kaldım… Gücümün aldığıma inandığım saçlarımı kestim. Sisteme çalım atmanın, yıllarca hakkı çiğnenen bir gencin hayata karşı gururlu zaferi karşısında helal olsun bir tutam saç.
Beden Eğitimi Öğretmeni olacağım dedi ve sözünü tuttu. Bu uğurda çok sevdiği sporu bıraktı, okumadık kitap, çözülmedik soru, girmediği sınav kalmadı. Bir kişilik kontenjan açıldı ikinci oldun dediler, iki kişilik kontenjan açıldı üçüncü oldun dediler. O yılmadı. Sınav barajını hayatında geçmeyen kişiler ful puan çekmesine emek ve bilgi hırsızlığında herkes  maymunları oynadı. Sınav soruları dışarıya sızdırıldığı, sınavların şaibeli olduğu uzamanlar tarafından ortaya kondu ama onun hakkını savunan tek kimse çıkmadı…
Umutları sıfırlandığında, bu iş olmayacak dediğinde bile kimsenin köpeği olmadı. Kimseye yalakalık yapmadı.  Bu topraklarda ki kaybolan değerlere inat, “Onurlu ve dik duruşuyla” mücadelesine devam etti.
Bilinen sistemin ifşa edilmesinden sonra yapılan ender temiz sınavda finişi bileğinin hakkıyla birinci geçerek hayata ve sisteme “inadıyla iyilerin de kazanabileceğini” gösterdi. 
Darısı onun gibi bu mesleği hak edip sistem mağduru olan Okan Karademir ve diğerlerinin başına.