Köşe Yazarları

19. yıl geçti aradan


Bireylerin yaşamları, inişli yokuşlu, dolambaçlı, bazan berrak ve açık, bazen loş ve labirentli evrelerden gelir geçer.

Bu gayet doğal bir prosedürdür. Acısıyla, tatlısıyla, başarı ve başarısızlığıyla geçen bir ömür. Hemen hemen hiçbir insanın hayatı dümdüz, engebesiz, engelsiz, barikatsız, rahat ve kolay yollardan geçmez.
İstisnalar dışında. Ve bu istisnalar da hemen hemen yok gibidir.
Bireylerin geçirdiği bu kavramlı ömür seyahati, sadece kişisel olarak yaşanmaz.
Resmi işinde, kariyerinde de ortaya çıkar. Ne var ki, karşılaşılan zorluklar karşısında, çoğu kez bir direniş söz konusu olur.


Kendine bir yol çizmiş, bir amaç edinmiş kişi, içinde taşıdığı azim ve irade gücüyle bunları yenmeye, o amaca doğru ilerlemek için elinden geleni yapmaya başlar.
Azim ve irade ile bunları yenmeyi başarır. Ve menziline ulaşır.
Bu başarıda azim ve irade yanında, kendine olan özgüven, bilgi ve deneyim de büyük rol oynar.

*** *** ***

Bireyler yanında kurum ve kuruluşların kaderi de aynı yollardan geçer.
Meslek ve amaç bakımından bir araya gelen kurum, kuruluş, topluluk ve dernekler hedefleri yolunda karşılarına çıkan engel ve güçlüklerle mücadele etmek zorundadır.
Özellikle bu rekabet çağında kendi kariyerlerinde en iyisini yapmak ve hitap ettikleri ortamda iyi bir yer tutabilmek için, her türlü gayreti gösterirler.
İşte bu gayret meslek seçiminden, hedef saptamasından itibaren başlar.
Arz ve talep gözden geçirilir. İçinde bulunulan toplumun gereksinim derecesi araştırılır. Kendi kapasite ve yetenek dereceleri ölçülür.
Maddi ve manevi her türlü hazırlık yapılır. Artık yeni kariyer saptanmıştır.
Geriye tanıtım kalır. İş bununla da bitmez.
Hizmet verdiği alanda kendini tanıtmak yanında, işin kalite ve itibarını sağlamak da önemli bir adımdır. Artık başarı yoluna ilk adım atılmıştır.
Geriye bu başarıyı günden güne artırmak, daha iyisini verebilmek için çaba göstermek kalır. Bu inanç ve gayret sonunda ise zirveye de varılır.
Bir “marka” olmaya da.
*** *** ***
Buraya kadar sıraladığımız gerçeklerle tamamen bağdaşan, başarılarına yeni başarılar imza atmış, yetenekli toplum bireylerimizin ve topluluklarımızın bulunması, bizim için ve genelde toplumumuz için kıvanç verici, gurur verici bir olaydır.
Buna bir örnek olarak SOS müzik grubunu rahatlıkla gösterebliriz.
Müzik dünyamıza başarısını, damgasını vurmuş bir topluluk SOS.
Yıllar önce bir araya gelip ortaya çıkan SOS, daha ilk günlerden gelecekteki başarılarının ilk ürünlerini, ilk müjdelerini vermişti.
Grup elemanlarının hepsinde umut vardı. Heyecan vardı. Ve en önemlisi yazımızın içeriğinde belirttiğimiz özellikler vardı. Bilgi ve yetenek yanında özgüven, azim ve irade. İşte bu manevi zenginliklerle yola çıkan SOS, bugün gerçek bir marka haline gelmenin haklı gururunu yaşıyor.
Ülkemizin dört bir yanında aranan bir popülariteye sahip olan SOS, gittiği her yerde artan bir övgüyle karşılanıyor.
Ve grup her zaman ve her yerde övgüye ve alkışa layık olduğunu fazlasıyla gösteriyor. Kanıtlıyor. Dile kolay. Tam 19 yıl geçti aradan.
Ve geçen bu uzun süre içerisinde SOS idealinden hiç ödün vermeden başarı yoluna devam ediyor. “Daha nice yıllara” diyoruz.



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı