Köşe Yazarları

Bak Sen Şu Konuşana!

 

 

Okudukça midem bulanıyor. Kusmak ötesi karmaşık duygular içerisindeyim.

Halk perişan oldukça “Liboş tayfa” durmaksızın konuşuyor. Akıllarınca öneri sunup çözüm bulacaklar. Yegane gayleleri; kar marjı azalan, sömüren/kemiren/semiren sermayeye daha fazla pazar/pasta/mamma yaratmak arayışıdır.

Ayni gemideymişiz!

Bak sen!

Kuyruklu yalan!

Onlar batarsa halk da batarmış!

Hiç alakası yok. Halk cılızlaştıkça o “savunduklarınız” daha da çok semiriyor. Şişiyor. Üfürülüyor. Söylenenlerin yalan/yanlış olduğu bundan belli!

Devlet herşeyini zaten yitirmiş durumda… Elinde nesi kaldı ki?

Ama bu vampir ruhlular yine de doymuş değiller.

Toprak doyursun!

Diyorlar ki; devlet sadece “Gece Bekçisi” konumunda olmalıymış!

Yani sadece ve sadece, ortaçağ derebeylerinin yaptığı gibi iyi korunan kalelerde feodal beyleri korusunlar yeter de artar bile size göre değil mi?

Bu devlet bugüne kadar neyi denetlemiş? Yaptığı düzenlemeler neler? Kimin işine yaramış bunlar?

Elinde kalanlara da göz dikmişsiniz besbelli.

Limanları onarıp, allayıp pullayıp, sizi masraf etmekten kurtarıp, hazırlayıp teslim etmesini dayatıyorsunuz.

Haberleşme için de farklı talepleriniz yok. Ulaşım için de. Hatta suda bile. Enerjide sona gelmişsiniz. Ha başardınız ha başaracaksınız. Ramak kalmış.

Taktik hep ayni taktik. Önce batır, sonra sattır.

Adına da devlet kamburdan kurtarılmalı de. Vergi vereceğiz, istihdam yaratacağız, refah sağlayacağız de.

Yemezler ağalar yemezler!

Vazgeçin bu sermaye/sömürücü seviciliğinden.

Halk odaklı olun halk!

Mezarda kemik sızlatmayın.

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı