03 Aralık 2016

Yüzde 40’ını feda etmeye hazır mısınız?

Haber İçi Üst

Tam da üzerinde tartışmamız gereken bir konu bu…
Para gecikti.
Hangi para?
Türkiye’nin KKTC bütçesine “katkı” olarak aktardığı para.
Bu para belli bir program dahilinde ulaşıyor.
Ortada imzalanan bir protokol var.
Deniyor ki, “KKTC Hükümeti şu ayda şu yasayı geçirecek, bu ayda bu özelleştirmeyi yapacak…”
Beraberinde de başka baskılardan söz ediliyor.
Örneğin, özelleştirmede “şu şirkete ihaleyi verin” baskısı…
Örneğin, “ilahiyat koleji açın” baskısı…
Örneğin, “daha çok insanı vatandaş yapın” baskısı…
Örneğin, “cami yapın” baskısı…
Liste uzayıp gidiyor.
Peki nedir çaresi?
Çaresi denk bütçedir.
Çaresi, “ürettiğimiz kadar” tüketmektir…
Çaresi, bellidir.
Bakınız dün ne oldu?
Maaşların yüzde 60’ını ödeyecek bütçeye sahip olduğumuz ortaya çıktı.
Yüzde 40’lık bir sorun vardır…
Ya gelirleri artacak yüzde 40…
Ya da giderler azalacak, yüzde 40…
Başka türlü olamayacak, olmayacak.
Kıbrıs Türkü ayaklarının üzerinde durmak istiyorsa, “yüzde 40’ı” iyi düşünmek zorundadır.
Batık bankalarda, yok olup giden 700 milyon dolardan bahsediliyor…
Yıllık kaçak yaşam ve kayıt dışı ekonomi ile KKTC’nin 700 milyon TL kaybettiği konuşuluyor.
Vergi toplayamayan, zarar eden kamu kuruluşlarında ısrar eden bir “mali” anlayışla, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durması da olası değildir.
Sorun budur…
Yüzde 40 fedakarlığa hazır mı bu toplum?
Değil mi?
Hazırsanız, tartışalım…

***

Hırsızlık değil de nedir?
Havadis Gazetesi’nde yer alan köşe yazıları…
Havadis Gazetesi’nde yer alan haberler…
Sadece iki internet sitesinde yer almalarına iznimiz var.
Birisi;
www.havadiskibris.com
Diğeri
www.haberkibris.com
Ama maalesef…
Bu iki sitede yer alan haberlerimiz ve köşe yazılarımız, izin alınmadan, kaynak gösterilmeden…
Tepe tepe birçok internet sitesi tarafından kullanılıyor.
Bunun adı hırsızlıktır…
Düşünün…
Buzdolabı üretiyorsunuz…
Biri geliyor sizin ürettiğiniz, parasını sizin ödediğiniz buzdolabını sizden izinsiz alıyor, kendi iş yerinde satıyor…
Hırsızlık değil mi?
Ama iş medyaya geldi mi?
Ne denetim var, ne de başka bir şey.
İki kişi bir araya geliyor…
Bir internet sitesi açıyor.
İçine reklam da alıyor…
Ama içerik sağlayıcısı ise Havadis Gazetesi…
Haberimizi çalışıyorlar…
Köşe yazarlarımızın yazılarını alıyorlar…
“E ama kaynak gösteriyoruz…”
Diyenler de vardır…
İzin aldınız mı?
Yok…
Çala, çırpa kendi internet sitelerinde yayınlıyorlar…
Ayıp, günah da kalmadı.
Alın size hırsızlık…
Biz üretiyoruz, başkaları da alıp alın terimizi, emeğimizi tepe tepe kullanıyor…

***
Karar verilmeli…

Medyanın ciddi sorunları var.
Maalesef “para” medyada yer alanların taptığı bir emtia halini aldı.
Kimse, “gazetecilik yaparak para kazanma” gailesinde değil.
Aramızda bir çok isim de, “gazeteci” olarak piyasada dolaşıyor ama gazetecilik gailesi kalmamış.
Gazeteciliği kullanarak vatandaş olanlara…
Gazeteciliği kullanarak “kamuda istihdam edilenler” de eklendi.
Yetmedi, şimdi de “adaylara vekillik kazandırmak” için yollara düştüler…
“Kamudaki görevlerinden izin alarak…”
Ayrı ayrı ikisine de çok büyük saygım vardır.
Ama hem (TAK ve BRTK hariç) “bakanın danışmanı”, hem de “gazeteci” olunmaz.
Gazeteci ya gazetecidir…
Ya da maalesef…
İçine düşülen durum bataklıktır.
Gazeteciliği ayaklar altına alanlar da tüm mesleğin sahibi gibi ekranlarda, gazete sayfalarında boy göstermektedir.
Bu arkadaşların tümüne de tek tavsiyem vardır.
Gazetecilik de bir meslektir…
Kamuda “bakan danışmanı” olarak görev yapmak da…
Birini seçin…
İkisini bir arada yürütmeye çalışanlar, ikisine de zarar vermektedir.
Kendi inandırıcılıkları da kaybolmakta, türlü tartışmaların içine çekilmekte ve itibarları zedelenmektedir.
Buna da kendileri neden olmaktadır…
Denesinler, göreceksiniz ki mutlu olacaklar…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam