Poli

Avcılık hak değil, bir ayrıcalıktır

 

Avcılık, atalarımızın çiftçilik ve hayvancılığı öğrenmelerinden önce, yüzbinlerce yıl hayatta kalmalarına olanak sağlamış bir etkinliktir. Gelişme ve teknoloji, insanların gıda kaynaklarına daha kolay erişimini sağlamış olsada, birçok kişi avcılık geleneğini devam ettirmektedir.

Günümüzde avcılığın ne zaman, nerede ve nasıl yapılacağını belirleyen birçok kural vardır. Avcılar tarafından da desteklenen bu kurallar, birçok nedenden dolayı, azalan av hayvanlarının korunmasını ve avlanma eşitliğini sağlamak amacı ile son 100 yıl içerisinde uygulamaya konulmuştur.

Bununla birlikte, avın avcı sayısına göre az olduğu sürdürülemez avcılık uygulamaları ile avcılığı ilgilendiren kazalar ve kötü davranışlar, avcılığın geleceğini tehdit etmektedir. Bu olaylar, avcılık eğitiminin ve avcıların işbirliğinin, güvenli, sorumlu ve bilgili, avcı ve atıcılar’ın yetişmesi için gerekli olduğunu göstermektedir.

***

Avcılık eğitimi, sürdürülebilir avcılığın en önemli parçasıdır ve avlanmanın yasal olduğu birçok ülkede zorunludur. KKTC’de avcılık eğitimi 26 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe giren yasa ile “zorunlu” hale gelmiştir.

Avcılık eğitimi; avcı becerilerini, avcılık yönetmelik ve sorumluluklarını, yaban hayatının korunmasını ve doğa yaşamını kapsar. Eğitim, sorumlu avcılar için bir ömür boyu sürecek, doğaya saygı, doğanın korunması ve doğru bir şekilde yönetilmesi için ilk adımdır.

Avcılık ahlakı, avcıların avlanma kurallarına aykırı davranmamasını, doğal hayatın herkesin refahı için korunması konusunda çalışılmasını ve av hayvanlarına onurlu bir şekilde yaşaması veya ölmesi için şans verilmesi gerektiğini belirtir.

Sorumlu avcılar, doğanın geleceği için çalışır, doğayı çocuklarının ve torunlarının da avlamak için aynı fırsatlara sahip olması ya da sadece doğanın keyfini çıkarması şeklinde düşünür.

Sonuç olarak, avcıların Kıbrıs’ın doğal kaynakları konusunda sorumluluğu vardır ve Kıbrısta avcılığın uzun vadeli bir etkinlik olarak sürdürülebilmesi için avcıların yaban hayatının korunması için gösterdiği çabaya da bağlıdır.

avcılık

Kıbrıs adasında avcılığın, adada yaşamış olan bodur su aygırları ve fillerin günümüzden 11.000 yıl öncesinde adaya ayak basan ilk topluluklar tarafından avlanarak, soylarının tüketilmesine kadar, uzanan bir geçmişi vardır.

Günümüzden 9000 yıl önce adaya adapte edilen Ala Geyiğin aşırı şekilde avlanması ve tükenmesi de avcılık süreci içersindeki diğer bir önemli olaydır. Arkeologlar, adada yakın zamana kadar kuşların avlanması ile ilgili herhangi bir bulguya rastlamamış ve büyük olasılıkla kuşların avlanmasının çok daha sonraları başladığı görüşündedirler.

Kıbrıs’ta kuşların ve tavşanların avlanmasının geçmişi, modern ateşli silahların üretilmeye başlanma tarihi ile örtüşmektedir. Bunla birlikte, Kıbrıs’ta, et ihtiyacını karşılamak için yapılan avcılık, 20. yüzyılda da devam etmiştir.

Günümüzde ise Kıbrıs’ta besin ihtiyacını karşılama amacı ile avcılık yapılması ihtimali düşük veya hiç yoktur. Avcılık aktivitesi ilk planda, yabani avın tüketilmesi ise ikinci sıradadır.

***

Yasalar ve yasakların esas amacı av hayvanlarının neslinin yok olmasını önlemek, avcılar arasında eşitlik sağlamak ve av sırasında meydana gelebilecek kazaların önüne geçmektir.

Avcılığı yasa ile devlet düzenine ilk sokan Moğol Han’ı Cengiz Han’dır. Cengiz Han’a göre av “Savaşın okulu”dur. Öyle ki, Kıbrıs’ın hem kuzeyinde hem de  güneyinde avcılığın bu denli yaygın olmasının altında yatan da kuşkusuz iki toplum arasında birilerinin ekmeye çalıştığı savaş tohumlarının bir ürünüdür.

1900’lü yılların başlarına kadar Kıbrıs’ta av hayvanlarının, yasaksız sınırsız avlanabildiğini ve ayrıca pazarlarda serbestçe satıldığına ilişkin de kayıtlar vardır. Sonrasında ise, ön plana çıkarılan avcılık aktivitesine, daha modern koruma düşüncesinin entegrasyonu sağlanmıştır.

Bugün, Avrupa ve Kuzey Amerika bölgelerinde, yaklaşık 100 yıldır avlanmanın geleceği için “korumacı avcılık” olgusu için çaba gösterilmektedir. Öyle ki, bizim 100 yıl geriden de olsa buna adapte olma zorunluluğmuz kaçınılmazdır.

***

Avrupa’da avcılığın en parlak dönemlerinde, saraylarda ve şatolarda düzenlenen av partileri hükümdarların ve beylerin gücünü göstermesinin bir şekliydi. Avcılığa getirilmiş kısıtlamalar, o dönemlerde alt sınıfların üst sınıflara duydukları öfkenin nedenlerinden birini oluşturup, avcılığın bir ayrıcalık olmaması gerektiğinden dolayıydı.

Toplumda insanların bir çoğu beslenme amacı ile avlandığı dönemler, bu düşünce doğal olarak bir haktı, ama günümüzün modern toplumlarında avcılık yapan oran olarak küçük bir topluluk vardır ve av öncellikle besin sağlama amacıyla yapılan bir aktivite değildir.

Bu gerekçe ile -her ne kadar Kıbrıs’ın her iki kesminde bundan sapma görülse de- av yapan insan sayısında da eski çağlara oranla günümüzde çok büyük bir azalma olmuştur. Günümüzde avcılık, artık tartışmasız bir şekilde hak değil, yasalarla avlanmak isteyenlere tanınan bir ayrıcalıktır.

Avcılık Kıbrıslıların sadece düşük bir yüzdesinin katıldığı bir ayrıcalıktır. Avcıların bu gerçeği anlaması önemlidir. Avlamak için bir “hak” yoktur ve unutulmamalıdır ki, yasalar avcılığın her zaman sınırlandırılabileceğini veya durdurulabileceğini yazar.

(Kaynak: Doç.Dr. Salih Gücel)

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı