Köşe Yazarları

Göksel Arsoy: Bir Yeşilçam devi Gönendere’de

Herkese merhaba dostlar… Daha dün gibi… Zaman nasıl da geçiyor…

Gönendere’de çocuktuk, sokaklarında oynuyorduk… Kendimizi bilmeye başladığımızda, gökyüzünden müzik sesleri duymaya başladık… İlgimizi çekti… Meğer bu sesler Gönendere Hürriyet Sineması’ndan yayınlanan müzik sesi imiş, bizi akşamki filmi izlemek için sinemaya davet ediyormuş… Neler yaşandı neler o yıllarda… Sonra müzik sesleri yok oldu, gökyüzünden silah sesleri duymaya başladık… Biri sanat, diğeri ölüm… Biri hesapsız, insanca duygularla güzellikler sunuyor, diğeri tüm mevcudatı kendi çıkarları uğruna yok etme üstüne kurulu aşağılık bir sistem… işte,10 yaşında bir çocukken 1974 yılı geldi çattı… Bizlerin dışında belirlendi kaderimiz, kör-topal bugünlere kadar geldik… Yıl 2016… Durum meydanda deyip geçeyim isterseniz. Savaşın izleri, travması hala içimizde yaşamaya devam ediyor… Yaşar Artam abim o telsizi Serdarlı’dan Gönendere’ye sırtında getirmeyi başarmasaydı, Türkiye’mizden gelen uçaklara gerekli bilgiler verilmeseydi, belki de bugün hiç birimiz yoktuk… Hep söylerim Yaşar abi benim çocukluk kahramanımdır diye…

emeğin ve zeytinin çağrısı 3

Neyse, bu konulara derinlemesine girmeyelim şimdi. Ülke şartları benim gibi birçok insanı Kıbrıs dışında yaşamaya itti, mecbur bıraktı. Bu durum o tarihlerde olduğu kadar olmasa da, hala geçerliliğini ne yazık ki korumakta. Memleketin yalnızlığı doğduğum topraklara ayak basar basmaz karabasan gibi üstüme çöküyordu. Köyüme, Gönendere’ye de her gittiğimde Hürriyet Sineması’nın içler acısı durumunu da ülkenin durumu ile özdeşleştiriyordum. Sinemanın içinde otlar çıkmış, perdesi yıkılmaya yüz tutmuş, her tarafı pas sarmış; terkedilmiş bir şekilde duruyordu… Hayallerimi süsleyen o büyülü perde gözlerimizin önünde eriyip yok oluyordu… Sonra, bu durumun bir belge olarak tarihdeki yerini alması için fotoğraflarını çektim ve Havadis Gazetesi’ndeki köşemde, başta da belirttiğim gibi ülke durumu ile özdeşleştirerek bir yazı yazdım. Adeta KKTC’nin minyatür görüntüsü vardı Hürriyet Sineması’nda… İlgisizlikten ve yok sayılmaktan dolayı can çekişiyordu… Gözlerimizin önünde eriyordu… Başta Yaşar Artam abimin de babası olan rahmetli Kahveci Hasan dayıya, Nuri dayıya, kıymetli büyüğümüz İsmail Savalaş hocamıza, bizi bu günlere getiren, yokluklar içinde var olmamızı sağlayan atalarımıza ne diyecektik? O yazıyı çaresizlik duygusu içinde, gözlerimden yaşlar akarak yazdığımı çok net hatırlıyorum… Deli miyim neyim, ama böyle işte… Memleket bu, başka bir şeye benzemez…

gönendere çalışma 1

Aradan bir süre geçti… Bir gün telefonum çaldı… Erhan Sevgin kardeşim arıyordu. Gönendere Şehit Zeka Çorba Ortaokulu Okul Aile Birliği Gönendere Hürriyet Sineması’nı “SANAT MERKEZİ” haline getirmeyi düşündüğü müjdesini verdi bana. Çocuklar gibi sevindim. Elimden ne geliyorsa yapacağımı hemen söyledim. O sırada biz de Tiyatro AŞHK’ı yeni kurmuş “Hüseyin Köroğlu ile IŞIĞA YÜRÜTEN ADAM” gösterisinin provalarını yapıyorduk İstanbul’da. Hemen şimşekler çaktı beynimde. Perdesine bakarak hayaller kurduğum; Yılmaz Güney’i, Fatma Girik’i, Cüneyt Arkın’ı, Türkan Şoray’ı, Göksel Arsoy’u, Belgin Doruk’u, Kemal Sunal’ı, Hülya Koçyiğit’I, Ediz Hun’u, İzzet Günay’ı ve nicelerini izlediğim o perdenin önünde hem Tiyatro AŞHK doğmalıydı, hem de Artam Kültür ve Sanat Merkezi… Ahmet Gulle kardeşimle ve Yaşar Artam abimle de konuşunca tarih netleşti… 13 ekim 2012 cumartesi, saat:19.30’da dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu’nun, bakanlarımızın, milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, sanatçılarımızın, katılmak isteyen tüm halkımızın, köylülerimizin, dostlarımızın ve akrabalarımızın da katılımı ile o muhteşem gece yaşandı… Evet dostlar, şaka gibi ama Artam Kültür ve Sanat Merkezi 13 ekim cumartesi, 2012 yılında açılışını yaptı, Tiyatro AŞHK da ilk gösterisi ile, tıpkı benim gibi, Gönendere’de doğdu… Benim için o gece ikizimiz oldu diyelim… Sizce bu bir düş değil mi? Ben, Gönendere Hürriyet Sineması’nın perdesine bakarak hayaller kurarken, böyle bir hayal kurabilir miydim sizce? Bence mümkün değil. O gece nasıl hayallerimizin de ötesine geçtiğimizi gözlerimle gördüm, yaşadım. Sevgi seli aktı Gönendere’ye… İnsanlar ışıkta aydınlanmaya koştu… koşmaya da devam ediyor…

Sinema filmleri afişleri

Sonra kendi ayakları üstünde durmaya başladılar… Kıymetli abim Osman Alkaş ve değerli meslektaşım Hatice Tezcan’ın kaleme aldığı ve yönettikleri “Emeğin ve Zeytinin Çağrısı”nı, folklorik bir oyunu üretip, içine beni de temsil edecek sahneleri koyup ramp ışıklarına taşıdılar. Birçok festival katılıp kültürümüzü temsil ettiler… Kendi folklor guruplarını kurdular… En son da Yaşar Artam abimin gözbebeği gibi sakladığı eski film afişlerinden “Gönendere Hürriyet Sineması Türk Film Afişleri Sergisi (1952-65)”  Kıbrıs Türk Emekliler Derneği’nde açıldı.

göksel arsoy 6
Göksel Arsoy

Şimdi, Mesaryanın göbeğinde ışıl ışıl yanmakta, etrafını aydınlatmakta Artam Kültür ve Sanat Merkezi. Gönendere’ye gönüllü olarak sahip çıkarak KKTC’ye de müthiş bir mesaj iletiyorlar/iletiyoruz… Diyoruz ki “Doğduğunuz topraklara, kültürünüze, geçmişinize ve geleceğinize birbirinizi kabullenerek, saygı duyarak, sevgi ile birbirinizi kucaklayarak sahip çıkarsanız; bir yumak gibi “BİR” olarak emek vererek çalışırsanız, başarıya ulaşırsınız.”. İşte bu formül bence KKTC’nin de sıkıntılarını aşma formula olabilir… Tabii görmesini bilene…

Bu muhteşem diriliş için tekrar emeği geçen herkese bir “İNSAN” olarak can-ı gönülden, içenlikle çok teşekkür ediyorum… Bir damla da katkım olduysa ne mutlu bana… Eeee daha ne yapsınlar? Darısı ülkenin başına. Aslolan K.K.T.C.’dir. K.K.T.C. ne kadar güçlü olursa, ne kadar kendi ayakları üstünde durmayı başarırsa, bence Kıbrıs’a da “BARIŞ” o kadar çabuk gelecektir.

Şimdi gelelim, 30 nisan 2016 cumartesi gününe. Gönendere Kültür ve Sanat Festivali 4. Kez “Kültürümüzü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak.” dileği ile yine sizlere kapılarını açıyor. Bu kez büyük de bir süpriz var. Sabah saat 10.15’de Yeşilçam’ın Atın Çocuğu Göksel Arsoy Gönendere Sinema ve Kültür Evi’nin açılışını yapacak… Ne büyük bir onur… Ben ayrıca bir sanatçı olarak Sayın Göksel Arsoy’a göstermiş olduğu hassasiyetten ve köyümüze verdiği kıymetten dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu noktada, Sayın Göksel Arsoy’la iletişimi sağlayan, köyümüze, Gönendere’ye gelmesinde ön ayak olan bir de KKTC sevdalısı abimiz var. KKTC İstanbul Başkonsolosluğu’nun bence eli ayağı olan kıymetli abim Cahit Kayıarslan’a da huzurlarınızda göstermiş oldu

Göksel Arsoy
Göksel Arsoy

ğu çabalardan dolayı çok teşekkür ederim. GÖKSEL ARSOY… Duyduk duymadık demeyin, bir Yeşilçam devi, Yeşilçam’ın Altın Çocuğu 4. Gönendere Kültür ve Sanat Festivali’nde… Bu tarihi ana tanıklık etmek için 30 nisan cumartesi saat:10.15’de Gönendere’de olmanızı tavsiye ediyorum…

Bu arada ben de yeni sanatsal üretimlerin arifesinde, anlayacağınız doğum sancıları içindeyim. Yakında sizlerle paylaşacağım… Belki yarın, belki de yarından da yakın diyelim… Tiyatro, sinema, yönetmenlik hepsi iç içe devam ediyor… Durmak yok… Son nefesimize kadar mumlarımızı yakmaya bu dikenlerle dolu güllü yolda sabırla ilerlemeye devam edeceğiz…

Herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden hasretle öpüyorum… Doğduğum toprakları koklayın benim için…

Yaşasın sanat… Yaşasın tiyatro… Yaşasın BARIŞ…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı